Kalkmalı doğrulmalı geç olmadan.
16 Şubat 2014 Pazar
16 Şubat 2014 Pazar Günü Ne Olmuştu?
Bu sabah dahil olmak üzere toplamda en az 5 kere evimiz bazı kişilerce soyuldu, bu evde 10 fare öldürdük, 100'e yakın karafatmanın vücudunun çıtırdamasını duyduk ayaklarımızın altında, bizden önceki kiracının 2 yıllık elektrik borcunu ödedik, soyulmaya karşı çelik kapı yaptırdık, birkaç kez kombi değiştirdik, bu süre içinde birçok aile ferdi ve yakınlarımızı toprağa gömdük, ben evin oğlu olarak üniversiteyi bitirmek için uğraştım, bir sene uzatmam gerekti çalıştım, gocunmadım, kazandığım paraları aileme yatırım yapmaya çalıştım en az bencil şekilde, bu sorunlarımı kimseye açıp da benim sorunum var, böyle böyle oluyor hey millet duyun diye reklam yapmadım, bir şekilde çabalayıp uğraşıp yüksek lisansa girmeye hak elde ettim, çok maceralı süper bir hayatım var diyemem şu son birkaç sene için, ama "hayat"ın kendisi, bana sunduğu koşullar, oluşturmaya çalıştığımız hayat standartımız pek iyi olmadı kötü olmamakla beraber, nefes alıyoruz hala yaşıyoruz, ama artık yeter be arkadaş, ne zaman elime bir kitap alsam, bir şeyler okumaya çalışsam, bir şeyler izlemek istesem hevesle, aklıma içinde bulunduğum durum geliyor, her sabah demir parmaklı camımdan dışarı bakarken, yatağım olmadan uzun bir süre yıllanmış koltukları yatağım bellerken, rahatsız olmayı, sorunlarla mücadele etmeyi o kadar benimsemişim ki rahatı hak etmediğimi düşünürken buluyorum kendimi, rahat ve huzur ararken onların bana battığını düşünmeden edemiyorum kendimi, edebiyat yapamıyorum, felsefe konularına takılıp saatlerce hayattan yok olamıyorum, hayal dünyasında gezinirken içimde bir sıkıntı oluşuyor, sıkılıyorum, gizliyorum kendimi, çekiliyorum soğuk yorganımın altına, sigaradan zevk alıyorsam da nefes aldığım tek süre zarfı sigarayı içtiğim zamanlar, komik olan aldığım nefes değil he?
Öyle böyle geçiyor zaman işte, dökülen saçlarıma mı kederleneyim, aldığım kilolara mı, sigaranın beni öksürtmesine mi, tırnaklarımı ağzımı karartmasına mı, evde huzurun oluşamamasına mı, gezinen haşarelere mi, ayın sonunu görememe ihtimaline mi, kaybettiğim uzak kaldığım arkadaşlarıma mı, çekirdek ailem dışında destek alamadığım akrabalarla ayda yılda bir bile görüşmek istemiyor olmama mı, ablamı yavaş yavaş bencillikten kaybetmeme mi, yüksek lisansa devam edemeyip iş hayatına hemen atılmam gerektiğine mi... filan falan işte.
Hayatımızdaki olumsuzlukları, sorunları saysak başımız göğe değerdi? Saymayayım ben, başarılar yaşatıyor beni, küçük şeylerle mutlu oluyorum, büyük sorunları görmezden gelip. Üniversiteyi bitirdim. Yüksek lisansa girebildim oh. İyi bir şirkette işe gireceğim yakında. Ev alacağız, çingene göçebe hayatımız son bulacak, insanın temel ihtiyacı olan "güvenlik" sorunumuz ortadan kalkacak yakında. Borçlanıp ev alacağız, borcu ödeyeceğim bitireceğim bir şekilde ve huzura kavuşacağım en sonunda. Umutluyum işte, planlarım olur mu olmaz mı bilmem, mücadeleye devam. Gündemi takip edeyim istiyorum, kafamı uzatayım rahatla bir şeyler okuyayım karalayayım, bazen rahatımı bozup eylemlere gideyim.
Değişen bir şeyler var, hayatın güzel sürprizlerine açığım, hadi bakalım artık onları görmeye hazırım. Yolla baba oradan iki çay. Haha hırsızla mücadele sonrasında kolu bıçaklanan babamın çok zaman geçmeden hadi çay demleyelim demesi beni güldürdü içimden. Mizahı kara mizahı seviyorum, seviyoruz, fazla mı sevdik, romantizmden uzak kaldık?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder