7 Temmuz 2010 Çarşamba

Sonisphere Festival Üçüncü Gün




''Girişte tanıdık bi yüz: Eda.
Jack Daniels.
Amele yanığı.
En ön.
Foma sağlam.
Anthrax 'Among the Living' çalmadı, hayal kırıklığı.
Megadeth 'Dialectic Chaos' çalmadı, fena değildi.
Slayer günü kurtaran ve bence en iyi performansı sergileyen gruptu. Bir saniye durmadım. 'Seasons In The Abyss' ile günü kurtarıp kalbimde taht kurdular.

Metallica kusursuzdu yine.
Stüdyo kayıtı gibi şarkı çalıyorlar. Beklediğim kadar heyecan alamadım.
Çünkü albümde ne dinliyorsan onu duyuyorsun, sadece görüntü var.

Bir de ölü gibiydim.
O yüzden de yeterince zevk alamamış olabilirim.
Çünkü Slayer'da bitirdim enerjimi.
Redbull'da içemedim en önde olduğumdan.
Yeri bırakamazdım.''

Sonisphere Festival İkinci Gün




İşte bu mükemmel festivalin ikinci gününde kimler çıktı görüyorsunuz: (Sırayla) Murder King, Volbeat, Hayko Cepkin, Manowar, Accept.

''Bu'' gün öncesi Rammstein'da delirip enerji sınırlarımı zorladığımdan ve kaşınıp bilgisayarda takılıp da bitkin olmama rağmen geç uyuduğumdan sabah yine yorgun hissediyordum kendimi.

İkinci günün açılışı 14.00'teydi. Bu günde çok sık dinlediğim ses sanatçiları olmadığından çok erken gidip de sırada beklemeyi düşünmedim. 11.00'de uyanıp bir duş alıp yola koyuldum.

İki jeton aldım, gece dönüşte Kabataş'ta ''Jeton Alma Makinesi'' (Jetonmatik) kuyruğuna girmemek için. Bu makine çok güzel olmuş. Okulum nedeniyle Ankara'da bulunduğum süre zarfında koyulmuş tramvay ve metroların yanına.



Kabataş'a vardım. Yine önde olmak istedim nedense, ve hızlı adımlarla yürüdüm.
Zaten biletimde sahne önü yazsa da, daha da önden görebilmek diye bir durum var. Sahne önü denilen yeri büyük yapmışlar, ve en önünde olmazsam ben yine iyi göremiyordum. Astigmat olmak kötü, evet.

Herkes Sahne Önü biletime laf etti görmemiş damgasını vurarak; ama ben oranın dışında başka bir yerden göremezdim sahneye çıkanları. Sırf göz sorunum nedeniyle ''sahne önü'' almamış olsam da, o da bir neden işte.

Sıradaydım. Tanıdık bir yüz daha önlerde diye onun yanına gidip kaynama yaptım nedense o gün. Yani yapmasam da olurdu. Çok önemli değildi en önlerde olmak o gün dediğim gibi. Yanlış bir hareketti, eleştiriyorum kendimi. Neyse devam.

Evet. En öndeydim yine. ''Murder King''i en önde dinledim; ama hava o kadar sıcaktı ki anlatamam. Sıcaktan bunaldım, öldüm. Dayanamadım sonra. En önden çıktım, sahne içi diye karıştırdığımız ''saha içi''ni gezmeye karar verdim. Su aldım önce bir ferahlamak için. Suyun fiyatı elli kuruştu. Şaşırtıcıydı; ama öyleydi gerçekten.

Su ücretinin bu kadar makul olması sevindiriciydi. Su dışında şeyler çok uçuk değildi. (Mesela Redbull beş liraydı; soğuk sandaviç beş liraydı falan.)

Sonra Volbeat çıktı sahneye. Oldukça iyiydiler. Elvis Presley'e hayat verdi şarkılarıyla.

Saha içi'ne akmaya başladım. Başlangıçta statümü belli etsin diye bileğime Sonisphere yazılı turuncu bir bileklik taktılar. Gez dur. T-Shirt alayım dedim Sonisphere'e ait filan. Sonra bir gittim. Şok. Her t-shirt kırk TL'dir yazısını gördüm. Neyse dedim, güzel, kaliteli bir şeyse, almaya değebilir. Bir bakayım. Baktım da hiç beğenmedim. Güzel değillerdi. Vazgeçtim sonra satın almaktan.

MTV'nin muhabirlerini falan gördüm. Ünlüler falan gördüm. Vodafone'dan şapka ve adlandıramadım bir şey aldım reklam amaçlı verilen. 'Kendini göster' diye bi bölüm yapmışlar saha içinde. Gitar, davul ve mikrofon falan var. Gençler çalıyor, kendilerini gösteriyor, eğleniyor falan. Fotoğraf çekinmek için 'Blacktooth'u arayıp durdum. Bulamadım. Sahne önü'ne geçtiğimde duydum ki o 'Kendini göster'de konser veriyormuş.

Ben saha içinde gezinirken sahneye Hayko Cepkin çıkmıştı. Sevmiyorum, sevemeyeceğim de kendilerini be arkadaş.




Sonra susadım, bir Redbull aldım. ''Şekersiz Redbull'' çıkmış (ya da varmış) ondan aldım.


(Ortadaki olan şekersiz. Bir de kolası varmış. Garip.)

''Fırsat bu fırsat. Ünlü avına çıkıp fotoğraf çekineyim.'' dedim. Sonra da yakaladım birkaç tanesini. (:






(Sırasıyla: Ete Kurttekin - Hakan Özoğuz - Özgür Özkan/Murder King)

Hayko sahnedeyken yuhalandı, hareket çekildi, hakarete falan uğradı. Bunlar bir Rock-Metal dinleyicisine yakışmayan hareketlerdi. Üzüldüm adlarına. ''Manowar'' diye bağırıldı kendisi sahnedeyken. Hayko Cepkin kırıldı ve şunları söyledi: ''Biz de Manowar'ı bekliyoruz arkadaşlar; ama bize de verilen bir süre var, ve çalmak zorundayız. Özür dileriz.'' Yanlış ve saygısızcaydı bu arkadaşların tavrı. Hiç gerekli değildi böyle davranmaları.

Ben de sevmiyorum; ama saygı gösteriyorum.

Sonra Manowar zamanıydı. Bu yüzden ön taraflar sıkışmaya, boşluklar doldurulmaya başlanmıştı. Ben de sahneye yakınlaşmaya karar verdim. Ve çıktılar. Çok iyiydiler. Çok iyi çaldılar, sempatiktiler. Bas gitarı çalan Joey DeMaio şu sözleri söyledi:

''Türkiye'yi çok sevdiğimden biraz Türkçe konuşmak istedim. Siz herbiriniz buraya gelen grupların bin hayranına eşitsiniz. Sizin karşınızda olmak çok gurur verici. Buraya dört büyük grup gelecek diyorlar. Siktir ordan. Buraya kimin için geldiniz?''

Hep bir ağızdan tabii: ''Manowar''. Histeri ve coşku patlaması.

İyiydiler.

Büyük kapanıştaydı sıra. Accept çıkacaktı. Bir baktım sahaönü biraz boşalıyor. Accept çıkacak; ama millet gidiyor. O kadar para verdin ondan dur bari. Yok, ben dinlemiyorum, tanımıyorum.

Neyse. Çoğu kişinin ayrıldığına tanıklık ettim. Giden olsa da ortam yine kalabalıktı. Bir baktım seyirciler büyük adamlar. Çoğunun gençlik yıllarında dinlediği grup geliyor şarkı söylüyor tabii. Dinozor diye hitap ettiğimiz profesörlerdir. Şimdi de ACCEPT'e dinozor demeyi pek garipsemedim açıkçası.

Çıktılar ve hard rock nedir çok güzel gösterdiler. Kaliteli canlı müzikle doyurdular bizi. Çok iyiydiler gerçekten.



''Türkiye seni çok sevdik. Süpersiniz. Albümümüz yakında çıkacak. Tekrar görüşeceğiz.'' dedi, ve tabii ben zevkten dört köşe oldum.

Yalnız en sevdiğim şarkılarını çalmadılar: Son Of A Bitch. Üzüldüm tabii. Bir dahaki sefere çalacaklardır, inşallah.

Yorucu bir gün daha bitti Accept sonrası. Yine tramvay ile Kabataş'tan Fındıkzade. Oradan da eve ayak.

30 Rock



30 Rock, Amerikan NBC televizyonunda yayınlanan bir komedi dizisidir. Türkiye'de TNT kanalında yayınlanır. Dizinin ismi NBC Stüdyolarının adresi olan "30 Rockfeller Center" 'dan geliyor.

Jack Donaghy (Alec Boldwin), 30 Rockfeller Stüdyolarının patronudur. Dizinin konusu ise bu stüdyolarda çekilen The Girlie Show adlı sitcom dizisinin yapımcısı Liz Lemon, oyuncu kadrosu ve patron Jack arasında geçmektedir. Problemli oyuncular, çatlak bir yapımcı, beklentileri yüksek bir patron.

30 Rock dizisinin yapımcısı olan Tina Fey, aynı zamanda dizide ki The Girlie Show'un da yapımcılığını Liz Lemon karakteri ile yapmaktadır.

30 Rock, En İyi Komedi Dizisi dalında Emmy ödülü kazanmıştır. Dizi oyuncularından Alec Boldwin ise Altın Küre Ödülleri'nden en iyi komedi oyuncusu ödülünü kazanmıştır.



30 Rock is an American television comedy series created by Tina Fey that airs on NBC. The series is loosely based on Fey's experiences as head writer for Saturday Night Live. 30 Rock takes place behind the scenes of a fictional live sketch comedy series depicted as airing on NBC; the name "30 Rock" refers to the address of the GE Building where NBC Studios is located, 30 Rockefeller Plaza. This series is produced by Broadway Video and Little Stranger, Inc., in association with NBC Universal.

30 Rock is produced in a single camera setup, and is primarily filmed at Silvercup Studios in Long Island City, Queens, New York, with some scenes filmed on location at Rockefeller Center.[5] The pilot episode premiered on October 11, 2006. Four full seasons have aired since, comprising 21, 15, 22, and 22 episodes respectively. The fourth season began airing on October 15, 2009, and ended on May 20, 2010. The series has an ensemble cast that currently consists of 13 regular cast members, Tina Fey, Tracy Morgan, Jane Krakowski, Jack McBrayer, Scott Adsit, Judah Friedlander, Alec Baldwin, Katrina Bowden, Keith Powell, John Lutz, Kevin Brown, Grizz Chapman and Maulik Pancholy.

30 Rock has been a critical success, winning several major awards (including Emmy Awards for Outstanding Comedy Series in 2007, 2008, and 2009), and achieving the top ranking on myriad critics' year-end best of 2006 and 2007 lists. On July 14, 2009, the series was nominated for 22 Emmy Awards, the most in a single year for a comedy series. Despite these accolades, the series averaged a low 5.8 million viewers in the United States during its first season, according to the Nielsen ratings system, and ranked 102 out of 142 television series. TV commentators have pointed out that 30 Rock is a low rated show, but it has gained viewers throughout its run. The show has been renewed for a fifth season.

6 Temmuz 2010 Salı

Disturbed - Meaning Of Life



Get psycho,
I wanna get psycho,
Get psycho,
I wanna, wanna, wanna, wanna

I wanna get psycho,
Run you little bitch,
I want your power flowing, juicy glowing, red hot, meaning of life.
It's not enough to have a little taste,
I want the whole damn thing now,
Can you take it?

Need to get psycho,
Wanna hear you say it,
Say you want it, need it,
Don't wanna wait until we finish the show.
It's not enough, you hunger for more,
You're one twisted little fuck,
And now you wanna get psycho with me.

Give in, Give in, Decide. Give in.
Give in, Give in, Decide. Give in.
Give in, Give in, Decide. Give in.
Give in, Give in, Decide. Give in.

And get psycho,
I wanna get psycho,
Get psycho,
I wanna, wanna, wanna, wanna

I wanna get psycho,
Scratch my itch
Give me your power flowing, juicy glowing, red hot, meaning of life,
It's not enough to have a little piece,
I want the whole damn thing, now,
Can you take it?

Need to get psycho,
Wanna hear you scream, tell me to,
Take you, scare you, FUCK you,
after we finish the show,
It's not enough, you listening whore?
Your one twisted little fuck and now,
You wanna get psycho with me.

Give in, Give in, Decide. Give in,
Give in, Give in, Decide. Give in,
Give in, Give in, Decide. Give in.

I can feel the blood, flowing through my veins,
Spilling on my soul, and now the hunger's getting bigger,
Come a little closer now, Pretentious whore and pull my trigger,
Free the violence that is building in me,
I say now end of the ride, murder suicide, Is how I've been feeln' lately.

Come a little closer now pretentious whore Im reelin' with a feeln' that I can't ignore,
Come a little closer now pretentious whore Im reelin' with a feeln' that I can't ignore,
Come a little closer now pretentious whore Im reelin' with a feeln' that I can't ignore,
Need to get psycho, is not a question to me.

Get, get, get, get, get psycho,
Get, get, get, I wanna get psycho.
Get, get, get, get, get psycho,
Get, get, get, I wanna, I wanna, I wanna ....
Get psycho,
Get, get, get, I wanna get psycho.
Get, get, get, get, get psycho,
Get, get, get, I wanna get psycho.
Wanna, wanna, wanna, wanna ....

5 Temmuz 2010 Pazartesi

CELTA nedir?



CELTA (İngilizce: Certificate in English Language Teaching to Adults) ana dili İngilizce olmayan İngilizce öğretmenlerine kuramsal ve uygulamalı biçimde kendilerini geliştirmelerini sağlayan ve uluslararası geçerliliği olan sertifika programıdır. Eğitim yordamları ve İngilizce dil bilgisine ilişkin kuramsal bilgi verirken ana dili İngilizce olmayan öğrencilere ders anlatma uygulamalı dersleriyle de pratik gelişimi destekler. Cambridge Üniversitesi'nce onaylı bir programdır.

White Widow



White Widow

* Marijuana Strain White Widow
* Marijuana Seed Company Greenhouse Seeds?
* Marijuana Type %60 Sativa - %40 Indica
* Marijuana Types Indian? x Brazilian?
* Marijuana Taste Deadly. Memorable. Luh it.
* Marijuana High Soaring. Clear. Fantastic.
* Marijuana Smell Danks the whole home.
* Marijuana Veg 10 - 25 days
* Marijuana Flower 56 - 65 days

An old school cannabis classic that is offered by every marijuana seed company compassion club? and Amsterdam coffee shops This '90s marijuana type caught Gen X's attention with its unique deadly name and incredible soaring marijuana high.

With an impressive couch lock too boot

Allowing '90s stoners to sit around chit chatting all day while getting a great fucking weed high on. White Widow popularity has ensured that numerous knockoffs and weed dealers make marijuana marketing claims that their cannabis is indeed White Widow Dutch Passion has their own White Widow clone that is different than the Greenhouse Seed marijuana type.

Both are very unique marijuana types!

White Widow

Though White Widow is now surpassed by other fantastic strains, particular purple pot types Purple Urkel? Granddaddy Purple? The Purps? it's still an amazing shoe gazing experience.

Cannabible? author Jason King denounces White Widow and in particular '90s Amsterdam marijuana strains as bland.

The white widow marijuana strain is the strongest weed in the world. It sets the standard for white strains. This legend was born in the 1990's. They grow tall with delicate arms.

White widow marijuana buds have so much THC on them that it is hard to see the bud at all. The white widow marijuana high is extreme and the taste divine. White widow marijuana seeds have won more Cannabis Cups than any before.
White Widow

On the top of all dutch coffeeshop menu's (mostly the most expensive!) is white widow marijuana seeds and white widow marijuana strains. The buzz is powerful and energetic, yet social. A must for anyone who thinks they are a smoker.

White Widow is one of the more powerful strains of marijuana alongside AK47 and Afghan 1? or Kush

According to Sensi Seeds? this was the very first white variety on sale. It's been gone for some time now and is still popular. I guess this is because of it's good price to quality ratio and the fact that it's easy to grow lot's of it.

The smell is balanced but heavy. The taste is pretty heavy as well, lot's of aroma and sweetness, though clearly not as sweet as, let's say, Haze?

4 Temmuz 2010 Pazar

Rammstein - Benzin (Çeviri)

Benzin
Zamana ihtiyacım var,
Ne eroine, ne alkole, ne de nikotine ihtiyacım var.
Yardıma ihtiyacım yok,
Ne de kafeine.
Benzin için yağa ihtiyacım var.
Gazyağı gibi patlayıcıya,
Pek çok oktanla ve kurşunun serbestliği ile,
Benzin gibi bir yakıt.

Benzin.

Bir arkadaşa ihtiyacım yok.
Ne kokaine,
Ne de doktor ne de ilaca ihtiyacım var.
Bir kadına ihtiyacım yok, sadece vazelin.
Biraz nitrogliserin.
Benzin için paraya ihtiyacım var.
Gazyağıcı gibi patlayıcıya,
Pek çok oktanla ve kurşunun serbestliği ile,
Benzin gibi bir yakıt.

Benzin.

Bana benzin verin.

Damarlarımda dolaşır,
Gözyaşlarımda uyur,
Kulaklarımdan sızar,
Kalp ve böbrekler motorlardır.

Benzin.

Bazı şeylerden ayrılmak istersen,
Bu durumda onu yakmak zorundasın.
Onu yeniden bir daha hiç görmek istemiyorsan.
Bırak benzin içinde yüzsün.
Benzin.
Benzine ihtiyacım var.
Benzin.
Bana benzin verin.

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.