Kalkmalı doğrulmalı geç olmadan.
10 Mayıs 2013 Cuma
One Cent
Once
There was an
Ounce of grace and sincerity
Among the human waste
Whose mere concern was
One thing but living
And all except but expect
9 Mayıs 2013 Perşembe
Kaktüs Ben
Anne, burada
yazacaklarımı sadece kendine saklaman şartıyla okumanı istiyorum. Burada
okuyacağın şeyler Anneler Günü’ne özel olarak yazılmış şeyler değil. Her zaman
geçerli şeyler, her nefes aldığımız gün için.
Ben ne seni ne babamı
taşıdığınız “anne” veya “baba” sıfatlarınız konusunda eleştirmedim. Annelik ya
da babalık nedir, ben öğretecek değilim. Dünyada her insan eşsizdir. Sizler de
benim için öylesiniz. Ne seni babamla, ne de bir başkasıyla kıyaslamam. Böyle
bir şey söz konusu bile
olamaz.
Çünkü siz beni dünyaya
getirdiniz. Size olan saygım buradan gelir. Zaten siz beni dünyaya getirerek
bir hayat borç verdiniz.
Sorun da biraz burada
ortaya çıkıyor aslında. Size bir hayat borçlu değilim. Bunu başka şekilde
ödemem gerekir. Siz beni dünyaya getirdiyseniz, benim meslek sahibi, güçlü,
aklı fikri inançları hür, doğru ve dürüst bir insan olmam için yaptınız.
Şu yaşa kadar geldiniz,
çocuklarınızın eğitim hayatları bitiyor. Mutlu olmalısınız. Ben kahin değilim,
geleceği bilemem. Eğer benim de çocuklarım olursa ben de onlar için elbette
elimden gelenin en iyisini yapmak isteyeceğim. Bundan şüphen olmasın.
Nefret ettiğiniz, şu
benim bireysellik düşüncemi biraz bir kez daha açıklamak istiyorum.
Bireysellik, insanın tek başına kendi olabilmesidir. Kendi kimliğini kişiliğini
kabul etmiş, kendi doğrularını kendi sorgulayıp araştırıp oluşturmuş bir kişi.
Birey olmak, toplumdan ayrı olmak değildir.
Toplum denilen şey birçok
insanın uyum içinde yaşamasını amaç edinen bir politikadır.
Din ve millet denilen
şeyler birer politikadır. İnanç ve kardeşlik duyguları farklı kavramlar.
Din inanç demek değildir.
İnancın başkaları elinden geçmiş haline din denir. Din bir yönetme amacıdır.
Din insanların korkmasını amaçlar ki insanlar tapsın, takip etsin.
Din bizim hayat haritamız
değildir. Hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiğini göstermez. İnanç ile
hislerimizle nasıl ve neyin doğru olduğunu biliriz zaten kalbimize bakarsak.
Neden daha bu konulara
girdim, çünkü beni büyütürken az ya da çok benim bir şeyleri kabul etmeden önce
sorgulamam gerektiğini öğrettiniz.
Ama yapmamanız gereken
şey, bir insanı ön yargılarınızla asla engellememektir. Fırsat denilen şey her yerde
peşinde olursan karşına çıkar. Ben belki bir işte başarılı olamayabilirim; ama
önemli olan denemiş olmamdır.
Siz denemem konusunda
bile bir şeyler söyleyerek önümü engellerseniz bu yanlış olur. Çünkü ben kendim
karar vermeliyim bir şeyi yapıp yapamayacağımı.
Okumak mı, gezmek mi en
iyi öğretir?
Tabii ki gezmek. Gezmek
denilen şey tecrübe etmektir. Elini sıcağa tuttuğunda elinin yanmasıdır. Sen
bana ne kadar soba sıcak uzak dur desen de ben değmeden sıcağın ne olduğu
bilgisini asla öğrenemem, algılayamam.
Anlıyorsun beni değil mi?
Bana tavsiye verirken -bak,
beni kontrol ederken ya da bana öğüt verirken demiyorum- sen bana tavsiyede,
öneride bulunabilirsin anca. Sen beni “kontrol etmeye” çalışırsan, emir altında
tutmaya çalışırsan ne olur?
He? Gidip sizi dövmedim
böyle oldunuz diyorsun bazen saçmalayıp. Adını hatırlayamıyorum kimdi İsmail
abinin eşi, kızlarını kontrol etti, oh kebap ne derse oluyor.
Biz, yani çocuklar,
kontrol edilmesi gereken bir şey miyiz? Neye göre kontrol ediyorsun? Bir
talimatı falan var mı? Hani makinelerin olur ya, tüm parçaları yazar, sorun ne,
kapat orayı, değiştir parçayı düzelsin, işlemeye devam etsin.
Yani herkes birer insan,
birer kişi, birer birey, kendi özgür iradeye sahip bir canlı.
Unutma anne, unutuyorsun
bazen, özgür iradeyi kontrol edemezsin. Birisine aşık olsan, onun sana aşık
olmasını sağlayamazsın. İradesiyle karar vermelidir.
Yani beni ne kadar
yakınında istiyorsan, özgür irademe saygı gösterip, benim bir bebek değil,
fikri danışılabilecek bir kişi olarak görmelisin. Ben artık tartışmalara
karışabilirim, aile ilişkilerine de istediğim gibi burnumu sokarım.
Çünkü artık düşünebiliyorum
ve isterse 70 yaşında olsun ananemin dedemin yaptığı kararların doğruluğu
konusundaki becerilerini görüyoruz. Yaş insana akıl katmaz, katmayacak da.
70 yaşında gezen bir
insan düşün, hani yukarıda dediğim tecrübe bakımından. 70 sene o insan sadece aynı
çevre etrafını gezmişse, bir şey öğrenememiştir. Ananemin durumu bu ya da
dedemin.
Yaşı küçük muamelesi
yapma artık bana. Ben senin küçük çocuğun değilim. Artık çocuk olarak bakma
bana. Ben gideceğim diyorsam, bir daha benden haber alamayacaksın senin
hayatından gidiyorum demek değil bu.
Ben çıkacağım dışarı
artık. Gezeceğim, göreceğim, tecrübe edeceğim ve kendim öğreneceğim ne yapmam
gerektiğini. Senin artık görevin bitti benim üzerimde. Bu yaşımdan sonra artık
ben özgürüm.
Artık sorumluluğum sana ait
değil. Bana bakmakla yükümlü değilsin. Sorumluluğumu, kendim alacağım.
Gerekirse de hatalar yapacağım; ama o hataların da sorumlusu ben olacağım.
İyi veya kötü insan ne
demektir, biliyorum. Teşekkür ederim öğrettiniz. Bu vakitten sonra kendi
hayatımı kurmak için mücadele edeceğim. Ve bu konuda yalnız olmalıyım. Sorunum
olduğunda kendim sorunumla yüzleşip onu çözmeliyim, size sığınıp kaçmamalıyım.
“Siz”, babamla sen, benim
beynimde geçidi olmayan, aşamayacağım bir tabakasınız. Bir çocuk olarak her
zaman tabii ki aklımda olacaksınız. Sen her zaman benim kalbimdesin. Ben
duygusal birisiyim, empati yeteneğine de sahibim, düşünebiliyorum da,
rasyonelim de. Sizi her zaman düşüneceğim.
Size karşı
sorumluluklarım var. Sorumluluk sizin söylediğinizi yapmam değil. Size olan
saygımdan içimden gelen paylaşımlarda bulunmamdır.
Hayata atılmam için,
hayatta kalabilmem için benim güçlenmem gerekiyor. Ve siz beni koruyan güçler
oldunuz bu yaşıma kadar. Artık beni koruyamazsınız, çünkü evde kalamam, sizinle
artık.
Dışarıya çıkmak,
insanlarla ilişkiler kurmak ve farklı ortamlara girip çıkmak zorundayım.
Girdiğim ortamlarda artık kendim olmalıyım ve kendimi korumam gerekir. Siz hep
yanımda oldukça ben güçsüz kalacağım.
Bu yüzden bunu anlayışla
karşılamanı istiyorum. Benim güçlenmeye ihtiyacım var anne. Belli bir seviye
güce ulaştım; artık potansiyelimi kullanma zamanım geldi.
Potansiyel varken bunu
kullanmamak bir hatadır. Potansiyelimin ne olduğunu ya da neler olduklarını
görmem için mücadele etmem gerek.
Siz benim yanımdasınız,
aklımdasınız, beni yetiştirdiniz, bana terbiye verdiniz; diğer insanlar içinde
ahlak ve etik kurallarını kullanarak ben doğru olanı yapacağım.
Hayat ne yazık ki 2 x 2 =
4 değildir. Matematik değil hayat. Hayat denilen şey çünkü insanlar demek
artık. İnsanlar değişkendir ve sonsuzdur, ne olduklarını keşfedemezsin.
Kimisine güvenmek istersin seni yarı yolda bırakır ya da bırakmaz bilemezsin;
yaptıklarına bakarsın söylediklerine. Yaptıklarıyla söyledikleri uyuşmuyorsa
bunu zaten anlarsın.
Ben insan sarrafı değilim
belki; ama inan bir insanın kötü niyetli olup olmadığını kestirmek kolay benim
için. Ben çünkü doğallığa tapan bir insanım. Doğaya tapıyorum anne ben. Benim
inancım doğadır. Çünkü doğada her şey bir düzen içinde akar gider. Doğa asla
yalan söylemez.
Doğallığa inanan bir
insan olarak da ben içimden geldiği gibi davranıyorum. İçimden küfretmek
geliyorsa, küfrediyorum. Çünkü doğal davranmazsak bu bizi kötü etkiler.
Şimdi, geleceğin
kestirilememesi konusuna dönmem gerekirse. Anne belki bu beraber geçirdiğimiz
son “Anneler Günü”. İki ay sonra artık babam ve sen ile yaşamak istemiyorum.
Hayata
atılma zamanım geldi.
Ben güçlü olacağım. Bana
söz ver. İnan bana.
Siz anne baba olarak
yapmanız gerekenleri yapmaya çalıştınız, ben de bunu takdir ediyorum. Elinden
daha iyisi gelse daha iyisini yaşatırdınız, bundan şüphem yok.
Sana olan sevgim sonsuz.
Sen kötü bir anne değilsin. Kötü bir insan da değilsin. Sen iyi kalpli bir
insansın anne. Ben hayatımdan asla iyi insanları çıkarmam.
Bana darılma. Alınma
söylediklerime.
Asla unutma, sana olan
sevgimi aşamaz hiçbir insan.
Ailenle ya da babamın
ailesiyle olan sorunlar sizin sorunlarınız. Ben bundan etkilenmemeliyim. Beni
dışarda tut. İyi bir çekirdek aileye sahip olamamanız sizin şanssızlığınız.
Ben şanslı bir
çocuktum. İçin rahat olsun arkanda bir oğlun
var.
Sana hediye olarak kaktüs
veriyorum. Bu kaktüs çünkü çiçekler gibi solmaz. Her zaman yeşildir ve
dikenleri olacak.
Bu kaktüs beni temsil
ediyor, kaktüs, benim.
Hayat zorsa, merak etme
benim de dikenlerim var. Kendimi korurum; ve yeşilliğim, yani geldiğim yer,
asla sönmeyecek.
Nerden geldiğimi
unutmayacağım, sizden geldim, çekirdek ailemden. O her zaman benim kimliğimde
yer alacak.
Ben sıradışı bir insanım.
Çiçek almayacağım sana diğer herkesin yaptığı gibi.
Sensin çiçek, sen benim
çiçeğimsin.
Solma, sönme. Her zaman
güçlü ol. İnancını kaybetme. Kaybetmeyeceğini biliyorum.
Öpüyorum. İyi ki varsın.
Doğum günün kutlu olsun.
Şibir
Hava baterisi mafya babasının gözlerinde
Parlıyor patlıyor teslim olmuyor
Dönüş yok diyor kafa sallamakta ısrarlı
Kendi kurallarını koymaya çalıştığı ortamda
Yok oluyor vızıldayanlar üstünde
Birisine bir kimseye kasları sıkışınca
Aklı döndü böyle aşağıdan yukarı bir şeyler geldi
Dedi ara verelim uzaklaşmaya yakın
Hala eşcinsellik şüpheleri kafada
Ayağa kalkmalıymış serüvenlere atılacak ya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.


