19 Ağustos 2011 Cuma

Karanlık Dönem

Üniversitede Shakespeare oku, Spenser Sone'si ezberle, İngiliz Kültür İncelemelerinde bulun, Estetik ve Sanat Felsefesi yap; sonra gel Ortaçağ Edebiyatı'nın günümüz Karanlık Dönem insanlarında Rönesans Döneminin ışığını ara. Blanche'tan Stanley Kowalski'ye... Her gün yeniden yatıyorum sıcak rüyalarla ama bir türlü uyanamıyorum mavi gökyüzündeki Galata köprüsünün üstündeki martıları her gün dinlememe rağmen. İstanbul'u dinliyorum vicdanım kapalı...



June 9th

Rock'n Coke 2011

Limp Bizkit Limp Bizkit Limp Bizkit



John Otto

Wes Borland

DJ Lethal

Sam Rivers

ve

Fred Durst


Hot Dog
Why Try
My Way
Boiler
My Generation
Livin' It Up
Re-Arranged
Break Stuff
Eat You Alive
Faith (Hey Laadiiiees)
Behind Blue Eyes
Nookie
Take a Look Around
Rollin



July 17th

O

İlk andan beri göz göze, arkaya dönüp bakıldığında o gözler, o tatlılık...

Hala bir şeyler var, hissediyorum, kıpırdıyor, duramıyor, istiyor, arzuluyor...

Güzel olan her zamanki gibi karşılığını görmektir. Görüyorsun bakınca...

Yarın bakışların dile dökümü olacak mı bilmiyorum ama sessizlik çözüm değil bunu biliyorum, sanki bir şeyi yapmayı istemenin yapmanın ilk kısmı olması gibi. Eylem yoksa sonuç hiçbir zaman olmayacaktır.



July 15th

Kesit

Kanka F6-7 diyor Lütfü. Ben yukarı bakıyorum, C bölümündeyim. Otobüsteyiz insanlarla çok dolu olmayan. Bir durağa uğrayıp yolcu alıyoruz. Yolculardan biri Rahim, el sallıyor burdayız havasıyla. Yolu seyretmek için mi bilmiyorum en öne 2 no'ya geçiyorum. 1 no'da o var. Daha önceden tanıyorum onu sanki. Bana değişik bir dudak kremi veriyor. Düşürüyorum, yerden geri alıyorum. Şöför şehre yabancı, soruyor bana merkeze nerden gideceğimizi. Şurda aşağıda işte diyorum. Bana sahiplenircesine sarılıyor esmer mavi-yeşil gözlü düz uzun saçlı biraz kısa güzel. Koluma sarılıyor kafasını omzuma dayayıp. Sonra kremi dudağına uzatıyorum. Dudaklarını oynatıp sürüyor kendi kendine. Parmağımı dudağına değdiriyorum. Parmağımı emiyor. Parmağımı çekiyorum. Kremi kendi dudaklarıma sürüyorum. Huzurlu bir şekilde ona biraz daha sokulup gözlerimi kapatıyorum.

Şöför de diyor, bilerek mi yapıyorsun Can, yolu sadece benim bildiğim düşünüldüğünden. Gülüşmeler duyuluyor. Ben umursamıyorum. Hiç istifimi bozmuyorum. Otobüs bir yere götürüyor, insanlar bir şeyler söylüyorlar.

Ben huzurla kokusu eşliğinde uyku tatlılığındayım, o da güzel rüya mutluluğunda.

Sonrasında sinek vızıltısı, birkaç damla gözyaşı...


July 14th

Yağmur Yağarken


http://www.umbrellas-golf.com/COMPANY.html



A dedi ki:
Ah, ne kadar harika bir şeysin sen
Kirleri temizlersin
Temizliğin kaynağı

B dedi:
Ne gerek vardı şimdi
Saçımın şekli bozulacak
Çantanı uzat

C dedi:
Şemsiye istiyorum
Yanıma alacaktım ah

D ekledi:
Evet haberde de söylemişti hatta
Ben de senden yararlanırım diye
Düşünüyordum hihi

E dedi:
Yağmurda ıslanmak çok güzel

F dedi:
Yağmuru seviyorum diyorsun
Şemsiye arıyorsun
Ne iş?

1 dedi:
Yağmurda öpüştünüz mü hiç?
Islak ıslak
Çok romantik

2 dedi:
O değil de tüm kitaplarım ıslandı ya
Hadi bi an önce girelim bi şeyin altına
Hadi

3 dedi:
Bu anın da zevkini çıkarmak gerek aslında
Islan kurursun
Kurulan ıslanırsın

4 dedi:
Ne?

5 dedi:
Bu ne ki? Siz karadenizli değilsiniz tabii
Nerden bileceksiniz ki
Yağmurun ne olduğunu

6:
Hadi fotoğraf çekinelim
Şura çok güzel görünüyor
Gülümseyin

7: Ayakkabılarım çözülmüş
Sırılsıklam oldu bağcıklar
Bekleyin bir

a: Ben en çok bu anlarda müzik dinlemeyi seviyorum
Farklı duygular yaşıyorum
Belki de geçmişi hatırlattığından

b: Ne müziği be?
Yağmurun sesini dinlemek en güzeli
Ah o sesler kalbimi okşuyor sanki

c: Koku koku
Kokuyu unuttunuz
Şu kokuyu kokla mis gibi toprak

ç: Yağmurda evde olmak gibisi yok ya da bir kafede
Yakçaksın sigaranı bir de sıcak bir şeyler
Huzur bu be

d: Her tarafım çamur olcak ya
Yeni yıkadım bunları
Of adımlarıma dikkat ediyim bari

e: Su sıçratabilir
Arabaya dikkat et
Hanzo bilerek hızlı geliyor sanki

f: Yağmurda basketbol oynadınız mı hiç
Top elinizde kayar
Oynaması daha zorlaşır ama zevki artar

A: Bir an önce eve varıp üstümü değiştirmeli
Kuru kuru evde mis gibi yemek yicem
Sonra da TV'ye kurul oh kebap

B: Yağmur yağarken cam kenarında uyumak süper
Serin serin geliyor esinti
Cam kenarına çarpan damlalar şıplıyor suratına

C: Rainman diye bir film vardı
Sanki
O neyle ilgili acaba, yağmur adam?

D: Kedi yağıyor diye bişi vardı
Bir atasözü
Bir de kül yağmuru vardı sanki sessiz tepede

E: İyi iyi kirliydim
Yağmur koku kattı bana
Kirli koktuğum anlaşılmayacak

F: Saçlarım yağlanmıştı
İyi oldu rahatladı kafam
İnsanlara da kötü görünmez şimdi

1: Saklanmanın iyi yollarındandır bu zamanlar
Montumla daha seksi görüneceğim
Seksi evet

2: Karanlığı temsil etmese de
Gökyüzü kasvetli olur bu günlerde ya
Bayılıyorum buna

3: Yıkanmak için bir bahane çıktı
Benim de buna ihtiyacım vardı
Çok üşengecimdir

4: Elektrikler gitmez inşallah
İnterneti de etkilemesin de
Rahat rahat takılmaya devam

5: Dur yağmurdan duyamıyorum seni
Telefonum da ıslandı zaten
Dur be

6: İyi iyi arabam yıkandı
İyi ki yıkatmamışım dün
Cimri değilim tutumlu

7: Yağmur beni hep düşünmeye zorlar
İlla bir şeyler düşünmeliyim bu zamanlarda
Ya da kendimle konuşup gülüşmeliyim kendimle

a: Nerde kaldı bu otobüs ya
Sırılsıklam oldum
Hah işte bu benimki olacaktı

b: Romatizmanın gücü adına
Demiştim demeyi sevmem
Diyemeseydim keşke

c: Oha süper
Hadi denize
Korkma ya aynı deniz

ç: Yağmurla gelen çocuk
O yanımıza ne zaman gelecek haber ver
Nasıl bir tesadüftür bu ya

d: Kayganlaşmıştır
Düşüp bi yerimizi kırmasak iyi
Kaslı olmak önemli düşerken

e: ?
Yağmur trafiğin artmasını nasıl sağlıyor
Delircem yaya devam

f: Bu şemsiyeyi taşımak istemiyorum ya
Islanayım boşver
Ya da alayım bari hadi

Yağmur



3 yaşında
Anlam veremedi
İzledi
Güldü
5 yaşında
Çamurla oynadı
Zıpladı ayakkabılarının oluşturduğu sıçramaları
İzledi
6 yaşında
Saçlarıyla oynadı
Kafasını salladı bir o yana
Bir bu
7 yaşında
Koşturdu ellerini açıp da
Sevinç çığlıkları
Doldurdu bahçeyi
8 yaşında
Kaydıraktan kayamadı
Hızlanana kadar
Sonra üstü boyandı
10 yaşında
Topa vurdu çok sert
Kaydı ayakkabısı yeniydi
Ama düşmedi tökezledi
12 yaşında
Okul elbisesiyle
Koşuştu içeri
Annesi onu izlerken
13 yaşında
Paltosuyla koştu
Bakkala ekmek almak için
Ekmeği aldı
15 yaşında
Hayranlıkla izledi
Tozların yavaşça kuruluğunu kaybetmesini
Gördü
16 yaşında
Şemsiyesine sarıldı
Rüzgarın ağırlı altında
Ezildi
17 yaşında
Kısa kollu yakalandı
Rüzgarla öpüştü
Diğer gün de ilaçla
18 yaşında
El ele tutuştuğu sevgilisine gülümsedi
Bir kafeye oturup
İki çay söylemediler
19 yaşında
Her şeyi bırakıp da dışarı çıktı
Yürüdü terlikleriyle
Düşündü düşündü ağladı
20 yaşında
Kafasının içinde damlaların sesini dinledi
Kafasının olduğunu hiç bu kadar somut hissetmemişti
Güldü sinsice

Amamkat

Roman: 10
For: 60
For: 60
Şiir: 60
Özden: 0
Tiy: -
Nezir: -

- Bunları bilmiyorum bile ya. Duruma bak.

Nasıl bir bünye var bende arkadaş anlamıyorum ki. Nasıl bir takmama mekanizmasına sahibim böyle arkadaş!

Ne oldu bana?

Thou Shall Not


http://beeryblog.wordpress.com/2011/08/14/the-ten-commandments-bagger-style/



Öldürmeyeceğim
Çalmayacağım
Komşunun malına göz dikmeyeceğim
Put yapmayacağım
Tanrı'nın adını gereksiz yere anmayacağım
Tanrı'ya eş koşmayacağım
Sebat gününü kutsal tutacağım
Anne ve babama saygı duyacağım
Yalancı şahitlik yapmayacağım
Zina yapmayacağım

Parlaklığın Başlangıcı


http://www.masaustu-resimleri.com/d/6648-2/__orak+Arazi+Resimleri.jpg



Bir zamanlar çimler gürdü
Yemyeşil kokularıyla dalgalanırlardı
Rengarenk kelebekler böcekler uçuşurdu
O topraklar ıslak olurdu sulu sulu
Canlılık akardı patır patır

Çorak araziler mesken tutmazdı
Yabani otlar türemezdi
Düzensizlik hakimiyet kurmazdı akın akın
Söz söyleme hakkına sahip olmazdı dış kuvvetler
Sürerdi hükümranlık mütemadiyen

Ceaseless Smile




Whole my life has fucked up
I always tried to be happy, I tried
Have not I deserved?
The news make me cry,
Changed me so well in my deepest depths
Now that I changed,
I no longer have a smile on my face,
Just frown on the eyebrows
I have been laughing, recently
Smiling ceaselessly.

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.