20 Nisan 2013 Cumartesi

Yazmam Daha Aşk Şiiri




Oydu bir bakışta  tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu

Dünyanın en güzel kadını oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgardı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu

En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı

Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan

(1957) 
Üvercinka 
Cemal SÜREYA

17 Nisan 2013 Çarşamba

Dark Insanity



Weak and sick I crawl
In the dust of past mistakes
Leaving for the darkness
Of tears and cold heartaches
Suffer in this grief
Of forever burning hate
The ashes of my life
By the torment you create

On my knees... remembering
The wasted years of dark insanity

The rage increases fast
As the memories eat me alive
God, I wish this to end
But I'm not prepared to die
No more a human being
Just a fool of anxiety
Unable to escape
The darkest insanity

(Arch Enemy)

Ne güzel açıklamışlar, vakit bulduğumda Türkçe'ye çevireceğim.

14 Nisan 2013 Pazar

Kıvılcım

"İstanbul Üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul
duvarında bir ilan gördüm: "Avrupa'ya talebe yollanacaktır. "
Allah Allah, dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa'ya talebe... Lüks gibi gelen bir şey...
Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, "Berlin Üniversitesi'ne
gitsin." diye yazmış.

...Vakit geldi, Sirkeci Garı 'ndayım; ama kafam çok karışık.
Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı?
Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı.
"Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var."
"Benim" dedim.
Telgrafi açtım, aynen şunlar yazıyordu:
"Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz."

İmza
Mustafa Kemal

Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. "Şimdi gel de
gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme." dedim.
"Düşünün 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerde, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?"
Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce Istanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü'nü kurdum.
Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.
Ben kim miyim?
Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım..

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak

Erkeğin Ayağı



Bazı kadınlar erkekte ilk olarak ayakkabıya bakarmış.
Ayağın büyüklüğü erkekteki başka bir şeyin büyüklüğüyle kıyaslanırmış.
Kadınlar bu konuda pek bilgiliymişlermiş.
Erkekler de bilinçdışı olarak ayakkabılarının şeklini
Yine kendilerinde olan bir şeyin şekline göre seçermişlermiş
Yani hem büyüklük hem de şekil için ayakkabılara bakmak yeterliymiş.

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.