20 Şubat 2014 Perşembe

Eskilerin İzini Silmek



Büyük bir değişikliğin eşiğindeyim şu sıralar.
Yeni bir iş ve olası kalıcı işim olacak olan işin başlangıcı...
Yeni bir evde yaşamak, yeni ve ilk sahip olacağımız ev...

Ekonomik koşullar el vermiyor ki kafamı dayayıp rahat rahat pek rahat olmayacak olsa da yüksek lisans sevdamın peşinden gideyim. Olmuyor işte, o koşullara sahip değilim.

Kafa olarak rahat değilim, oturduğum yer berbat, para lazım yaşamı idame etmek için.

Artık para kazanayım, düzenli bir işim, düzenli bir uyku ve yemek saatim olsun istiyorum.

Çok soğudum hayattan, tekrardan ısınmaya başlamam ve kendimi gerçekleştirmeliyim artık.

Bu nasıl olacak, şu yeni evle olacak, o evi 3 sene borç ödeyip kapatabilirsek ve sonrasında da askere gidersem, rahatlayacağım sanırım.

3 sene çalışırsam zaten birçok şeyi aşmış ve kendimi bulmuş olurum diye inanıyorum.

Huzuru getiren şey para, gerginliğimin ve stresimin azalıp sağlığımın iyileşmesi gerekiyor. Kafa sağlığı kalmadı vücut da nasibini aldı tabii.

Heh eskilerin izini silmek dedim başlığa, oraya geleyim.

Yeni eve gidiyorum ve ne kadar az eşya o kadar rahat kafa. Eski eşyalar bizi eskiye getirip etrafta tozlanırken üzerimize psikolojik bir yük oluyorlar. Taşımak istiyoruz, atmıyoruz eski eşyaları.

Artık istemiyorum bu durumun devam etmesini ben. Çocukluğumu temsil eden walkman müzik çalarımı ve kasetlerimi, müzik CD'lerimi, filmlerimi atıyorum, şapkalarımı, eski kıyafetlerimi.

Değişen koşullara, hayata, değişime ayak uyduran bireyler gerekir. Eskilerde kalmak zamanın kıymetini bilmemek olur.

Bugün izlediğim bir belgesel de "Duygular ezikler içindir." sözünü aklıma getirdi nedense, atamadım kafamdan, izlediğim şey tarım endüstrisiyle alakalı olsa da.

Duyguları çok yoğun yaşadık aklı kullanmayı unuttuk. Duyguları kullanmak gerekirken aklı kullandık, şimdi duygularda boğuldum gibi, neyse sıkıldım bu konudan.

Eskiler demişken lise arkadaşlarımın benim için yazdıkları veda notlarını okudum bir kez daha, yazmışlar ki "Çok kararlısın, heveslisin, nerede ne zaman ne söylemesi gerektiğini biliyorsun, sorumluluk sahibisin." Vay be lisede söylenmiş bunlar, öyle mi gözüküyordum yoksa herkese yazdıkları şeylerden basmakalıp sözlerden bazıları mıydı acaba onlar?

O kadar da duygusuz değillerdir herhalde, sonuçta sadece üç kişiye yazdırdığıma göre, bir değeri olmalı, değil mi?

Sonra lise 1'deki sınıfım olan 9-F'nin resimli sınıf listesini buldum, eski halime baktım gülümsedim, 11. sınıf lise kartımı falan buldum. Sınıf listesindeki bazı arkadaşları facebook'ta bulup mesaj attım selam amaçlı, hehe cevap vermeseler de aklımda kalan 5-10 kişi varmış, şimdilerde de iyilerdir inşallah.

Bakalım yanıtlayan olacak mı mesajlarımı, yazarım buraya belki.

Eski eşyaları attık, yeni bir iş, yeni bir ev, yeni bir hayat ve çevre bekliyor beni.


Heyecanlıyım çok cidden, işle ilgili eğitim alacağım yakında, yeni arkadaşlar edinmek istiyorum, işkolik olduğumu düşünüyorum ve iş turistlerle iletişim halinde olacağım bir iş olacağı için de umutluyum, deli olsalar da en azından saygı çerçevesinde konuşmayı davranmayı bilenlere denk gelmeyi temenni ediyorum kendime. Hadi bakalım.



http://stereomecmuasi.com/hakancezhifi/images/kasetler.jpg

16 Şubat 2014 Pazar

16 Şubat 2014 Pazar Günü Ne Olmuştu?




Bu sabah dahil olmak üzere toplamda en az 5 kere evimiz bazı kişilerce soyuldu, bu evde 10 fare öldürdük, 100'e yakın karafatmanın vücudunun çıtırdamasını duyduk ayaklarımızın altında, bizden önceki kiracının 2 yıllık elektrik borcunu ödedik, soyulmaya karşı çelik kapı yaptırdık, birkaç kez kombi değiştirdik, bu süre içinde birçok aile ferdi ve yakınlarımızı toprağa gömdük, ben evin oğlu olarak üniversiteyi bitirmek için uğraştım, bir sene uzatmam gerekti çalıştım, gocunmadım, kazandığım paraları aileme yatırım yapmaya çalıştım en az bencil şekilde, bu sorunlarımı kimseye açıp da benim sorunum var, böyle böyle oluyor hey millet duyun diye reklam yapmadım, bir şekilde çabalayıp uğraşıp yüksek lisansa girmeye hak elde ettim, çok maceralı süper bir hayatım var diyemem şu son birkaç sene için, ama "hayat"ın kendisi, bana sunduğu koşullar, oluşturmaya çalıştığımız hayat standartımız pek iyi olmadı kötü olmamakla beraber, nefes alıyoruz hala yaşıyoruz, ama artık yeter be arkadaş, ne zaman elime bir kitap alsam, bir şeyler okumaya çalışsam, bir şeyler izlemek istesem hevesle, aklıma içinde bulunduğum durum geliyor, her sabah demir parmaklı camımdan dışarı bakarken, yatağım olmadan uzun bir süre yıllanmış koltukları yatağım bellerken, rahatsız olmayı, sorunlarla mücadele etmeyi o kadar benimsemişim ki rahatı hak etmediğimi düşünürken buluyorum kendimi, rahat ve huzur ararken onların bana battığını düşünmeden edemiyorum kendimi, edebiyat yapamıyorum, felsefe konularına takılıp saatlerce hayattan yok olamıyorum, hayal dünyasında gezinirken içimde bir sıkıntı oluşuyor, sıkılıyorum, gizliyorum kendimi, çekiliyorum soğuk yorganımın altına, sigaradan zevk alıyorsam da nefes aldığım tek süre zarfı sigarayı içtiğim zamanlar, komik olan aldığım nefes değil he?

Öyle böyle geçiyor zaman işte, dökülen saçlarıma mı kederleneyim, aldığım kilolara mı, sigaranın beni öksürtmesine mi, tırnaklarımı ağzımı karartmasına mı, evde huzurun oluşamamasına mı, gezinen haşarelere mi, ayın sonunu görememe ihtimaline mi, kaybettiğim uzak kaldığım arkadaşlarıma mı, çekirdek ailem dışında destek alamadığım akrabalarla ayda yılda bir bile görüşmek istemiyor olmama mı, ablamı yavaş yavaş bencillikten kaybetmeme mi, yüksek lisansa devam edemeyip iş hayatına hemen atılmam gerektiğine mi... filan falan işte.

Hayatımızdaki olumsuzlukları, sorunları saysak başımız göğe değerdi? Saymayayım ben, başarılar yaşatıyor beni, küçük şeylerle mutlu oluyorum, büyük sorunları görmezden gelip. Üniversiteyi bitirdim. Yüksek lisansa girebildim oh. İyi bir şirkette işe gireceğim yakında. Ev alacağız, çingene göçebe hayatımız son bulacak, insanın temel ihtiyacı olan "güvenlik" sorunumuz ortadan kalkacak yakında. Borçlanıp ev alacağız, borcu ödeyeceğim bitireceğim bir şekilde ve huzura kavuşacağım en sonunda. Umutluyum işte, planlarım olur mu olmaz mı bilmem, mücadeleye devam. Gündemi takip edeyim istiyorum, kafamı uzatayım rahatla bir şeyler okuyayım karalayayım, bazen rahatımı bozup eylemlere gideyim.

Değişen bir şeyler var, hayatın güzel sürprizlerine açığım, hadi bakalım artık onları görmeye hazırım. Yolla baba oradan iki çay. Haha hırsızla mücadele sonrasında kolu bıçaklanan babamın çok zaman geçmeden hadi çay demleyelim demesi beni güldürdü içimden. Mizahı kara mizahı seviyorum, seviyoruz, fazla mı sevdik, romantizmden uzak kaldık?

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.