17 Eylül 2010 Cuma

İstikbal Marşı - Cem Yılmaz




Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika...'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!

Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!

Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!

Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış canavar!

Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!

Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!

Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!

Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
Hesabını verip de gittiğin gün kardaşım,

Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!

16 Eylül 2010 Perşembe

Bireysin Ulan




Çok önemli bir gerçek varsa, o da dünyada herkesin bireyler olduğudur.

Sen bir bireysin, o bir birey, ben bir bireyim.

Bu kadar basit. Daha ne istiyorsun ulan?

Herkes birey.

Birey'in tanımını söyleyeyim sana.

Birey: Eşsiz insancıktır.

Hiç kimse; ama ama hiç ve hiç kimse aynı şeyi yaşamaz tamamıyla hayatı boyunca.

Herkesin yaşadıkları farklıdır. Farklı bir şahıs olarak yaşar insanlar olayları.

Aynı olayı başka bir geçmişle yaşayan insanlar var; aynı olayı farklı cinsiyetlerde yaşayanlar var; aynı olayı farklı açılardan yaşayanlar var...

Herkes eşsizdir bu güzel dünyada. Çünkü kimse aynı şeyi yaşamaz aynı şekilde. Asla ulan, asla!

Tinerli Bali




- Efendim?

- Bi çorba parası var mı? Yoksa verme.

- Var, var yol parasının dışında, al.

- Yoksa verme. Hakkını helal et.

- Ediyorum, hadi, eyvallah. Sigaran var mı?

- Sigaran var mı? Yok.

- Al, sigarasız olmaz.

- Tabii, olur mu ya?...


Böyle ol, canımı ye. Her zaman para veririm zevkle.

Yeni Bir Başlangıç




Merhaba Can Öner, Özer değil, Öner.

Selam sana.

Rakamların ardından, 1'li haneleri geride bıraktın bu gün itibariyle.

Yepyeni bir başlangıç.

10'lu yaşlar hükümdarlığının yıkıldığı ve 20'li yaşlar hükümdarlığının başladığı tarih bu gün. Tarihi bir gün. Evet, çünkü benim hayatımdaki bir tarihi belirtiyor.

Bir insan için en önemli şey kendisidir. Her zaman böyledir. Değişmez. Eğer istisnalar var dersen, yanılırsın. Bir insan kendisinden başka bir varlık için hayatını tehlikeye atarsa burada anormal veya olağanüstü bir durum vardır; ama neticede, en önemli şey, bir insanın kendisidir hayatında.

Ne yaparsa ona göre yaşar. En hiddetli şekilde ve en güçlü olarak emir verebildiği tek varlık da kendisidir.

Evet Can, bu gün de senin için önemli bir tarih. Çünkü sen anını en iyi şekilde değerlendirmek için elinden geleni yapıyorsun. Bugünün farkı yok aslında uzaktan bakıldığında. Sonuçta sen her gününü iyi değerlendirmeye çalışıyorsun.

Hedeflerin var. Hedef çok resmi ya da dıştan zorlama gibi geliyor farkındayım. Öyleyse ''hedef'' yerine, yapmak istediklerin ya da yapmayı dilediklerin diyeyim. Hayal manasına gelirmiş gibi oldu şimdi de.

Her hayal bir hedeftir; ama her hedef bir hayal değildir. ;)

Neyse. Şimdi, 20 yaşına bastın.

20 yaşındasın lan. Duydun mu?

Öyle 20 yıllık şarapları içmekle, bilmem kaç bin yıllık kitapları okumakla olmuyor; şimdi anlıyorsun değil mi zamanın değerini birkez daha?

Ben düşünen bir insanım. Kendimce bir aydınım. Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda hissetmedim kendimi 20 yıl boyunca. Tek hesap verdiğim ve emir aldığım şey kendim oldu hep.

Doğru, öyle oldu. Ben kendimden emir aldım sadece. Dışarıdan gelen emirvari cümleler sadece isteğiydi başkalarının. Bana emir veren kendimdi her zaman.

Ben götü kalkmış bir insan değilim. Götüm büyüktür belki, evet, olabilir. -Arkam sağlamdır, ayağını denk al- anlamına gelir o. Herkesin yeteneği değildir bu fiziksel yolla psikolojik veya ruhsal mesaj verebilmek.

Söylemek için çaba vermeden şu an buraya yazacağım şey, ben yapısal, beyinsel itibariyle kimseden emir alamam. Bu benim özelliğimdir. Bana kimse emir veremez. Sadece rica edebilir.

Karakter özelliğim kendimi asla yerlerde süründürmemekle dosdoğru orantılıdır.

Uzun zamandır kullanmak istediğim; ama kimseye karşı kullanmadığım cümleyi yazıyorum: Bana emir verebileceğini mi sanıyorsun kendini, egonu tatmin etmek için?

- Git kendini parmakla. Bu bir diğer deyişle 'Go, fuck yourself' manasına gelir.

Ben hep küçüklüğümden beri kendimi güçlü olmak için zorladım. Güçlü olmalıydım ben. Anne ve babamı, hatta ablamı ezenlere karşı isyan motto'mdu(sloganımdı) bu. Evet, ben hep isyan ettim.

Hani yukarıda dedim ya en önemli şey insanın kendisidir, evet, öyle; ama ben kendimi daha iyi yapabilmek için çevremin de iyi olması gerekirdi. Ve ben bunun çalışmalarına ''çekirdek aile''mden başladım, ve de küçük yaşlarda, evet.

Yeri geldi ağladım. Yeri geldi burnumdan soludum isyan çığlıkları atarak.

Ağladım ve hep içime attım acılarımı. Çünkü ailemin emir almasına, yeterince güçlü olmamasına üzülüyordum için için. Onlar için yapabileceğim bir şey yoktu maalesef.

Bu yüzden yapılacak tek bir şey kalıyordu geriye. Ben güçlü olmalıydım. Güçlü olup bu durumu en azından onlar için daha çok çekilebilir hale getirmem gerekiyordu.

Onları dertlerinden, üzüntülerinden, sıkıntılarından uzaklaştırmak için; kafalarını biraz da olsun dağıtmak için, yollar bulmalıydım.

Ve karar verdim ki; bir aile için çocuklarının iyi bir şeyler yapabilmesi onlar için tarif edilemez bir mutluluk olacaktı belki görebilirlerse eğer. Ben de hayatta kalmaya çalışarak, gözlemleyerek yapabileceklerimi keşfettim. Bu da kısa ve özdü:

Başarılı olmak.

Ne yaparsam yapayım başarılı olmalıydım. Mükemmel değil. Başarılı.

Benim başarım onları sevindirecekti. Ben de böyle yaptım, ve yapıyorum; ve yapmak istiyorum bu başlangıcımda da.

Artık 20'li yaşlarıma adım attığıma göre, felsefemi değiştirmem gerekmiyor; ama geliştirebilirim belki biraz daha.

Ben emir alabilecek bir karakterde değilim. Başarısızlığı kendime yakıştıramıyorum. Çünkü biliyorum ki, ya da çok güçlü hissediyorum ki bende başarılı olabilme potansiyeli var. Ve inancım da bu yönde çok güçlü olduğu için elimden gelenin en iyisini yapmak için çabalıyorum.

Birkez daha söylüyorum. Ben soğuk, götü kalkmış, kendini beğenmiş birisi değilim. Yani tek özelliğim bunlar değil. Bu özellikler herkeste var. Az da olsa var. Olmalı.

Yoksa orada bir anormallik vardır. Bir insan önce kendini sevmeli.

Kendini severse, kendisiyle sorunu olmazsa dışarıyı sevebilir. Bu demek değildir ki kendini sevmeyen insan diğer insanları sevemez. Sever; ama illa bir sorun patlayacaktır.

Ben kendine inanan, kendine güvenen ve başarılı olmaya çabalayan birisiyim. Bu özelliklerim dışarıdan ''olumsuz'' değerlendirilip sınırlı bakış açısıyla bakan insanlar için güzel anlamlar ifade etmiyor olabilir.

''Ben buyum, beni böyle kabul et'' demedim kimseye. İlk önce kendime sordum. Beni bu şekilde kabul ediyor musun?

Ben kendimi kabul edersem, dışarısı umurumda olmaz. Önemli olan benim için, kendimi olduğum gibi kabul etmektir; ya da olmak istediğim şekle sokmaya çalışmaktır her anlamda.

20'li yaşların hükümdarlığı başlıyor...

19.99 sene geçirdim bu dünyada, doğum tarihim yanlış girilmediyse. Geriye döndüğümde gördüğüm mutlu anılarımın da kötü anılarımın da çok olduğunu görüyorum.

İnsan doğası gereği başarılı ya da başarısız doğmaz. Tecrübe ederken bazı şeyleri bunlar olumsuz sonuçlara varıyorsa eğer bu başarısızlıktır. Başarı eğer kolayca elde edilebilen bir şey olsaydı bir değeri olmazdı. Çaba, heves, istek, arzu...

Hayatımdaki en önemli hükümdarlık seneleri başladı.

Doğduğum günü kutluyorum. Bir yanımda 8 yıllık Absolut Vodka, diğer yanımda 15 senelik puro, önümde de çay tabağında taze fındık ve cevizler.

Bugün önemli bir gün. Geri dönüşüm çok sert olacak.

Yanıtı vereceğim bebek.

14 Eylül 2010 Salı

Bi' An Patlaması 2



Ruhumun dişlerini fırçalamalıyım, sararmaya başladılar sanki.

Saflığımı gizliyorum, saklıyorum, paylaşmıyorum kimseyle, o benim kızlık zarım.

Vücudumu da ruhumu da ele geçiremezsin ey kötü ruh.

Depremlere kızmayın olduklarında, her gün üzerinde yürüyorsunuz yerin, o size kızıyor mu?

Evlenmek istemiyorum ulan genç yaşta. Birbirini seven iki insan, ki bunlar arkadaş da olabilir, bir süre geçtikten sonra görüştüklerinde yine süper anlaşabilirler ve daha heyecanlı olur eminim.

90'lı

Hak ile gururlanma gitti, yalakalıkla yavşaklık yapmak moda.

Life is too short




"Life is too short, my friends ... life is too short.

I'm tellin' you — I have always known ever since that day that it is possible that one of us could be easily be killed doing what we do. But dwelling on that does no good at all, you really can't protect yourself too much from fate or whatever. But I know what we can ALL do. We can celebrate each of our lives every day by doing the things we enjoy like going to shows and embracing music with all our heart and not being afraid. Because that's what its all about. Doing all we can while we are here and have a good fucking time doin' it — that's what I've been doin' and what I plan on doing for a long fuckin' time, because life is too short, my friends.''


Chris Barnes

Bi' An Patlaması




Bizim sorunumuz aslında çevremizdeki olumsuz insanlardan başka bir şey değil. Kendine güveni olmayan insanların kıskacı altına giriyoruz sürekli istemeden. Şekil A: Babam, annem. İki gün sonra koltuğa (atıyorum bir nesne kafadan) bir şey döksem dökmemin ya da koltuğun önemli olmadığını, bir dahaki sefere daha dikkatli olmam gerektiğini ''tatlı'' dille söylemez.

Hep bir gerginlik. Ankara'ya gitmek istemem bu yüzdendi iki sene önce, ve iyi ki de yaptım. Şimdi ailemle olacağım yine, doğru; ama artık en azından daha ''iyimser''ler. Olumsuz konuşmamaları konusunda uyaracağım defalarca, biliyorum.

Motive olamamak dışında, motiveyken moralin bozulması kadar kötü bir şey yoktur. Hevesime kibrit suyu dökmelerini istemiyorum artık, ne ailemin, ne de başka birilerinin.

13 Eylül 2010 Pazartesi

U.S. beats Turkey to win world championship




ISTANBUL (AP) -- Kevin Durant beamed as he listened to his national anthem, which hadn't been played at the end of the world championship in 16 years.

And that was no "B-Team" standing beside him on the center of the medals platform.

It was the best team in the world.

The United States won its first world championship since 1994 on Sunday, beating Turkey 81-64 behind another sensational performance from the tournament MVP.

Durant scored 28 points, setting a record along the way for most in the tournament by a U.S. player. He left the court with 42 seconds remaining and shared a long hug with coach Mike Krzyzewski, who finally won the world title after his previous two attempts ended with bronze medals.

"Our only option was to come out here and get a gold, and it feels really good to bring this back home to the States," Durant said.

Lamar Odom added 15 points and 11 rebounds for the Americans, who won gold in the worlds for the fourth time, doing so with a team that was no sure thing after coming to Turkey without the superstars from its Olympic gold medal team.

With Kobe Bryant, LeBron James and Co. sitting home, this group was called a "B-Team," which the players were aware of and couldn't wait to disprove.

"I think that was extra motivation," Durant said. "It was exciting to come out here and win and also to prove people wrong."

And they came through where many of their bigger-name predecessors couldn't four years ago in Japan in the world championship, beginning to quiet a raucous crowd midway through the second quarter with a superb defensive effort.

"I thought we rallied and we became a little bit of an unconventional team," Krzyzewski said. "We thought we could win, we just felt it would be a lot harder, and they worked real hard and they made it happen."

Durant, who scored 33 and a U.S.-record 38 points in the previous two games, again took care of the offense, qualifying the U.S. for the 2012 Olympics.

Hedo Turkoglu of the Phoenix Suns scored 16 points for the Turks, who were bidding for their first title and were boosted by huge crowd support, with fans in red filling most of the 15,000-seat Sinan Erdem Dome.

Lithuania beat Serbia for the bronze earlier in the day.

Durant scored 20 in the first half, then hit consecutive 3-pointers early in the third quarter, yelling at Turkish fans sitting courtside and pounding his chest after the second, as the U.S. quickly extended a 10-point halftime lead.

The Americans already knew they'd be bringing a different team to Turkey after all the gold medalists from the 2008 Olympics opted to take this summer off. Then All-Star forwards Amare Stoudemire and David Lee were forced to withdraw on the opening day of training camp.

The U.S. was left with a young, undersized team, featuring six players 22 or younger and only one true center in Tyson Chandler, who quickly became a backup when forward Odom was installed as the starter.

So this team simply rode Durant to the gold medal. The NBA scoring champion made seven 3-pointers against Turkey, often pulling up from places that were simply too far away for its zone to reach, and the Americans outrebounded the Turks 42-34.

"This team had a lot of character and poise," Odom said. "A lot of people thought we were undersized and we didn't have a center, we didn't have too many big guys. People thought we were going to get killed on the inside, but we played tough, hung in there, and stayed strong, focused."

The whistling was so loud when U.S. players were introduced that it was hard to make out the names. There were more whistles and boos every time the Americans had the ball in the early going, and the building was at its loudest when Turkoglu made consecutive 3-pointers to give Turkey its first lead at 15-14 with 4:07 remaining in the first quarter.

Durant was most of the U.S. offense, as he often was throughout the tournament, scoring 11 points in the quarter to help the Americans to a 22-17 advantage.

Unable to crack Turkey's zone, the U.S. kept going smaller to get more shooting on the floor, at one point playing Durant and Rudy Gay with guards Eric Gordon, Stephen Curry and Russell Westbrook.

The U.S. held Turkey to one field goal over the first 6 minutes of the second quarter, extending the lead to 10 on a 3-pointer by Durant. The Americans were ahead 42-32 at halftime.

The U.S. victory put a disappointing end to an important day for Turks, who approved sweeping changes to their constitution in a referendum vote, which the government hailed as a leap toward full democracy.

President Barack Obama called Prime Minister Recep Tayyip Erdogan before the game, congratulating him on the success of the tournament and Turkey's team while acknowledging "the vibrancy of Turkey's democracy as reflected in the turnout for the referendum."

But the team, serenaded throughout by fans singing "12 Giant Men," its theme song since its runner-up finish while hosting the 2001 European championship, fell short of becoming the fourth host to win the world championship and first since Yugoslavia in 1970.

The Turks were a step slow and consistently beaten on the boards, perhaps drained from their thrilling 83-82 victory over Serbia in Saturday's late game.

"Nobody was expecting to be this far," Turkoglu said. "So I'm really happy, really proud."

FIBA inducted its Hall of Fame class at halftime, a group that included women's star Cheryl Miller, former NBA centers Vlade Divac and Arvydas Sabonis, and Brazilian star Oscar Schmidt.

Wisdom, Justice and Love




I come to this magnificent house of worship tonight,
Because my conscience leaves me no other choice.

A true revolution of values will lay hands on the world order and say of war:

This way of settling difference is not just.
This business of burning human beings with napalm,
Filling our nation's homes with orphans and widows,
Of injecting poisonous drugs of hate into veins of people normally humane.

Of sending men home from the dark and bloody battlefields physically handicapped and psychologically deranged,
Cannot be reconciled with wisdom, justice and love. 


Dr. Martin Luther King Jr.

Evet & Hayır




Halk ''Evet'' dedi kadar saçma bir başlık yok.

''Halk'' böyle bir şeyi onaylamaz bu 1.
İkincisi oran var ortada %42'lik.

Hala kendinde olan genç nesiller yapacak ne yapacaksa bu saatten sonra. Halkta halkçılık kavramı kalmadıysa da genç nesillerde ''gençliğe hitap'' belgesi var. Bir kağıt parçası olarak kalmaktan çıkıp her gencin her küçük hücresinde hissettiği bir enerji kaynağı olmadıkça da bunun önemi olmayacaktır ne yazık ki.

12 Eylül 2010 Pazar

Wilderness




İnsan çöplüğünün arasında merhametsiz bir tanrıyım, ben.
Arayışınız boşunadır.
Gerçek olduğuna inandığınız şeye ulaştığınızda,
artık iş işten geçmiş olacak,
kimseyi kurtaramayacaksınız,
çünkü öldürme yeteneğimi kusursuz hale getirmiş olacağım, ben.

Turkey to face U.S. in worlds finals




ISTANBUL -- Kerem Tunceri made a layup with 0.5 seconds left, Semih Erden blocked Serbia's final attempt and Turkey reached the final of the world championship with an 83-82 victory Saturday.

Turkey got the go-ahead basket in a frantic final minute when Tunceri corralled a loose ball lost by teammate Hedo Turkoglu and drove along the baseline.

After a timeout, Novica Velickovic caught a lob pass but his midair attempt was denied by Erden.

Turkey will play the United States in Sunday's final. Serbia meets Lithuania for the bronze medal.

Tunceri scored eight points in a crucial 14-3 fourth-quarter run that put Turkey up 78-75 with 3:20 left.

Turkoglu, the Phoenix Suns forward, scored 16 points for Turkey, while Marko Keselj led Serbia with 18.



http://sports.espn.go.com/oly/olybb/news/story?id=5560431

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.