Kalkmalı doğrulmalı geç olmadan.
10 Haziran 2014 Salı
Evlenilecek Kadın
Rakı sofrası kurmayı bilmeli aga
Peyniri zeytini kavunu
Dereotu ve süzme yoğurdun bir araya gelmesini
Ev yapımı köfte yoğurmayı
Karşına geçip şerefe dediğinde gülümsemeyi
Rakıyı tattığında yüzünü ekşitmeyi
Hayatı siktir edip o anda güzel şeylerden bahsetmeyi
Eğlenmeyi gülümsemeyi gülümsemeyi eğlenmeyi
Anason tütsülü dudaklarıyla öpücük kondurmayı
Bilmeli arkadaş bilmeli
Dreams
Dreams
Hold fast to dreams
For if dreams die
Life is a broken-winged bird
That cannot fly.
Hold fast to dreams
For when dreams go
Life is a barren field
Frozen with snow.
Langston Hughes
Hayaller
Devam edin hayallerinizi kovalamaya
Kaybederseniz hayalleri
Hayat nedir ki kanatları kırık
Uçamayan kuş
Devam edin hayallerinizi kovalamaya
Yok olmaya yüz tutarsa hayaller
Hayat çorak bir arazi
Kardan kıçı kırılmış
Hold fast to dreams
For if dreams die
Life is a broken-winged bird
That cannot fly.
Hold fast to dreams
For when dreams go
Life is a barren field
Frozen with snow.
Langston Hughes
Hayaller
Devam edin hayallerinizi kovalamaya
Kaybederseniz hayalleri
Hayat nedir ki kanatları kırık
Uçamayan kuş
Devam edin hayallerinizi kovalamaya
Yok olmaya yüz tutarsa hayaller
Hayat çorak bir arazi
Kardan kıçı kırılmış
23 Mayıs 2014 Cuma
Kısa Kısa
A: Sen nerelisin?
B: Bulgaristan'dan göçmüşüz İstanbul'a.
A: Olsun.
*****
A: Bu grup çok güzel müzik yapıyor. Türklerden nefret ediyorlar, ermeniler. Ermeni soykırımını ifade ediyorlar.
B: O zaman dinleme onları.
A: Bizden değil ama eski türklerden nefret ediyorlar.
B: Bulgaristan'dan göçmüşüz İstanbul'a.
A: Olsun.
*****
A: Bu grup çok güzel müzik yapıyor. Türklerden nefret ediyorlar, ermeniler. Ermeni soykırımını ifade ediyorlar.
B: O zaman dinleme onları.
A: Bizden değil ama eski türklerden nefret ediyorlar.
Milestone
I felt in love today
With the girl I had been eye to eye
Why must you do that, girl, eh?
Why do you want me to do
Something I am not capable of doing
I am not able to
I cannot
YET
Why must you do that, eh, girl?
Why must you?
I was devastated by the power of your eyes
Tongue, smile, voice, and then, my hazel eyes
Crying help with despair in your
ABSENCE
Why?
21 Mayıs 2014 Çarşamba
Erkek Dediğin
Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.
Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek.
İnce olacak; seni senin kadar düşünecek. Sen onu merak ettiğinde kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek. Senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek.
Adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun için varmışsın her ne zaman istese emrine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın triplerine girmeyecek.
Sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız aşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.
Erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek.
Erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak.
Ruhunu okşamasını bilecek. Romantik olacak kimi gün habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. Özel günleri unutmayı marifet sanmayacak.
Kayıtsız olmayacak senin bütün zarafetine karşı. Gerçekten seven bir kadın sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. Erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak.
Ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek. Her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi.
Erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek.
Seviyorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.
Erkek dediğin aşkına sahip çıkacak. Korkak olmaz erkek dediğin. Erkek dediğin iyi sevişecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek.
Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki sevgisi geçici ve zayıf değildir. Ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet değildir.
Erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte birşey... Zeki olacak.
Kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. Kadının zekasını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisini katmasını da.
Değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.
Erkek dediğin önce sevecek. Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır gelmez. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa... Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. Babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakarlığı, fedakarlığı...
Erkek dediğin seni koruyacak, kuşatacak.
O nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin. Pısırık olmayacak erkek dediğin. Erkek dediğin erkek olacak. Seni sadece sen olduğun için sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle hareket etmeyecek.
Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak, huzurla bağrına basacaksın.
Can Yücel
24 Nisan 2014 Perşembe
Küp-ü Sinir
Sözlerimin çok keskin olduğunu duyuyorum git gide
Yaralıyormuşum onları
Durduk yere patlıyorum hiç beklenmeyen anlarda
Alttan alta sinir tohumları ekiyorum
Patlamamın sebebi anlaşılmıyor
Ortada sadece gerginlik var
Tartışma ortamlarından haz etmiyorum
Sanırım yazmalıyım onlara uzun uzun
Yazarak belki daha iyi aktarırım düşüncelerimi
Geleceğe yönelik tehdit söz konusuysa
Azınlık raporlarına ihtiyaç yok
Şimdi gidiyor boş ver gitsin gelecek
22 Nisan 2014 Salı
Etkin Olma Durumu
Değerli, değersiz, saygıdeğer, saygı değmez arkadaşım
Sana aktif olmayı öğretmeyecekler
Göstermeyecekler bunun nasıl olduğunu, olması gerektiğini
Onlar senden her zaman etkisiz kalmanı
Söyledikleri şeyleri dinlemeni isteyecekler
Her zaman bunu isterler
Senin onları dinlemeni ve tabii ki onları onaylamanı
Onlarla aynı fikirde olmanı
Eğer onlarla aynı değilsen deme yandın
Seni avlayacaklar
Farklılığı ortadan kaldırmak için yollar arayacaklar
Seni kendilerine benzetmeye çalışacaklar arkadaşım!
Bunu yapacaklar sen farkında olmasan da...
Aktif, katılımcı, sesli, cesur olmalı insanoğlu
Hey, evet, hey sana diyorum, sen öyle misin?
Ne yazık ki bu da tek yalnız başına başarılması gereken bir durum
Öyle değil misin?
Yalnızca yalnız yansak da yaralansak da yaşanacak
yakası yarılmış yaş yobaz yavaş yol...
ve
Sabitliğe, sağlamlığa, sorunsuzluğa susamış suskun sessiz soluklarımız
Sadece sabırla, sakinlikle, sorgulayarak sahiplenecek sesini.
Konuş, korkma, seslendir, kelimelere dök gelsin düşüncelerini
Karşına kim gelirse gelsin, kim çıkarsa çıksın
Sesinin olduğunu öğret gerekiyorsa
Bilsinler ki sen bir sese sahipsin.
Evrende, sadece kütlesi ve hacmi olan bir nesne değilsin
Sen düşünmek ve düşüncelerini kullanmak üzere yaratıldın veya doğdun
Seni istedikleri gibi kullanmalarına izin verme
Hayır kelimesinin gücüne inan
İnsanlar doyumsuzdur
Herkesi tatmin etmek zorunda değilsin,
Olmayacaksın da...
http://quotepixel.com/images/quotes/friendship/friendship-pictures-quotes_17060-0.png
20 Nisan 2014 Pazar
Moral
Havada hırçınlık burundan
Tiksinti gülümsemesi
Tiksinme olmadan
Gözlerden akan
Şarabımsı renk dilde
Baş sallanır aşağı yukarı
Bacaklar dalgalanmalardaki ritimde
Sallanır bir ahenk içinde
Heves üstüne heves çıkar
Kaynak çok verimli ve yemişi
Beyin göç eder arzular yanar
Gelişim ile değişim başlar
http://bobfaw.files.wordpress.com/2011/11/high-morale-group.jpg
17 Nisan 2014 Perşembe
Devam
Başarının, güzel şeylerin devamlı olmasını sağlayan, o başarının veya güzel şeylerin üstünde konuşmadan veya konuşulmasını beklemeden yolda ilerlemekmiş.
Yani bir şeyi başardın, devam et o başarıyı sürdürmeye ya da yeni şeyler başar, ama onu başardın diye herkesin onu fark etmesini bekleme; herkesi geçtim bir kişinin bile fark etmesi önemli değil.
Çünkü birisinin güzel bir yorumunu beklersen geçmişte yaşamış oluyorsun olay beş dakika önce olmuş olsa da. Sen iyi yaptığını hissediyor musun, evet, iyi yaptığını biliyor musun, evet, o zaman iyi olmaya, iyi yaptığını hissetmeye devam.
Sendeki o iyi yaptım hissini sen zaten oluşturuyorsun kendinde, başkasına açınca, ya da başkasının dili değince ona başarı senden çıkıyor gibi değeri düşüyor.
Devam et, yap, başar, devam et, sen ne yapman gerektiğini zaten biliyorsun, ne yaptığını biliyorsun, başkası görsün diye değil, sen göresin diye yapıyorsun, hissediyorsun duygularınla, eylemlerin biliyor, vücudundaki tüm hücrelerin biliyor, devam et canım, devam et, güzel olan şeyler söner kalır eğer durursan, devam et, durma, devam et sadece inadına.
https://freelolskins.com/continue_button.jpg
20 Şubat 2014 Perşembe
Eskilerin İzini Silmek
Büyük bir değişikliğin eşiğindeyim şu sıralar.
Yeni bir iş ve olası kalıcı işim olacak olan işin başlangıcı...
Yeni bir evde yaşamak, yeni ve ilk sahip olacağımız ev...
Ekonomik koşullar el vermiyor ki kafamı dayayıp rahat rahat pek rahat olmayacak olsa da yüksek lisans sevdamın peşinden gideyim. Olmuyor işte, o koşullara sahip değilim.
Kafa olarak rahat değilim, oturduğum yer berbat, para lazım yaşamı idame etmek için.
Artık para kazanayım, düzenli bir işim, düzenli bir uyku ve yemek saatim olsun istiyorum.
Çok soğudum hayattan, tekrardan ısınmaya başlamam ve kendimi gerçekleştirmeliyim artık.
Bu nasıl olacak, şu yeni evle olacak, o evi 3 sene borç ödeyip kapatabilirsek ve sonrasında da askere gidersem, rahatlayacağım sanırım.
3 sene çalışırsam zaten birçok şeyi aşmış ve kendimi bulmuş olurum diye inanıyorum.
Huzuru getiren şey para, gerginliğimin ve stresimin azalıp sağlığımın iyileşmesi gerekiyor. Kafa sağlığı kalmadı vücut da nasibini aldı tabii.
Heh eskilerin izini silmek dedim başlığa, oraya geleyim.
Yeni eve gidiyorum ve ne kadar az eşya o kadar rahat kafa. Eski eşyalar bizi eskiye getirip etrafta tozlanırken üzerimize psikolojik bir yük oluyorlar. Taşımak istiyoruz, atmıyoruz eski eşyaları.
Artık istemiyorum bu durumun devam etmesini ben. Çocukluğumu temsil eden walkman müzik çalarımı ve kasetlerimi, müzik CD'lerimi, filmlerimi atıyorum, şapkalarımı, eski kıyafetlerimi.
Değişen koşullara, hayata, değişime ayak uyduran bireyler gerekir. Eskilerde kalmak zamanın kıymetini bilmemek olur.
Bugün izlediğim bir belgesel de "Duygular ezikler içindir." sözünü aklıma getirdi nedense, atamadım kafamdan, izlediğim şey tarım endüstrisiyle alakalı olsa da.
Duyguları çok yoğun yaşadık aklı kullanmayı unuttuk. Duyguları kullanmak gerekirken aklı kullandık, şimdi duygularda boğuldum gibi, neyse sıkıldım bu konudan.
Eskiler demişken lise arkadaşlarımın benim için yazdıkları veda notlarını okudum bir kez daha, yazmışlar ki "Çok kararlısın, heveslisin, nerede ne zaman ne söylemesi gerektiğini biliyorsun, sorumluluk sahibisin." Vay be lisede söylenmiş bunlar, öyle mi gözüküyordum yoksa herkese yazdıkları şeylerden basmakalıp sözlerden bazıları mıydı acaba onlar?
O kadar da duygusuz değillerdir herhalde, sonuçta sadece üç kişiye yazdırdığıma göre, bir değeri olmalı, değil mi?
Sonra lise 1'deki sınıfım olan 9-F'nin resimli sınıf listesini buldum, eski halime baktım gülümsedim, 11. sınıf lise kartımı falan buldum. Sınıf listesindeki bazı arkadaşları facebook'ta bulup mesaj attım selam amaçlı, hehe cevap vermeseler de aklımda kalan 5-10 kişi varmış, şimdilerde de iyilerdir inşallah.
Bakalım yanıtlayan olacak mı mesajlarımı, yazarım buraya belki.
Eski eşyaları attık, yeni bir iş, yeni bir ev, yeni bir hayat ve çevre bekliyor beni.
Heyecanlıyım çok cidden, işle ilgili eğitim alacağım yakında, yeni arkadaşlar edinmek istiyorum, işkolik olduğumu düşünüyorum ve iş turistlerle iletişim halinde olacağım bir iş olacağı için de umutluyum, deli olsalar da en azından saygı çerçevesinde konuşmayı davranmayı bilenlere denk gelmeyi temenni ediyorum kendime. Hadi bakalım.
http://stereomecmuasi.com/hakancezhifi/images/kasetler.jpg
16 Şubat 2014 Pazar
16 Şubat 2014 Pazar Günü Ne Olmuştu?
Bu sabah dahil olmak üzere toplamda en az 5 kere evimiz bazı kişilerce soyuldu, bu evde 10 fare öldürdük, 100'e yakın karafatmanın vücudunun çıtırdamasını duyduk ayaklarımızın altında, bizden önceki kiracının 2 yıllık elektrik borcunu ödedik, soyulmaya karşı çelik kapı yaptırdık, birkaç kez kombi değiştirdik, bu süre içinde birçok aile ferdi ve yakınlarımızı toprağa gömdük, ben evin oğlu olarak üniversiteyi bitirmek için uğraştım, bir sene uzatmam gerekti çalıştım, gocunmadım, kazandığım paraları aileme yatırım yapmaya çalıştım en az bencil şekilde, bu sorunlarımı kimseye açıp da benim sorunum var, böyle böyle oluyor hey millet duyun diye reklam yapmadım, bir şekilde çabalayıp uğraşıp yüksek lisansa girmeye hak elde ettim, çok maceralı süper bir hayatım var diyemem şu son birkaç sene için, ama "hayat"ın kendisi, bana sunduğu koşullar, oluşturmaya çalıştığımız hayat standartımız pek iyi olmadı kötü olmamakla beraber, nefes alıyoruz hala yaşıyoruz, ama artık yeter be arkadaş, ne zaman elime bir kitap alsam, bir şeyler okumaya çalışsam, bir şeyler izlemek istesem hevesle, aklıma içinde bulunduğum durum geliyor, her sabah demir parmaklı camımdan dışarı bakarken, yatağım olmadan uzun bir süre yıllanmış koltukları yatağım bellerken, rahatsız olmayı, sorunlarla mücadele etmeyi o kadar benimsemişim ki rahatı hak etmediğimi düşünürken buluyorum kendimi, rahat ve huzur ararken onların bana battığını düşünmeden edemiyorum kendimi, edebiyat yapamıyorum, felsefe konularına takılıp saatlerce hayattan yok olamıyorum, hayal dünyasında gezinirken içimde bir sıkıntı oluşuyor, sıkılıyorum, gizliyorum kendimi, çekiliyorum soğuk yorganımın altına, sigaradan zevk alıyorsam da nefes aldığım tek süre zarfı sigarayı içtiğim zamanlar, komik olan aldığım nefes değil he?
Öyle böyle geçiyor zaman işte, dökülen saçlarıma mı kederleneyim, aldığım kilolara mı, sigaranın beni öksürtmesine mi, tırnaklarımı ağzımı karartmasına mı, evde huzurun oluşamamasına mı, gezinen haşarelere mi, ayın sonunu görememe ihtimaline mi, kaybettiğim uzak kaldığım arkadaşlarıma mı, çekirdek ailem dışında destek alamadığım akrabalarla ayda yılda bir bile görüşmek istemiyor olmama mı, ablamı yavaş yavaş bencillikten kaybetmeme mi, yüksek lisansa devam edemeyip iş hayatına hemen atılmam gerektiğine mi... filan falan işte.
Hayatımızdaki olumsuzlukları, sorunları saysak başımız göğe değerdi? Saymayayım ben, başarılar yaşatıyor beni, küçük şeylerle mutlu oluyorum, büyük sorunları görmezden gelip. Üniversiteyi bitirdim. Yüksek lisansa girebildim oh. İyi bir şirkette işe gireceğim yakında. Ev alacağız, çingene göçebe hayatımız son bulacak, insanın temel ihtiyacı olan "güvenlik" sorunumuz ortadan kalkacak yakında. Borçlanıp ev alacağız, borcu ödeyeceğim bitireceğim bir şekilde ve huzura kavuşacağım en sonunda. Umutluyum işte, planlarım olur mu olmaz mı bilmem, mücadeleye devam. Gündemi takip edeyim istiyorum, kafamı uzatayım rahatla bir şeyler okuyayım karalayayım, bazen rahatımı bozup eylemlere gideyim.
Değişen bir şeyler var, hayatın güzel sürprizlerine açığım, hadi bakalım artık onları görmeye hazırım. Yolla baba oradan iki çay. Haha hırsızla mücadele sonrasında kolu bıçaklanan babamın çok zaman geçmeden hadi çay demleyelim demesi beni güldürdü içimden. Mizahı kara mizahı seviyorum, seviyoruz, fazla mı sevdik, romantizmden uzak kaldık?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.








