Kalkmalı doğrulmalı geç olmadan.
25 Mart 2016 Cuma
Mülakat Seansı
Seans, çünkü kendimi iş terfi mülakatı yerine psikolog karşısında bir hasta gibi hissettim.
Kötü olmadı he, yanlış anlaşılmasın.
Güzel kendime bakmamı sağlayan sorular sayesinde uyanıklık seviyem arttı ve kendimi sorgulama fırsatı buldum sonrasında üzerine düşününce.
Üstlerimin terfi almam için pek bir katkısı olmadıklarını gördüm. Terfi alması gereken diğerleri varmış listede önümde. İnsan düşünmeden edemiyor tabii böyle bir durumda.
Eleştirmek, sorgulamak, sidik yarışı yapmak değil söylediklerim, söyleyeceklerim, hissettiklerim.
Bendeki eksiklik nedir veya diğerlerini benim önüme geçiren özellikleri?
Amirlerden yüzde 50'si bile benim olmamı istememiş veya beni arka plana atmış, bu ciddi bir oran, söylüyorum, gerçek yüzdeyi bilmiyorum bile, ama lanet olası yüzde 50'yi bile tutturamamışız ula.
Kızmıyorum, isyan etmiyorum, şaşıyorum, sadece şaşırıyorum. Bir şirkette, bir iş yerinde ciddi işkolik işini harfiyen yerine getiren hatta harfler ekleyip üzerinde bir çabayla kendini tüm ciddiyetini dikkatini işi verip işin yürümesini isteyen birisiyim, evet, aynen öyleyim.
Olması gereken bu değil mi? Senden üstteki rütbelerle kanka olup dışarıda farklı sosyal etkinlikler yapmam gerekliymiş, bunu anladım. İş bir şekilde yürür, sen olsun siktir et dikkatini gel biraz bizle takıl mı?
Kankaaa, bak kanka diyorum, takılayım, ayıp ettin, sen iste yeter ki, ben işe boğulmuş haftanın 6 günü işe giderken, bir haftasonum bile yokken dinlenecek, izin günümde evde tüm gün yatıp ıstırahat ediyorsam, özür dilerim, kendimi düşünüp bencillik etmişim, yapmamam gerekirdi, o gün de iş arkadaşlarımla dışarıda gezip tozmalıydım, tozmasam da gidip bir kahvede tavla atmalıydım filan gibi şeylerden birkaç örnekler daha filanlar...
Ulan ne işkoliğim, iş dışında bir şey düşünmüyor gibi davranıyorum, işe gidiyorum tamam da tabii ki sadece iş için değil, o ortam olmasa sohbet saçma salak gördüğün kızlara yazmalar, hayaller başka hayaller, insanların seyahat amaçlarını çalmalar...
İlginç bir iş yapıyorum diyim ben sana, İstanbul'dan başka ülkelere giden insanları sorgulamak, işim bu abi başka tanımı yok şu an en net. İstanbul'dan başka ülkerelere giden insanları ve buraya neden geldiklerini öğrenmek. Her gün yeni bir hayata girip başka kişilikleri inceliyorum. Bu mükemmel bir olay, insanların heveslerini hayatlarını maceralarını öğrenmek.
Yurt dışına çıkan insanların çoğu gerçekten eğlenceli, arada çok farklı hikayelerle karşılaşabiliyoruz, onlar farkında olmasalar da onların üzüntülerini meraklarını sinirlerini zorunluluklarını heyecanlarını kaçamaklarını kimi zaman, mutluluklarını, özlemlerini, isteklerini görebiliyoruz berrak bir şekilde.
İnsanların psikolojilerini çözümlerken de arada yaptığımız somut iş gitmelerini sağlayan dökümanların geçerli olup olmadığını kontrol etmek. Bu yani, dökümanın orijinalliği, maceracının hedefine ulaşmak için sahip olması zorunda olduğu bir madde parçası, biz de maddeleri inceleyen maddenin olurunu verenler gibi bir rol üstlenmekteyiz.
Neyse, iş bir yana, iş durum ortada ciddiyet dikkat istikrar gerektiren bir iş, birçok döküman görüyoruz kısa sürede ve hepsinde ayrı bir hikaye dersek, bir günde birçok hikaye okuyormuşuz gibi.
İşimi yaparken üstlerimle ilişkilerim profesyonel tabii, durum ortada, e iş dışında zaten iletişim kuracak zaman ortam olmuyor be abi, yani ne diyebilirim ki,bir operasyondan çıkıp diğerine gidiyorsun, ne ara aramızı tazeleyelim farklı sohbetlere vakit kalsın ki, ne diyim yani, operasyonları yaparken de yakınlık kankalık seviyemi eskiye göre arttırdığıma inanıyorum, abi abla'ya başladım yani, bunun farkındayım ben.
Herkesler de farkındadır, yani amirler diyeyim, çünkü dökümanları onlara onaylattığımda abi durum bu durum şu diyorum sonuçta, izin günüm de kısıtlı olduğu için biraz nefes alıyorum, iş çıkışı zaten gece 23 oluyor,o saatten sonra da tabii ki plan yapamıyoruz, öncesinde de işe gelme saatimden 2 saat öncesinde uyandığım için genelde, pek bir vakit kalmıyor, ne kendime ne başka şeye.
E başka şeylere vakit kalmıyor, e doğal o halde be pampa, yani plan yapacak bir fırsat bile geçemiyor ki elime.
Öğlen işe git gece işten çık, durum bu.
İştekilerle neden daha çok yakınlaşamıyorum ortada o halde, bak bunu sonuca çözüme ulaştırdığım için memnunum. Sorun çalışma saatlerimmiş oh be rahatladım, kendimi çok itici bulmuştum filan. neyse zaten yakında terfi durumu söz konusuysa, her saatte çalışıp daha çok yakınlaşma fırsatı yakalayacağım.
Olacak olacak kanka inanıyorum, karışık çalışma saat ortamıma da sporu ekledim mi, bir de bir güzel kilo verdim miydi, kendime olan güvenim ve kendimi beğenme oranım artınca da tabii farklı sohbetlere de dahil olmaya hak kazanacağım.
Olay şu, kendini beğenirsen anca başkasını beğenebilirsin, kendini sevebilirsen başkasını sevebilirsin, kendinden nefret edersen başkasından nefret edersin. Her zaman böyledir, güven bana.
İnsan ilk önce kendisini yapmalı başkasına bir şeyleri yapabilrmek için.
Ben kendimi beğenmiyorum şu an, açık, net. Aynaya bakabiliyor muyum? Hayır.
Sebebi saçlarımı çok seviyor olmamdı, kendi saçını seversen başkasının saçını seversin. Şu an başkasının saçını sevemiyorum, çünkü bende yok. Bende yok yani, yok abi, olmayacak yani, ortada, kel olduk çıktık. Babam yeşil gözlü, yarı kel. Ula bari yeşil gözü alaydık, kellik kalaydı, gözleri de alamadık, hafif elamsı kahverengide can çekişiyor.
Ne diyordum, he, saçlar gitti, aynaya bakamaz yüzümü beğenemez oldum, kompozisyon bozuldu çünkü, bütünlük gitti, e tabi mükemmeliyetçiyim ya, her şey tam olcak, olmuyor işte, öğrendim ağır bir şekilde, bütünlük olmayınca, kendini eksik hissetme, psikolojik olarak dalgalanmalar, zaten tam değilim vur öldür geri kalanı.
Durum bundan ibaretti, artık saçımı kazıtıyorum sıfıta, en azından kel isem bile, ki kelim, tam gel olayım ne öyle yarı kel yarı saçlı, olmuyor be, olmuyor işte, rahatsızlık duyuyorum, belki sen anlamıyorsun, aynı şeyi yaşamadın, sana küçük önemsiz bir detay gibi geliyor.
Olsun, öyle gelsin, beni anlayamadığın sürece beni değerlendirme, yargılama, bir şey söyleme bunun üstüne, bir eksiklik gibi hissetmeme mahal verme bari, ama malsın, empati kuramıyorsun, e bari sus be canım, olmuyor böyle, sanki keyiften kazıtıyormuşum gibi.
Neyse saç gitti, kiloya ne demeli, tamam saç gitti, kilo bari normal olsun, hani saçı kazıttık yırttık ordan, bütünlüğü yakaladık, kompozisyonu bozan bir orantısız kilo göt problemi var. İyi onu çözeyim bari, kiloyu vereyim de kendime geleyim, en azından bir uyum oluşsun görüntüde de aynaya bakabil bir daha, bir kez dahalar...
Beni beğenmen için, önce benim kendimi beğenmem gerek, sonrasında seni beğenebileyim ve sen de beni beğenmeye başla filan. Rota bu kanka, biraz sabredeceksin artık, yapacak bir şey yok şu an, durumu düzeltene kadar görmezden gelmeye devam et sen, etkisiz eleman gibi giy geçiştir, okeyim ben, tamam.
Sorun şu ki, anlaşılan, hiç hazır olamayacağız her zaman, her zaman bir süreklilik, devamlılık, istikrar sağlayamayacağız hep bir şeyler eksilirken, aman neyse eksilen kilo yağlar olsun da onu sabit tutmanın yolunu bulayım ben incelip.
O zaman yapacaklar basit.
Bugün mülakat sonrasında ya terfi alacağım, ya da kendimi hayatımı terfi ettireceğim. Gerçi terfiyi alsam da yapmam gereken en azından çözüme kavuştu gibi, kilo ver saçı kazıt kendini beğen, sevgili yap, kız arkadaş yap, evlenecek birisi çıksın karşına, en azından çıkana kadar sen hazırda beklemek için vücüdu kafayı morali hazırda beklet.
Sağlam kafa, sağlam götte bulunur. Yok bu böyle değildi sanki, sağlam kafa, psikolojisi on numara kafa, bilinç, sağlıklı fit bir vücut.
Hadi gene iş çıkardım sana Cano, git iç eğlen kafayı uyuştur bugün de yarın güzel bir başlangıç yap, geride kalan hayatın için. Çünkü sen buna layıksın, sen bunu hak ediyorsun, çabalıyorsun, uğraşıyorsun hayat kaçmasın diye, sen de kaçırma hayat dediğin bir kere, bari her anını güzel ve dolu yaşamaya çalış.
Zaten ne demiş Herakleitos: Carpe diem quam minime credula postero, ben senin gözlerinden öpero.
23 Mart 2016 Çarşamba
I Was Not Fit
I wasn't always fit. I wasn't fat either.
I like to use the term ... squishy.
I struggled with my weight just like most of you.
I kept telling myself "Diet starts Monday1 and giving myself excuses why I wasn't putting my health first.
But one day that was it. I didn't like the path. I was going down. I was gaining weight very quickly.
I told myself enough was enough.
So I began my fitness journey.
It definitely wasn't easy. I didn't gave "good genes."
It was a struggle.
I was working 3 jobs while in school full time.
Some days I was so exhausted all I wanted to do was sleep for 18 hours while cuddling a dozen donuts. And watch an entire season on Netflix.
I love Netflix too you know.
But I refused to give up.
I had goals.
I had dreams.
Nothing was going to stand in my way.
And you know what? I messed up a few times. Ok, I messed up a lot.
It wasn't a perfect journey.
And I am proud of how far I have come.
If I can do it... so can you.
#Buffbunny
I like to use the term ... squishy.
I struggled with my weight just like most of you.
I kept telling myself "Diet starts Monday1 and giving myself excuses why I wasn't putting my health first.
But one day that was it. I didn't like the path. I was going down. I was gaining weight very quickly.
I told myself enough was enough.
So I began my fitness journey.
It definitely wasn't easy. I didn't gave "good genes."
It was a struggle.
I was working 3 jobs while in school full time.
Some days I was so exhausted all I wanted to do was sleep for 18 hours while cuddling a dozen donuts. And watch an entire season on Netflix.
I love Netflix too you know.
But I refused to give up.
I had goals.
I had dreams.
Nothing was going to stand in my way.
And you know what? I messed up a few times. Ok, I messed up a lot.
It wasn't a perfect journey.
And I am proud of how far I have come.
If I can do it... so can you.
#Buffbunny
I Hate Small Talk
I hate small talk
I wanna talk about atoms, death, aliens, sex, magic, intellect, the meaning of life, faraway galaxies, music that makes you feel different, memories, the lies you've told, your flaws, your favorite scents, your childhood, what keeps you up at night, your insecurities and fears. I like people with depth, who speak with emotion from a twisted mind.
I don't want to know 'what's up'.
Havadan sudan konuşmaktan nefret ediyorum.
Atomlardan, ölümden, yaratıklardan, seksten, sihirden, zekadan, hayatın anlamından, uzaklardaki diyarlardan galaksilerden, farklı hissetmeni sağlayan müziklerden, anılardan, söylediğin yalanlardan, kusurlarından, favori kokularından, çocukluğundan, seni gece ayakta tutan şeylerden, endişelerinden ve korkularından sohbet açılsın istiyorum.
Naber'ini duymak istemiyorum.
I wanna talk about atoms, death, aliens, sex, magic, intellect, the meaning of life, faraway galaxies, music that makes you feel different, memories, the lies you've told, your flaws, your favorite scents, your childhood, what keeps you up at night, your insecurities and fears. I like people with depth, who speak with emotion from a twisted mind.
I don't want to know 'what's up'.
Havadan sudan konuşmaktan nefret ediyorum.
Atomlardan, ölümden, yaratıklardan, seksten, sihirden, zekadan, hayatın anlamından, uzaklardaki diyarlardan galaksilerden, farklı hissetmeni sağlayan müziklerden, anılardan, söylediğin yalanlardan, kusurlarından, favori kokularından, çocukluğundan, seni gece ayakta tutan şeylerden, endişelerinden ve korkularından sohbet açılsın istiyorum.
Naber'ini duymak istemiyorum.
Kader Denilen Şey
I can control my destiny, but not my fate.
Destiny means there are opportunities to turn right or left, but fate is a one-way street.
I believe we all have the choice as to whether we fulfil our destiny, but our fate is sealed.
Kaderimi kontrol edebilirim, ecelimi değil.
Kader denilen şey sağa mı sola mı gideceğini seçebilme olanağındır, ama ecel tek yönlü bir yol.
Kaderimizi belirlemek için seçeneklerimizin olduğuna inanıyorum; lakin ecelimiz mühürlüdür.
Destiny means there are opportunities to turn right or left, but fate is a one-way street.
I believe we all have the choice as to whether we fulfil our destiny, but our fate is sealed.
Kaderimi kontrol edebilirim, ecelimi değil.
Kader denilen şey sağa mı sola mı gideceğini seçebilme olanağındır, ama ecel tek yönlü bir yol.
Kaderimizi belirlemek için seçeneklerimizin olduğuna inanıyorum; lakin ecelimiz mühürlüdür.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.
