2 Ağustos 2009 Pazar

6 Mart 2009 Gecesi

Yatakta dönüp duruyorum, düşünüyorum, ağlamak için kendimi zorluyorum, düşündükçe üzülüyorum, üzüldükçe düşünüyorum, uyumak istemiyorum, istesem de uyuyabileceğimi sanmıyorum.

Tiyatro dersi için '' Oedipus Rex '' isimli parçayı işliyoruz. Gerçeği göremeyen, bakan kör kral.

Biz de öyle değil miyiz? Bence öyleyiz. Bakıyoruz; ama göremiyoruz çoğu zaman. Düşünmeyince göremiyoruz. Kendimizi arzularımızla başbaşa bırakıp beynimizi uzaklara yolluyoruz. Ama bir şekilde düşüneceğimiz gün gelir, gelecektir.

Bilmiyorum.

Ben mi farklıyım?

Ben farklı mıyım?

Ben çok mu düşünüyorum?

Her insan benim gibi çok düşünüp, her ayrıntı üzerinden yeniden geçiyor mudur?

Düşünme eylemini doğru şekilde gerçekleştirebiliyor muyum?

Doğru düşünmek ne ki? Doğru düşünmek duyguların olumlu olduğu zamanda düşünmek midir?

Peki kötü duygular içindeyseniz, moraliniz bozuksa? Bu zamanlarda düşünüp bir şeylere karar vermek hata mı olur?

Ben ne zaman düşünsem, üzülüyorum, kendimi kötü hissediyorum, çaresiz...

Neden ya? Neden?

Neden hiçbir zaman yakın bir arkadaşım olmadı?

Yakın arkadaş ne demek?

Ya arkadaş ne demek?

Neden arkadaşlık kuruyoruz? Ya da kuramıyoruz?

Ben mi normal değilim?

Suçum: Çok düşünmek.

Geçenlerde birçok makale okudum. Bir tanesinde, bir çocuğun ne yapması gerektiğini hep ailesinden biri söylerse, hep bu uyarılarla büyürse, ileride de her zaman birisine ihtiyaç duyacağı söyleniyordu.

Bu, bana birisini hatırlattı.

Beni, kendimi...

Ne yapmam gerektiği hep ailem tarafından söylendi.

Arkadaşlıklarımda sorun yaşamamın bir nedeni de bu olabilir mi acaba?

Arkadaşlık kurduğumda ailem yanımda değildi. O küçücük yaşlarımda... ve şimdilerde...

Ben hiçbir zaman çekingen ya da utangaç olmadım.

Sorunum ne yapacağımı bilmememdi. Söyleyecek biri olmadığından uzak durdum.

Bu uzaklık, sessizlik ve karanlıkla özdeşir oldu.

Sessizliğe ve karanlığa alışmaya, sonraları da onları sevmeye başladım. Bu durum hep yalnız kalmama neden oldu. Yalnız kaldıkça da hep düşündüm. Çünkü birisi ne yapmam gerektiğini söylemedi, söylemiyor. Ben de ne yapmam gerektiğini kendim düşündüm, düşünüyorum.

Doğruluk görecelidir.

Kötü bir duyguyla bir şeye karar vermek onu yanlış yapmaz. O duygu için doğru olan odur.

Ee?

Duygularımız hep değişmiyor mu? Farklı duygularla da birçok karar verdiğimiz şey olur. Öyleyse doğruların sınırı duyguların çeşitliliği ve düşünme sıklığıyla doğru orantılıdır.

İngilizce'deki ''alone'' ve ''lonely'' kelimelerinin arasındaki fark gibiyim. Ailem yakınımdayken yalnız değildim; ama iletişim kurmak zorunda olduğum bireyler arasında yalnızdım. Şimdilerde ailem de uzak, yine iletişim kurmak zorunda olduğum insanlar da.

Ben yalnız olmayı tercih mi ediyorum? Yoksa, yalnız mı kalıyorum?

Hep yanımda birisi olsun istedim. Düşüncelerimi paylaşmak, farklı bakış açıları kazanmak, sevilmek...

Sevgiye ihtiyacım var. Herkesin vardır.

Normal birisi olduğumu düşünmesem de benim de ihtiyacım var.

Neden hep atılımcı davranması gereken benim? Neden çevremdeki insanlar uzak kalmayı seçiyor? Kendini samimi zannedenler gelip de neden ''Bir sorunun mu var?'' diye sorup uzaklaşıyor.

Bir sorunum daha var.

Evet.

Yalnızlık.

Yalnızım. Sorunum bu.

Yalnızlık güzel değildir. En kötü şeylerdendir. Bir hastalık gibidir.

Yıllarca geçmedi, iyileşemedim bir türlü...

Son zamanlarda, son bir buçuk yıldır, tanıdıklarımın büyük anne ve babalarının vefat ettiğini duyuyorum. Doğal olarak - ya da doğal olmayarak mı? emin olamadım. - ben de bu durumu kendime uyarlıyorum hemen. Yani, benim babaannem, anneannem ya da dedem ölse diye düşünüyorum. Yakında onların da beni yalnız bırakacağını biliyorum üzülerek, kalbim ortadan ikiye yarılarak. Bu düşünce ilerleyip anne ve babama kadar geliyor. Ya onlara bir şey olursa..?

Sanırım artık her şeye kendim karar verip vereceğim kararların da sorumluluğunu üstlenmeliyim. Uzun zamandır kendi irademle aldığım kararlara ne demeli?

Doğru. Onları es geçmemeliyim. Acaba beni sorumluluk düşüncesi mi korkutuyor? Kendi kendime aldığım kararlar çoğu kez beni hayal kırıklığına uğrattığı için mi başkalarına ihtiyaç duyuyorum? Onların tavsiyelerine?

Gerçekten ihtiyaç duyuyor muyum?

Sanmıyorum aslında.

Kendi kendime kararlar verebilirim, veriyorum.

Ama...

Galiba artık yoruldum. Karar vermek, düşünmek... yoruyor.

Üzgün insana verilen tavsiyeler onu teselli etmez. Teselli eden şey yalnızlıktan kurtulmasıdır. Çünkü tavsiye ya da destek verenler yanına yaklaşır ve o kişiyi yalnız olmaktan kurtarır.

Hep beraber olsak, kimsenin sorunu olmaz. Daha doğrusu, kimse üzülmez.

''Sorunumu arkadaşlar unutturdu.'' deriz. Arkadaşlar yalnızlıktan kurtardı diye unuturuz sorunu.

Sorun: Yalnızlık.

Yalnız birisi görünce yanında biterim. Yalnızlığına engel olur, sohbet ederim. Samimi davranmaya özen gösteririm.

Ben yalnız kalmamayı haketmiyor muyum?

Neden bu tür şeyler düşünülmez de illa söylememiz gerekir?

Anlayışlı olmak, empati kurmak bu kadar zor mu ya?

1 yorum:

P.S. dedi ki...

Çok güzel, ama yalnızlık bir yere kadar iyidir. Her zaman insan içinde kalırsan, dediğin gibi; kendinle nasıl dost olacaksın ?

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.