30 Temmuz 2012 Pazartesi

Engır



Sinirine hakim olabilen birisi olmama rağmen, bugün vıcık vıcık nefret kusmak istedim yapmacık küstah suratına. Mümkün olmadı. İnsanlar kimle ne şekilde konuşmaları gerektiğini bilmemeliler. İnsan denebilmesi için bu yaratıklara bunu öğrenmeliler. Öğrenmek zorundalar. Gönüllü olarak zorla eğitim verilir!

Hello my name is Marco. What’s sur name?
Anna.
Where are you from Anna?
I am from London too.

Raşşi

Sinirliyim, sinirlisin, sinirli
Sinirliyiz, sinirlisiniz, sinirliler

Sütlü Çikolata



Sütlü çikolata bakındı yine o tavşanvari suratındaki sırıtışla. Çocuksu olgun karakteri bir zıtlık içindeydi. Gözleriyle heyecan aşılayan bir mesaj fırtınasında bulmuştum kendimi. O bakıyordu ben bakıyorum gözlerimiz ebelemece oynuyordu.

Aslında bakarsanız yaşı almış başı almış gidiyordum bilinmedik bir yere. Ondaki kaybettiğim çocukluktu belki beni ona doğru çeken, ondaki bu cazibe.

Güzel olmasına güzeldi de, gözlerinden ruhuna akıyordum ben.

Bakmak ve görmek arasındaki ilişkiyi yazmaktan sıkılan edamla klişe buldum kendimi bir kez daha. Klişe olup çıktım yıllar içinde. Klişeleştiremediğime inandırmaya çalıştım hep kendimi.

Sütlü çikolata o, bitter çikolata ben kakao oranım 90’ı aşkın.

I Wonder About A Lonely Cloud



I wonder as a lonely miserable cloud
It is true, a miserable one
Or it is not
Being lonely is something miserable?
I ask
I wonder
I study
This very question in every minute I inhale
I am a critic body
Searching for love and reason
Funny isn’t it?
The funny part is that love and reason in the very same statement
Is love being reasonable or Reason is being loveable?
I wonder and wonder as a lonely cloud

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.