Şarkılar söyledim sana bugün
Fakülte duvarları arasında gezinirken
Dört döndüm etrafı
Aradım sana rastlarım diye
Kim bilir ben sola döndüğümde
Sen sağdan gelmiştin
Bekledim aradı gözlerim seni bucaklarda
Gülüyorum gözlerim aramış
Başka neyim arayacaktı ki?
Kalkmalı doğrulmalı geç olmadan.
7 Nisan 2012 Cumartesi
Benek ve Çizik
Ne kadar tatlısınız
Sizi saatlerce hiç yorulmadan izleyebilirim
Kokunuz bile çok güzel
Saatlerce dursam başınızda göz göze gelsek
Bir oraya bir buraya
Gidi gidi gidi cıgılık
Bakıyorum kanatlarınız var
Uçabiliyorsunuz
Ama beyaz parmaklıklı bir kafeste
Ne denli özgürsünüz ki?
Bakıyorum kanatlarım yok
Uçamıyorum
Beyaz bir beynim var düşünebiliyorum
Ama beyaz parmaklıklı bir ülkede
Ne denli özgürüm ki?
Sizi saatlerce hiç yorulmadan izleyebilirim
Kokunuz bile çok güzel
Saatlerce dursam başınızda göz göze gelsek
Bir oraya bir buraya
Gidi gidi gidi cıgılık
Bakıyorum kanatlarınız var
Uçabiliyorsunuz
Ama beyaz parmaklıklı bir kafeste
Ne denli özgürsünüz ki?
Bakıyorum kanatlarım yok
Uçamıyorum
Beyaz bir beynim var düşünebiliyorum
Ama beyaz parmaklıklı bir ülkede
Ne denli özgürüm ki?
6 Nisan 2012 Cuma
Rihanna Saçlı Kız
Siyah çizgili beyaz spor ayakkabı
Koyu mavi kot pantolon
Açık pembe bej karışımı kokoş bir çanta
Üç büyük parlayan metalimsi oval düğme bluzunda
Gül desenli evcimen sade bir elbise
Gri kapşonlu siyah deri ceket üstünde
Kırmızı kaplı dokunmatik bir telefonda parmakları arada
Geniş temiz bir alın
Keskin alınmış alın coğrafik yerşekillerini andırır biraz da karakökü
Siyaha boyanmış diplerinde kestane özüyle karşımda
Küçük dudaklar sakız çiğnemekte
Kaşların verdiği çizgili samimiyeti yumuşatan sakız
Simsiyah rimelli kirpikler gözlerini ortaya çıkarıyor
Gözler mi ah renki önemli değil bakmadan edemiyorum
Meraklı bakışları var, gülerken eliyle ayıp işareti yapar gibi ağzını kapaması
Of bitirdi beni bu içten gelen göstermeci davranış
Küçük elleri çizgili ama yaşla alakalı olmadığına inanıyorum
Kotunun arkasındaki kalp şekli dikkatimi cezbetti
Ben ona bakıp yazıp çizerken
Birden bayıldı bir kızcağız
Kalktı da kalp şeklini gördüm ya
Kızı götürürlerken gidip de başka yere oturmadı
Bana seslendi kulaklığımı çıkardım
''Pardon kitabınız düşmüş.''
Yerim ben senin sesini dikkatini
Gözlerimle verdiğim mesajlar sonrası
Meraklı gözleriyle beni de az çok sürzmüş belli ki
Yanakları dolgun gibi ama çizgileri keskin
Güneşte parlayan gümüş saati üstünde ince kol kılları
Bir şey anlaşılıyor ki
İnsan bakış açısını değiştirdiğinde böyle bir güzellikle karşılaşabiliyor
Ceketini çıkardığında ortaya çıkan siyah içliği
Çok belli olmasa da askılıklarından belli oluyor
Bütün olarak kompozisyonun güzel olması
Hele o elleri bitirdi beni ki anlayamadım nasıl oldu
Burnundaki kırmızı nokta hiç de umrumda olmadı
Sen hep karşımda otur sana daha neler yazarım ben bilmiyorsun
Koyu mavi kot pantolon
Açık pembe bej karışımı kokoş bir çanta
Üç büyük parlayan metalimsi oval düğme bluzunda
Gül desenli evcimen sade bir elbise
Gri kapşonlu siyah deri ceket üstünde
Kırmızı kaplı dokunmatik bir telefonda parmakları arada
Geniş temiz bir alın
Keskin alınmış alın coğrafik yerşekillerini andırır biraz da karakökü
Siyaha boyanmış diplerinde kestane özüyle karşımda
Küçük dudaklar sakız çiğnemekte
Kaşların verdiği çizgili samimiyeti yumuşatan sakız
Simsiyah rimelli kirpikler gözlerini ortaya çıkarıyor
Gözler mi ah renki önemli değil bakmadan edemiyorum
Meraklı bakışları var, gülerken eliyle ayıp işareti yapar gibi ağzını kapaması
Of bitirdi beni bu içten gelen göstermeci davranış
Küçük elleri çizgili ama yaşla alakalı olmadığına inanıyorum
Kotunun arkasındaki kalp şekli dikkatimi cezbetti
Ben ona bakıp yazıp çizerken
Birden bayıldı bir kızcağız
Kalktı da kalp şeklini gördüm ya
Kızı götürürlerken gidip de başka yere oturmadı
Bana seslendi kulaklığımı çıkardım
''Pardon kitabınız düşmüş.''
Yerim ben senin sesini dikkatini
Gözlerimle verdiğim mesajlar sonrası
Meraklı gözleriyle beni de az çok sürzmüş belli ki
Yanakları dolgun gibi ama çizgileri keskin
Güneşte parlayan gümüş saati üstünde ince kol kılları
Bir şey anlaşılıyor ki
İnsan bakış açısını değiştirdiğinde böyle bir güzellikle karşılaşabiliyor
Ceketini çıkardığında ortaya çıkan siyah içliği
Çok belli olmasa da askılıklarından belli oluyor
Bütün olarak kompozisyonun güzel olması
Hele o elleri bitirdi beni ki anlayamadım nasıl oldu
Burnundaki kırmızı nokta hiç de umrumda olmadı
Sen hep karşımda otur sana daha neler yazarım ben bilmiyorsun
Kumral Gözlü Çocuk ve Kız
Görünüşünden sadelik ve asalet fışkırıyordu
Açık mor kısa çorapları vardı
Parlaklı mat desenli siyah ayakkabıları
Açık mavi bir kot pantolon
Omuzlarını dik gösteren siyah mat kadife ceket
İnce sigara yaktı bir tane
Kuş tüyü gelse eline yıkılıp sarsılacak gibi
Dengede durmaya çalışan yapmacık bir asillik
Arkadan toplu kumral bir saç
Çöpü yere atmayacak kadar insanlık dersi
İçilmemiş bir su yanında az yenmiş sultani bisküvi
İnce kaşlar sigarasını andırır
Beyaz canlı bir ten
Küçük elleri bir tarla köstebeğinkine benzer
Beyaz ince bir blüz içinde
Gri mor karışımı kestiremediğim ojeli tırnaklar
Vurulduğunu sanan ben
Ardında baktığım yerde boşalan alan
Yanımdan geçen bir esinti oldu gitti
Takip edildiğini fark eden kız gözleriyle çaktırıp bakıp durdu
Köşede ayakta durmuş bereli beyaz bir çocuk onu izliyor
Ayakkabısında morlar ve turuncular
Elinde mor bir not defteri bir şeyler yazıyor kırmızı kalem tutup
Kare desenli koyu renkli bir atkısı var bu havada
Kırmızı siyah gri baklava desenli de yün bir yelek içinde
Siyah parlayan bir pantolon
Mermer zeminde ayaklarını çaprazlamış sanki poz vermekte
Siyah kabanının ardında parlayan kumral gözler
Sahiplenirmişçesine izlemekte gözlemlemekte
Yeşil bir postacı çantası taşıyor belinin orda
Bakış açısı değiştiriyor yerini boşalttığında kız
Bacak bacak üstüne attığı yere kuruluyor beyaz tenli çocuk
Aynı olayı kızın bakış açısından değerlendiriyor bu sefer
Kızın bakışlarındaki dertler kuyusunu, umursamazlığı takınıyor birkaç dakika sonrasında
Açık mor kısa çorapları vardı
Parlaklı mat desenli siyah ayakkabıları
Açık mavi bir kot pantolon
Omuzlarını dik gösteren siyah mat kadife ceket
İnce sigara yaktı bir tane
Kuş tüyü gelse eline yıkılıp sarsılacak gibi
Dengede durmaya çalışan yapmacık bir asillik
Arkadan toplu kumral bir saç
Çöpü yere atmayacak kadar insanlık dersi
İçilmemiş bir su yanında az yenmiş sultani bisküvi
İnce kaşlar sigarasını andırır
Beyaz canlı bir ten
Küçük elleri bir tarla köstebeğinkine benzer
Beyaz ince bir blüz içinde
Gri mor karışımı kestiremediğim ojeli tırnaklar
Vurulduğunu sanan ben
Ardında baktığım yerde boşalan alan
Yanımdan geçen bir esinti oldu gitti
Takip edildiğini fark eden kız gözleriyle çaktırıp bakıp durdu
Köşede ayakta durmuş bereli beyaz bir çocuk onu izliyor
Ayakkabısında morlar ve turuncular
Elinde mor bir not defteri bir şeyler yazıyor kırmızı kalem tutup
Kare desenli koyu renkli bir atkısı var bu havada
Kırmızı siyah gri baklava desenli de yün bir yelek içinde
Siyah parlayan bir pantolon
Mermer zeminde ayaklarını çaprazlamış sanki poz vermekte
Siyah kabanının ardında parlayan kumral gözler
Sahiplenirmişçesine izlemekte gözlemlemekte
Yeşil bir postacı çantası taşıyor belinin orda
Bakış açısı değiştiriyor yerini boşalttığında kız
Bacak bacak üstüne attığı yere kuruluyor beyaz tenli çocuk
Aynı olayı kızın bakış açısından değerlendiriyor bu sefer
Kızın bakışlarındaki dertler kuyusunu, umursamazlığı takınıyor birkaç dakika sonrasında
5 Nisan 2012 Perşembe
Sevda
Evet
Evet
Yanılmıyorsun güzelim
Seni çok fena kesiyorum
Resmini bile karaladım
Kafan bir yerde
Vücudun başka
Yüzün de çok hoş
Gülüşün de
Saçların da
Evet
Evet
Utanmadan ben, bakıyorum
Gözlerinin içine
Sesini duymak için müziğime ara
Sana yazıyorum gölgelikten
Sen güneş altında parlıyorsun
Gülümsüyorum
Kaçırarak suratımı
Atkımın ardına
Sana bakıyorum bana bakılan yerden
Benim olduğum yer şimdi yarı aydınlık
Güneş keskin bir çizgiyle ikiye ayırmış
Tamamlasan ya beni
Gül bahçene alıp da beni
Kalkmıyorum yerimden seni terk etmemek için
Biraz daha göz göze gelmek için seninle
Profile dönüyorsun sonra geriye aynı poz
Ellerini kullanma şekline bitiyorum o an
Nesin Kimsin umursamadan bakmak istiyorum
Geleceği bilmiyorum ya ama sayende güzelim anımı ölümsüzleştiriyorsun.
Yenilmiş Asilere Çiçek Verelim
Yenildin. Olsun. Yine dene. Yine yenil. Yine yenil ki sana çiçek verelim. Uslanma. Haylaz ol. Anlaşılsın uysal olmadığın. Gerçeklikten habersiz yaşa. Ayakların yere basmasın.
Bütün sandalyelerin bacaklarını kır. Masaları siper yap. Sarhoşluk veren her şeyi lağımlara dök. Sigarayı iki pakete çıkar. Kalemleri kır. Mühürlerin mürekkeplerini iç. Sayfaları yak. Şiirleri ezbere oku. Ayetlerin önünde diz çök.
Mesleksiz ol. Sokakları sev. Slogan at. Barikatların önünde mendil aç. Bırak sakalların uzasın. Yakalarında bitler yuvalansın. Sonra dön tekrar yenil. Tekrar yenil ki sana çiçek verelim.
Rezil ol. Yetim ol. Küçük ol. Boğazına düğümlenecek bir şeyin olmasın. Sessizce ağla. Haykırarak gül. Deli olduğun anlaşılsın. Zalimleri affetme. Onlara karşı kibirli ol. Mazlumları unutma. Onlara karşı edepli ol. Gecekonduları sev. Gecekondu kur. Yıkım ekiplerine diren. Sonra gecekondusuz kal.
Her savaştan yenik dön. Dön ama dönme. Dön tekrar savaş. Tekrar yenil. Zafer asi bir sevgilidir artık. Uslandır onu. Aşık ol. Aşkını ağaçlara kazı. Banklara. Belediyecilerle kovalamaca oyna. Tinercileri sev. Fahişeleri koru. Sakın otostop yapma. Onurlu kimse otostop yapmaz.
Yürü ve menzili döv. Adımlarının sesi duyulsun. Yürüdüğün anlaşılsın. Ayakların su toplasın. Pabuçların delinsin. Kunduracıların adresini unutma. Simitçileri de. Sabahçı kahvelerini de.
Av bayilerinin önünden geçerken silahlara bakarak iç geçir. Çatapat patlat. Kızkaçıran al. Torpil ateşle. Çocukluğunu hatırla. Mahallenin kızlarını. Gazozuna maçları.
Bütün parlak yüzlere tükür. Sevimsiz ol. Aşağılan. Şehrin en yüksek binasının üzerine çık ve çişini yap. Güzel bayanları es geç. Boyalı kadınlara hakaret et. Soğan ekmek ye. Bağdat caddesinde sek sek oyna. Galata’dan süzül. Beyoğlu’nda görün. Sinemalara kaçak gir. Kopya filmler yap. El altından dağıt.
Paranın Allah belasını versin. Bütün banknotları yak. Kuruşları cephane yap. Senetleri ve çekleri yok et. Bonoların işini bitir. Borsayı batır. Altın ve gümüşü biriktirenleri elim verici bir azapla müjdele.
Holding kapılarındaki gorillerle takış. Kravatlarını çekiştir. Arabalarını çiz. Gizlice içeriye dal. Hakaret et. Karunlar diye bağır. Allah belanızı versin de. Tutuklan. İçeriye gir. İçerden büyümüş olarak çık. Yenilmeye hazır ol.
Akşama hep yenik dön. Sabaha muzaffer çık. Geceyi sahiplen. Gündüzler onların olsun. Gündüz yenil gece muzaffer ol. Işıkları kapat. Sesini kıs. Radyoyu aç. Mumu yak. Çayı tekrar ısıt. Kül tabağını boşalt. Sigarayı daha derin çek. Çek yarılansın. Sabahı koştur. Seher vakti dua et. Meleklerle konuş. Ezanı dinle. Mahalle çeşmesinden abdest al.
Yere yakın ol. Yere yakın olanlara yakın ol. Toprağa sürün. Elbiseni kirlet. Tamirci çıraklarını sev. Arabaların altına gir. Mazot kokla. Gres yağına bulan.
Soyadını unut. Kendine bir kod adı bul. Anneni sev. Babanı unutma. Tanışlarını azalt. Yalnızlığını büyüt.
Kendini yaralayan şeyi iste. Aptal ol. Ama istemek hakkını kaybetme. Küfretmesini bil. Sözü uzatma. Süslü konuşmaları kes. Hatibi sustur. Yalanın kokusunu alır almaz bombayı patlat. Hakikati haykır.
Kendine saygı duyma. Nefsini körelt. Kendini aşağıla ve bunun bilincinde ol. Zafere giden yolları değil doğru yolları yürü. Gerekleri değil gerçekleri konuş. Yenil. Yenil ki sana çiçek verelim.
Öl. Öldüğün duyulmasın. Nâşını garipler yıkasın. Kimsesizler mezarlığına gömül. Mezar taşın olmasın. Toprağın silinsin. Adın anılmasın. Yaşadığın bilinmesin. İzin sürülmesin. Hikayen unutulsun. Bıraktığınla kal. Yaptığınla yurt edin. Yitik ol. Yitiği ara.
Yalnız yaşa. Yalnız öl. Sırrını paylaşma. Kulağın delik olsun. Duy ama konuşma. Bil ama söyleme. Gör ama es geç. Biriktir. Acıyı ekmek arası yap. Kokoreç ye. Şalgam suyu iç. Cami çeşmelerine ağzını daya. Öfkeni biriktir. Bilgini biriktir. Amelini çoğalt. Sonra dön meydana ve yenil. Yenil ki sana çiçek verelim.
İntihar süsü verilmiş cinayetlerin izini sür. Katilleri cezalandır. Öç al. Viva la muerte söyle. Hiçbir şeyin yedeğini alma. Tek ve tekil olanı sev. Küfür işlerken kibar ol. Bilmediğin şeyin peşine düşme. Tebdil gez. Gözünün gördüğünden korkma.
Herkesin dilinde konuş. Herkesin dilinde susmayı bil. Taksicileri örgütle. Benzincileri yık. Belediyelere kaçak bin. Türkünü kısık söyle. Sazını kır. Sobayı tutuştur. Kitaplarını yak.
Dene ve yenil. Yenilmeyi dene. Denemeye yenil. Yenil ki anlaşılsın adamlığın. Yenil ki anlaşılsın yüzyılın insanının en başta karaktersiz olması gerektiği. İnsanın nankör bir iki ayaklı olduğu. Mülkiyetin hırsızlık olduğu. Şerefin eziyetlerden kurtulmadığı.
Yenil ve saçlarını ortadan ikiye ayır. Şizofren bir estetik takın. Saçmala. Kimseyi ipleme. Sokaklara düş. Allah’ı ve Kitab’ı unutma. Aşık ol. Barikatlar kur. Kendi böğrünü del. Kendi kanını iç. Git bir ücra bul kendine. Hep savaş ve hep yenil.
Ve böyle yenil ki sana çiçek verelim.'
Dr. Mustafa Yılmaz
Bütün sandalyelerin bacaklarını kır. Masaları siper yap. Sarhoşluk veren her şeyi lağımlara dök. Sigarayı iki pakete çıkar. Kalemleri kır. Mühürlerin mürekkeplerini iç. Sayfaları yak. Şiirleri ezbere oku. Ayetlerin önünde diz çök.
Mesleksiz ol. Sokakları sev. Slogan at. Barikatların önünde mendil aç. Bırak sakalların uzasın. Yakalarında bitler yuvalansın. Sonra dön tekrar yenil. Tekrar yenil ki sana çiçek verelim.
Rezil ol. Yetim ol. Küçük ol. Boğazına düğümlenecek bir şeyin olmasın. Sessizce ağla. Haykırarak gül. Deli olduğun anlaşılsın. Zalimleri affetme. Onlara karşı kibirli ol. Mazlumları unutma. Onlara karşı edepli ol. Gecekonduları sev. Gecekondu kur. Yıkım ekiplerine diren. Sonra gecekondusuz kal.
Her savaştan yenik dön. Dön ama dönme. Dön tekrar savaş. Tekrar yenil. Zafer asi bir sevgilidir artık. Uslandır onu. Aşık ol. Aşkını ağaçlara kazı. Banklara. Belediyecilerle kovalamaca oyna. Tinercileri sev. Fahişeleri koru. Sakın otostop yapma. Onurlu kimse otostop yapmaz.
Yürü ve menzili döv. Adımlarının sesi duyulsun. Yürüdüğün anlaşılsın. Ayakların su toplasın. Pabuçların delinsin. Kunduracıların adresini unutma. Simitçileri de. Sabahçı kahvelerini de.
Av bayilerinin önünden geçerken silahlara bakarak iç geçir. Çatapat patlat. Kızkaçıran al. Torpil ateşle. Çocukluğunu hatırla. Mahallenin kızlarını. Gazozuna maçları.
Bütün parlak yüzlere tükür. Sevimsiz ol. Aşağılan. Şehrin en yüksek binasının üzerine çık ve çişini yap. Güzel bayanları es geç. Boyalı kadınlara hakaret et. Soğan ekmek ye. Bağdat caddesinde sek sek oyna. Galata’dan süzül. Beyoğlu’nda görün. Sinemalara kaçak gir. Kopya filmler yap. El altından dağıt.
Paranın Allah belasını versin. Bütün banknotları yak. Kuruşları cephane yap. Senetleri ve çekleri yok et. Bonoların işini bitir. Borsayı batır. Altın ve gümüşü biriktirenleri elim verici bir azapla müjdele.
Holding kapılarındaki gorillerle takış. Kravatlarını çekiştir. Arabalarını çiz. Gizlice içeriye dal. Hakaret et. Karunlar diye bağır. Allah belanızı versin de. Tutuklan. İçeriye gir. İçerden büyümüş olarak çık. Yenilmeye hazır ol.
Akşama hep yenik dön. Sabaha muzaffer çık. Geceyi sahiplen. Gündüzler onların olsun. Gündüz yenil gece muzaffer ol. Işıkları kapat. Sesini kıs. Radyoyu aç. Mumu yak. Çayı tekrar ısıt. Kül tabağını boşalt. Sigarayı daha derin çek. Çek yarılansın. Sabahı koştur. Seher vakti dua et. Meleklerle konuş. Ezanı dinle. Mahalle çeşmesinden abdest al.
Yere yakın ol. Yere yakın olanlara yakın ol. Toprağa sürün. Elbiseni kirlet. Tamirci çıraklarını sev. Arabaların altına gir. Mazot kokla. Gres yağına bulan.
Soyadını unut. Kendine bir kod adı bul. Anneni sev. Babanı unutma. Tanışlarını azalt. Yalnızlığını büyüt.
Kendini yaralayan şeyi iste. Aptal ol. Ama istemek hakkını kaybetme. Küfretmesini bil. Sözü uzatma. Süslü konuşmaları kes. Hatibi sustur. Yalanın kokusunu alır almaz bombayı patlat. Hakikati haykır.
Kendine saygı duyma. Nefsini körelt. Kendini aşağıla ve bunun bilincinde ol. Zafere giden yolları değil doğru yolları yürü. Gerekleri değil gerçekleri konuş. Yenil. Yenil ki sana çiçek verelim.
Öl. Öldüğün duyulmasın. Nâşını garipler yıkasın. Kimsesizler mezarlığına gömül. Mezar taşın olmasın. Toprağın silinsin. Adın anılmasın. Yaşadığın bilinmesin. İzin sürülmesin. Hikayen unutulsun. Bıraktığınla kal. Yaptığınla yurt edin. Yitik ol. Yitiği ara.
Yalnız yaşa. Yalnız öl. Sırrını paylaşma. Kulağın delik olsun. Duy ama konuşma. Bil ama söyleme. Gör ama es geç. Biriktir. Acıyı ekmek arası yap. Kokoreç ye. Şalgam suyu iç. Cami çeşmelerine ağzını daya. Öfkeni biriktir. Bilgini biriktir. Amelini çoğalt. Sonra dön meydana ve yenil. Yenil ki sana çiçek verelim.
İntihar süsü verilmiş cinayetlerin izini sür. Katilleri cezalandır. Öç al. Viva la muerte söyle. Hiçbir şeyin yedeğini alma. Tek ve tekil olanı sev. Küfür işlerken kibar ol. Bilmediğin şeyin peşine düşme. Tebdil gez. Gözünün gördüğünden korkma.
Herkesin dilinde konuş. Herkesin dilinde susmayı bil. Taksicileri örgütle. Benzincileri yık. Belediyelere kaçak bin. Türkünü kısık söyle. Sazını kır. Sobayı tutuştur. Kitaplarını yak.
Dene ve yenil. Yenilmeyi dene. Denemeye yenil. Yenil ki anlaşılsın adamlığın. Yenil ki anlaşılsın yüzyılın insanının en başta karaktersiz olması gerektiği. İnsanın nankör bir iki ayaklı olduğu. Mülkiyetin hırsızlık olduğu. Şerefin eziyetlerden kurtulmadığı.
Yenil ve saçlarını ortadan ikiye ayır. Şizofren bir estetik takın. Saçmala. Kimseyi ipleme. Sokaklara düş. Allah’ı ve Kitab’ı unutma. Aşık ol. Barikatlar kur. Kendi böğrünü del. Kendi kanını iç. Git bir ücra bul kendine. Hep savaş ve hep yenil.
Ve böyle yenil ki sana çiçek verelim.'
Dr. Mustafa Yılmaz
Deneyin Derim
Bu ülkedeki gerizekalılığın en büyük kanıtı, raflara giren 10 kitabın 9'unun aşk üzerine olması. Aşk'ı orospu etmiş kapital sermayenizin, sizi kültürsüz bırakan ailelerin, eğitim sisteminin canı cehenneme. Çünkü sizler aşk dışında yemeyen, içmeyen , okumayan, yaşamayan, duygulanmayan, ağlamayan tipik insanlarsınız. Size acı nedir desem bana elif şafağın çalıntı ve ergen paragraflarıyla cevap verirsiniz, size duygu nedir desem gerçek duyguyu anlatamazsınız, aç kalmanın, bilimin, felsefin, inancın, mücadelenin ne olduğunu bilmezsiniz. Size dostoyevskiyi sorsam, aç kalmamak için yazdığı kitapları anlatsam, size zindanlardan memleket için yazan nazımları sorsam, size ali şeriatiyi sorsam , siz ne yaptığını bile bilmeyen, makineleşmiş, hormonlaşmış duygularınızla çevreye kirlilik saçan idiotlar, size birşey sorulmaz.
Çünkü siz gerçekten okumadınız, mücadele etmediniz, yaşamadınız, siz hiç kafanızı kaldırmadınız. Kültürsüz piçliğinizle tüm dünyaya zarar veriyorsunuz. Hayatta aşktan daha değerli şeylerde var. İyi bir dünya yaratmıyorsunuz, iyi birşeyler yapmıyorsunuz. Çok üzülüp, çok ağlıyorsunuz, sahte yaşamlarınızın, hayatlarınızın bedelini ödüyorsunuz. Size bir bok sormuyorum.
Öyle yazıyorum işte, maksat bokluk olsun, canınız acısın. Acısın ki beyniniz revir yapsın, kromozomlarınız, hücreleriniz yer değiştirsin, belki hayatı tanımlayabilirsiniz.
Sanmıyorum ama deneyin derim.
Özgür Bacaksız
Çünkü siz gerçekten okumadınız, mücadele etmediniz, yaşamadınız, siz hiç kafanızı kaldırmadınız. Kültürsüz piçliğinizle tüm dünyaya zarar veriyorsunuz. Hayatta aşktan daha değerli şeylerde var. İyi bir dünya yaratmıyorsunuz, iyi birşeyler yapmıyorsunuz. Çok üzülüp, çok ağlıyorsunuz, sahte yaşamlarınızın, hayatlarınızın bedelini ödüyorsunuz. Size bir bok sormuyorum.
Öyle yazıyorum işte, maksat bokluk olsun, canınız acısın. Acısın ki beyniniz revir yapsın, kromozomlarınız, hücreleriniz yer değiştirsin, belki hayatı tanımlayabilirsiniz.
Sanmıyorum ama deneyin derim.
Özgür Bacaksız
4 Nisan 2012 Çarşamba
Musallat
Sana musallat olacak ruhum
Ölsem de seni yine rahat bırakmayacağım
Sende kaldı anılarım, aşkım, hayallerim
Hayallerimi yıktın onları kendinle götürüp
Sana musallat olacağım
Ölüyor bedenim senden uzak soğuk
Uçup geleceğim yuvana
Vicdanını sızlatacağım her an
Aklına girip geçmişe götüreceğim seni
Yeterince acı çekmeden sen
Huzura ermeyecek ruhum
Bedenim gömülecek sensiz sessiz
Nerede toprak attıklarını bilmeyeceksin üstüme
Musallat olup da acının derecesini arttıracağım her an
Beni aramak isteyeceksin
Aradığında ise keşfedeceğin şey
Soğuk gri bir mezar taşı olacak
Ve kurtçuklarla sevişen bedenim
Vicdanını hiçbir zaman rahatlatamayacaksın
İşte bu huzura kavuşturacak beni
Ölsem de seni yine rahat bırakmayacağım
Sende kaldı anılarım, aşkım, hayallerim
Hayallerimi yıktın onları kendinle götürüp
Sana musallat olacağım
Ölüyor bedenim senden uzak soğuk
Uçup geleceğim yuvana
Vicdanını sızlatacağım her an
Aklına girip geçmişe götüreceğim seni
Yeterince acı çekmeden sen
Huzura ermeyecek ruhum
Bedenim gömülecek sensiz sessiz
Nerede toprak attıklarını bilmeyeceksin üstüme
Musallat olup da acının derecesini arttıracağım her an
Beni aramak isteyeceksin
Aradığında ise keşfedeceğin şey
Soğuk gri bir mezar taşı olacak
Ve kurtçuklarla sevişen bedenim
Vicdanını hiçbir zaman rahatlatamayacaksın
İşte bu huzura kavuşturacak beni
Sorma
Acı çekiyorum bugün günlerden salı
Umudum var ondan böyleyim sorma
Tesadüfi de olsa karşılaşacağım seninle
Sorma nerden diye işte biliyorum ben
Umut beslediğim için katlanıyorum yalnızlığıma
Naifim işte akıllanmıyorum sorma nedenini
Sen yoksun yanımda ama hala varsın nasıl diye sorma
Var olduğun için varsın benliğmde böyle
Yokluğun yüzümü buruşturmakta
Ama hala besliyorsun bu canı yalnızlığımda
Sen hiç sorma nasıl diye
Umudum var ondan böyleyim sorma
Tesadüfi de olsa karşılaşacağım seninle
Sorma nerden diye işte biliyorum ben
Umut beslediğim için katlanıyorum yalnızlığıma
Naifim işte akıllanmıyorum sorma nedenini
Sen yoksun yanımda ama hala varsın nasıl diye sorma
Var olduğun için varsın benliğmde böyle
Yokluğun yüzümü buruşturmakta
Ama hala besliyorsun bu canı yalnızlığımda
Sen hiç sorma nasıl diye
Yatağımda Ölmeden
Toplu yatağımda bağdaş kurmuşum
Kulağımda sözsüz melodik müzik sözleri kayıp
Yanıbaşımda buz gibi bir kadeh şarap kadehi yok ortada
Ayaklarım soğuk battaniyemde ısınmakta
Zifiri karanlıkta etrafı görebiliyorum
Solda dolabım kitaplıklarım
Önümde üstü dağınık masam
Sağımda soğuk duvara asılı manzaralı resim
Telefonumun ışığı gotik bir romanı anımsatır
Arkamda cam beyaz demir parmaklıklı
Hapis olmuşum yalnız odamda
Şurada yanıbaşımda olabilseydin
Kanı çekilmiş soğuk ölgün parmaklarımı üfleseydin
Henüz vücudum ölmeden
Kulağımda sözsüz melodik müzik sözleri kayıp
Yanıbaşımda buz gibi bir kadeh şarap kadehi yok ortada
Ayaklarım soğuk battaniyemde ısınmakta
Zifiri karanlıkta etrafı görebiliyorum
Solda dolabım kitaplıklarım
Önümde üstü dağınık masam
Sağımda soğuk duvara asılı manzaralı resim
Telefonumun ışığı gotik bir romanı anımsatır
Arkamda cam beyaz demir parmaklıklı
Hapis olmuşum yalnız odamda
Şurada yanıbaşımda olabilseydin
Kanı çekilmiş soğuk ölgün parmaklarımı üfleseydin
Henüz vücudum ölmeden
2 Nisan 2012 Pazartesi
Vermilion (Al)
She seems dressed in all the rings
Of past fatalities
So fragile yet so devious
She continues to see it
Climatic hands that press
Her temples and my chest
Enter the night that she came home
Forever
Oh (She's the only one that makes me sad)
She is everything and more
The solemn hypnotic
My Dahlia bathed in possession
She is home to me
I get nervous, perverse, when I see her it's worse
But the stress is astounding
It's now or never she's coming home
Forever
Oh (She's the only one that makes me sad)
Hard to say what caught my attention
Fixed and crazy, Aphid attraction
Carve my name in my face, to recognize
Such a pheromone cult to terrorize
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
(Yeah!)
(oh-oh)
I'm a slave, and I am a master
No restraints and, unchecked collectors
I exist through my need, to self oblige
She is something in me, that I despise
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
I won't let this build up inside of me
SHE ISN'T REAL!
I CAN'T MAKE HER REAL!
SHE ISN'T REAL!
I CAN'T MAKE HER REAL!
She isn't real (She isn't real)
I can't make her real (can't make her real)
She isn't real (She isn't real)
I can't make her real (can't make her real)
Vermilion - Slipknot
Dörtler
Gel böyle iki çay söyle
Dedi ve çınladı oturduğu yerde
İçi ısınmaya başladı
Çay tabağının
Vücuduna her gün on parmağım da
Dokundu yavaş ve hızlı
Okşadım sevdim her gün
Eskimiş klavyemi
Kelebek gibi canı ömrü
Bir günlüktü ama
Her nasılsa her gün canlanırdı
Elektrikle sensörlü kapı
Bilmez misiniz insanlar tektir
Herkes aynıdır ama farklı olan
Onları her gün farklı kılan
Giydikleri elbiselerdir dedi kapüşonlu kazak
Dedi ve çınladı oturduğu yerde
İçi ısınmaya başladı
Çay tabağının
Vücuduna her gün on parmağım da
Dokundu yavaş ve hızlı
Okşadım sevdim her gün
Eskimiş klavyemi
Kelebek gibi canı ömrü
Bir günlüktü ama
Her nasılsa her gün canlanırdı
Elektrikle sensörlü kapı
Bilmez misiniz insanlar tektir
Herkes aynıdır ama farklı olan
Onları her gün farklı kılan
Giydikleri elbiselerdir dedi kapüşonlu kazak
Telgrafhane
Uyumayacaksın Memleketinin hali Seni seslerle uyandıracak Oturup yazacaksın Çünkü sen artık o sen değilsin Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin Durmadan sesler alacak Sesler vereceksin Uyuyamayacaksın Düzelmeden memleketin hali Düzelmeden dünyanın hali Gözüne uyku giremez ki... Uyumayacaksın Bir sis çanı gibi gecenin içinde Ta gün ışıyıncaya kadar Vakur metin sade Çalacaksın. 1952Melih Cevdet ANDAY
Yitik
Her anım acı
Her anım sancılı
Eskisinden daha da olgunum
Daha iyiyim
Çünkü daha mutsuzum
Daha yalnız
Umudumu yitirmeyeceğim
Seni yitirmiş olsam da
Her anım sancılı
Eskisinden daha da olgunum
Daha iyiyim
Çünkü daha mutsuzum
Daha yalnız
Umudumu yitirmeyeceğim
Seni yitirmiş olsam da
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.
