2 Eylül 2010 Perşembe

Boşlamak




Hımm... Fark ettim ki son zamanlarda düşüncelerimi, duygularımı buraya aktarmamışım hiç.

Blog'u kullanıyorum, evet. Neden kullanıyorum?

Benim için bir günlük gibi; ama farklı bir günlük. Paylaştığım şeyler o tarih sularında ilgilendiğim, araştırdığım, yaptığım şeyleri kapsıyor.

Mesela bir ''kabak''ı paylaşmam, bu zamanda kabağı araştırdığımı hatırlatacak. Bunun yanında, onu neden araştırdığım da gelecek ki aklıma bu da bir sıra anıların tekrar canlanmasını sağlayacak. Ha?



Blog neden kullanıyorsunuz?

Yazılarınızı mı paylaşmak için sadece? Güzel, olabilir tabii; ama ben farklı şekilde kullanıyorum. Tabii ki bu durumun kimseyi ilgilendirmeyeceğini biliyorum. O halde, durmak yok, üç çocukla yola devam.

Duygularımı yazmayalı olmuş baya he. Aslında onları yazmak düşüncesiyle başlamıştım bu yazıya. Onlardan bahsedeyim barii biraz.

İyiyim bu aralar gerçekten. Mutluyum; ama endişeli ve heyecanlı da bir bekleyiş içindeyim. Umuyorim ki inşallah dilediğim şey gerçekleşecek ve bu endişe tohumları mutluluk kalplerine dönecek.

Fark ettim ki ''sabır'' en önemli şeylerden biriymiş. Gerçekten çok önemli. ''Sabır'' bir bakıma, duygularını kontrol edebilme sınırı gibi bir şey.

Sabırlı olmam gerektiğini gördüm birçok olayda. Son zamanlarda başıma gelen neredeyse her şeyde, aslında yeni yeni fark ediyorum da, kilit nokta sabırlı olmakmış.

Sahur sofrası hazırlayayım derken ''düşünce akışı''mın yoluna dönemedim, kayboldum.

Nargile güzel bir şey. Elmalı içiyorum. Yeni tatları denemeyi düşünüyorum bir dahaki seferlere inşallah. Kafa yapıyor gibi, nefes verdiğimizden tabii şaşıyor tansiyon birazcık sanki. Bir nargile(hookah) paylaşımı yapçam yakında.

Bugün üzüldüm bir şeye. Aslında birisinin üzgün olmasına üzüldüm. Hedefi olan üniversiteyi, şehri ''kazanmış'' olan bu şahıs Ankara'yla buluşmasından pek mutlu ayrılmamış. Üzücü onun için tabii. İzmir'den sonra Ankara anlam veremediğin bir şaka gibidir. Nargile içerken geldi bu olay aklıma. Düşünesim geldi nedense. Sigara etkisini gördüm nargilede bu anlarda.

Sabırsızlık var burada da sanki he? Yani Ankara'yı sevmedi de, sevebilir belki bir süre sonra. Sonuçta Ankara şehir olarak pek çekici gelmese de oradaki insanlar orayı çekici hale getirebilir. Zaten önemli olan da bu değil mi sevgili Amerikan Kültürü ve Edebiyatı dersimi veren Devrim Kılıçer? Bir yeri yer yapan konumu, yüzey şekilleri değil, oranın insanıdır, ha? What is a nation? sorusunu sorarım ben bu cümlelerimin üstüne. (Kıkırdamalar)


Hadi sahur yemeğiniz afiyet olsun, çok yemeyin uyuyamazsınız, boğazınızda falan kalır ölçüsüzlüğe gerek yok. Öpercix.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

:S

Yüce ULUCA dedi ki...

Ne kadar güzel bir ''yorum'' (:S).

Unknown dedi ki...

Nargile, yaklaşık 2-3 saat kadar kapalı yerde içilirse, açık havaya çıkıldığında feci bir baş dönmesi veya baş ağrısı yapıyor.
Denemeyin demiyorum, aksine deneyin :)

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.