14 Ocak 2013 Pazartesi

Ölümsüzlüğü Tatmak

Bu aralar çok mu uyuyorum sanki? Aynen öyle. Neden mi? Kasıtlı yapıyorum bi kere başta anlaşalım.

Uyanıyorum belki erken sayılabilecek bir saatte, sonra diyorum ki uyusam mı biraz daha, uyuyorum 1 ya da 2 saat geçiyor, sonra kalkıyorum diyorum uyusam mı hadi bir saat daha, böyle böyle 12 saat geçmiş oluyor.

Neden uyuduğuma gelirsek?

Rüya gördüğümden. Bu şekilde uyuduğum günler hep art arda süper rüyalar görüyorum. Gerçi ilk gördüklerim hep kötü oluyor, sonradan düzeliyor gibi. Huzura yavaş yavaş ulaşıyormuşum gibi.


Bugün bir adamın bana laf söylediğini ve bu yüzden peşinden gidip dövmeye gittiğimi, ama adamın silah ve bıçak çıkardığını gördüğümde yalvardığımı gördüm.

Sonra ünlü bir aktrisle bir filmde oynadığımı ve sonrasında bir İspanya, Meksika kasabasında kalıp deli gibi öpüştüğümüzü gördüm. Çok güzeldi esmer tenli.

Bunun dışında dün ablamın geldiğini gördüm, yanaklarından öpüyordum.
Dün ayrıca üç kişiyi öldürüyordum denizin içinden silahla ama sonrasında yakalanmıyordum, filan

Başlığa gelecek olursak.

Öpüştüğüm anlarda bazı kişilerle ölümsüzlüğü, sonsuzluğu yaşamıştım. O an dışında hiçbir şey umrunda olmuyor ve şehveti kucaklıyorsun. Güzel zamanlardı.

Onun dışında ablamla Çanakkale'nin küçük bir sahil kasabasında, ünlü bir balık lokantasında parasını düşünmeden her bişi yediğimiz, ısmarladığımız akşam geldi aklıma. O an da mükemmeldi.

Kalamar, soğan, midye, levrek, çupra, rakı, kola...

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.