17 Temmuz 2010 Cumartesi

Rammstein - Keine Lust (No Desire)




On the video "The Making of Keine Lust", guitarist Richard Kruspe discussed the meaning of the song and music video.

"You know, after all of these years we're full-up! Fame, success, money. We don't want to do anything anymore! Nothing! That's the idea in the song. We've returned to the starting point again. We just want to make music again. We don't want all the circus that goes with it anymore. So, we meet up again, one more time, for one more performance- just to make music together. The fact that we are fat is just symbolic for excess. It's really just about returning to the beginning."



Rammstein - Keine Lust (English subtitle) from on Vimeo.




No Desire


I do not feel like it x 4

I'm not in the mood not to hate me
I don't want to touch myself
I would like to jack off
but I don't want to try it

I would like to take my clothes off
but I don't want to see myself naked

Ref: I would like to do it with big animals
I don't want to risk it
I don't feel like going away of the snow
I don't feel like freezing

I don't feel like chewing something
cause I don't want to digest it
I don't want to weigh myself
I hate to lie in fat

Ref:

I will simply lie here
and i will count once again the flies
I touch myself without any desire
and I soon notice that I have been cold since long
so cold
I am cold, so cold


Keine Lust

Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust

Ich habe keine Lust mich nicht zu hassen
Hab' keine Lust mich anzufassen
Ich hätte Lust zu onanieren
Hab' keine Lust es zu probieren
Ich hätte Lust mich auszuziehen
Hab' keine Lust mich nackt zu sehen

Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren

Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Ich hab' keine Lust
Nein ich hab' keine Lust

Ich habe keine Lust etwas zu kauen
Denn ich hab' keine Lust es zu verdauen
Hab' keine Lust mich zu wiegen
Hab' keine Lust im Fett zu liegen

Ich hätte Lust mit großen Tieren
Hab' keine Lust es zu riskieren
Hab' keine Lust vom Schnee zu gehen
Hab' keine Lust zu erfrieren
Ich bleibe einfach liegen
Und wieder zähle ich die Fliegen
Lustlos fasse ich mich an
Und merke bald ich bin schon lange kalt
So kalt, mir ist kalt...
so kalt, mir ist kalt

Mir ist kalt, so kalt
Mir ist kalt, so kalt
Mir ist kalt, so kalt
Mir ist kalt

Ich hab' keine Lust

15 Temmuz 2010 Perşembe

Tespit Patlaması 2



- Mutluluk, sıcaklıkla doğru orantılıdır. Sıcaklık artarsa mutluluk artar. Sıcaktan bunalsak da mutlu olmamızı sağlayan hormonlar sıcak hava sayesinde azar. Bilimselmiş.

- Abi vallaha kırmızı et olduğu için sucuğu yememeye çalışıyorum da sucuk reklamında eğer yumurta varsa canım çekiyor be. Sucuğu satmak istiyorlarsa bence yumurtalı sucuğu koyacaklar gözlerin karşısına. Klişe olan yumurtanın sarısının bozulmamış olmasına da dikkat edilmeli tabii.

- Her meyve suyunun da yüzde yüzünü çıkarmaya başladılar ya kıllanmaya başladım. ‘’Size hep doğal olmayan şeyler içiriyorduk. Alın size yüzde yüz yaptık.’’ diyerek pişkin pişkin gözümüze sokuyorlar adeta.

- İnsanların notlarımı sorup kendi egolarını tatmin etmeye çalışmaları bit!!!

- Panda reklamındaki pandanın sesine gıcık olmayan bi insan nasıl olabilir ya?

- Behlül sakalsız yakışıklı değil gibi. Kirli sakalı olsun hep.

- Kızıl kısa kesimli saçın üstüne simsiyahlar ve siyah kalemli, siyah farlı ve mümkünse yeşil olan görmeyi sağlayan organlar çok lezzetli be bütünen.

- Bi albümde her şarkı nasıl süper olabilir ya? Helal Çilekeş sana. Y.O.K. harika gerçekten.

- Eskişehir’de Jenga oynarken arkadaşım ilk önce biraz büyük diye kaba diyerek ellerime hakaret etti; ama sonrasında sanatçı eli diye düzeltmeye çalıştı gibi. Sanatçı eli de ne ola ki? Eller üçe ayrılıyormuş. Terimen benimki sporcu eli oluyormuş. En sağlıklı da buymuş. Bi problemim yok valla elimle.

- Polislerin bi baskın sonrası yakaladıkları silah mermileriyle masaya POLİS yazması derhal bitsin!!!

Lose Control







You don't remember my name,
I don't really care,
Can we play the game your way?
Can I really lose control?

Just once in my life,
I think it'd be nice,
Just to lose control, just once,
With all the pretty flowers in the dust,

Mary had a lamb,
His eyes black as coals,
If we play very quiet, my lamb,
Mary never has to know,

Just once in my life,
I think it'd be nice,
Just to lose control, just once

If I cut you down to a thing I can use,
I fear there will be nothing good left of you,

Ah-ah-oh-oh
Ah-ah-oh
Ah-ah-oh-oh
Ah-ah-oh

Just to lose control, just once...



Evanescence

Tespit Patlaması



- Mutluluk, mut sahibi olmama durumu değildir.

- Telefonda konuşurken nasılsınızdır? Yani rahat mısınızdır, ne diyeceğinizi diyebilir misiniz bir duygu hissetmeden? Ben diyemiyorum. Çünkü karşımda nazik bir ses duyunca kendimden geçiyorum. Ankara’da yurttayken kebapçıyı aradım. Yurdun orada yemek siparişi verebileceğim tek yer kebapçılar ne yazık ki. Telefonu kaparken adama ‘’İyi akşamlar. Kendine iyi bak. Bay.’’ dedim. Evet, telefonda dedim.

- Kirletmek güzeldir. Kirlenmek güzel mi emin olamadım; ama kirletmek çok güzel gerçekten. Bilinçli olarak yapılırsa bir de kirletme eylemi, tadından yenmez.

- Ankara’da içiyordum yine Nedjima Rock Cafe’de bir gün daha. Bira içtiğimden sürekli işemek durumundaydım. WC’ye girdim. WC’deyken ne yapılır? Etrafa, duvarlara bakılır. Bir yazı gördüm. Beğendim. ‘’Sahip olduğun tek şey aslında kendinsin.’’ Düşündürücü değil mi? Ayrıca bira içtikten sonra işemek zorunda olmamız bitsin!!! Anladık; ucuzsun, tatlısın, güzelsin. Tamam vazgeçtim. İşet be.

- İki senedir Ankara'da okumaktaydım. İlk defa travesti gördüm Kızılay’da. Sigarasını yakmamı istedi. Bir bayana centilmence davranılmalı. Sigarasına çakmağımı yakarak götürdüm.

- Oda arkadaşımla oturuyorduk. Bir arkadaşı anlatıyordu tanıdığımı söylediği. Kullandığı ifadeyi ilk defa duymuştum; hoşuma da gitti: Kelimsi.

- Televizyon izlemem genelde sabahları Ankara’da. Final nedeniyle okul olmadığı için, ders çalışmak yerine sabah izliyordum bir gün. Ece Erken’in sunduğu bir kanala denk geldim. Koluna dövme yaptırmış. Bir yazı: Made In Heaven. Tamam da tüm insanlar cennet kökenlidir. Oradan atılmadan önce Adem ve Havva, orada yaratılmışlardı tanrıların elinde.

- Hayatımda gördüğüm en temiz yerlerden biri bizim yurdun tuvaletleridir. Midenizin bulanmasını istiyorsanız gidin valla arada mükemmel şeylerle karşılaşabiliyorsunuz.

- Tokken ve tok olduğunuzun farkındayken ya da çok yedikten sonra biraz daha yemeyi düşünmek çok mide bulandırıcı. Beyniniz çatlıyor falan. Hiç oldu mu size de?

- Window Shopping* olayı ne kadar tatlı ve aynı zamanda da iç yakıcı bir şey.


* window shopping: Bir şey almadan (daha çok alamadığından) vitrinleri, mağazaları gezmek iç geçirerek.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Üniversiteye Gireceklere




Üniversite...

Hayatımda yaşadığım en güzel yılları yaşadığım seneler. Şimdi de üçüncü senemdeyim. Hatta beşinci dönemdeyim diyeyim. Dönem olarak alışsanız iyi olacak. Daha iyi kavramanızı sağlıyor üniversiteyi dönem olayı.

Üniversitede hayatta yalnız olduğumuzu öğrendim. Hayatta sadece bir ''birey'' olduğumuzu.

Hocaların derslikte üç kişi olsa da ders yaptığını gördüm.

Geç kalınca özür dilemeden içeri dalan birçok insan gördüm.

Geç kalma olayına kızan hoca var, kızmayan hoca da.

Final sınavıma yarım saat geç girdim. Aldı bir hocamız sağolsun.

Arkadaşlıkların daha zor olduğunu gördüm. Çünkü herkes okyanusa düşmüş fanus balığı misali, ne yapacağını bilmiyor, herkese şüpheyle yaklaşıyor falan. Temkinli birçok kişi var.

Ben İstanbul'luyum. Bana karşı önyargıları mı var anlayamadım. Belki de benden kaynaklanıyordur. Ben iyi iletişim kuramadım, istediğim kadar sıcak.

Farklı şehir kültürlerini görüyorsun.

Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü'nde okuyorum; ama ayrıca Amerikan Kültürü'nün dışında, Türkiye'nin İlleri Kültürü Bölümü'nü de okuyor gibiyim.

Çok zevkli ve gurur verici bir şey üniversiteli olmak.

Olun gerçekten. Ayrıca ailenizden uzak bir şehirde okuyun. Cidden.

Dersleri geçersiniz bir şekilde. Sakın bencil olmayın. Notlarınızı paylaşın. Çünkü bilin ki siz farklıysanız zaten aynı notlarla farklı yorumlayacaksınız sınav kağıdında. Çünkü, özellikle edebiyat bölümlerinde okuyacaklara diyorum, sınavda bilgi sorulmayacak, bilgiyi yorumlama şeklinizi görmek isteyecekler. Bu yüzden, orijinal olun.

İnsanlar sizi ekebilir, satabilir. Alışın. Normal bir şey, hep var, her yerde var.

Sadece ders çalışıp kendinizi yıpratmayın sakın.

13 Temmuz 2010 Salı

Ağlayan Gitar



Gitarların ağlayışını duydun mu hiç?
Ama nerden duyacaksın ki...
Onlar senin için sadece bir eşya.
Ama değiller,hiçbir zaman olmadılar.
Metal dinler misin?
...Cevabın "Hayır" galiba...
Tamam dinleme sana zorla dinleten yok.
Ama sana bir şeylerden bahsedeceğim...
Bazı gruplar vardı mistik olayları anlatır,
Bazıları ölen sevgiliyi,
Bazısı ise atalarını,
Ama sen ve etrafındaki çoğu insan onları hep aynı şekilde değerlendirdin...
"Satanist", "Eroinman" vs...
Nerden biliyorsun?
Hiç aralarına katıldın mı?
Ya da zahmete girip araştırdın mı?
Ordan oturduğun yerden ahkam kesmek kolay...
Tamam sert müzik yapıyorlar...
Tamam bazı kötü örnekleri var.
Ama nerden biliyorsun hepsinin öyle olduğunu.
Bir olay anlatacağım sana;
Grup konserdedir,sert bir şarkı,
Herşey gayet sert,
Brutal vokaller,
Eski sevgiliye olan kin,
Bağırış çağırış,
Ama bir an gelir hepsi susar,
Herkes geri çekilir,meydan gitariste kalır.
gitarist başını öne eğer,
Saçları yüzünün görülmesini engeller.
Sonra solosuna başlar,
Solosunu girerken gözünden bir damla yaş akar,
Sonra bir damla daha,
Ve devam eder gitarist ağlar.
Gitarist ağladıkça elindeki gitara daha içten odaklanır,
Ve gitarıda ağlamaya başlar.
İkiside ağlar,ağlar,ağlar...
Onları anlayanlarda fena olur,
Bazıları göz yaşlarıyla eşlik eder.
Şu satırları yazarken bende ağlarım.
Soruyorum sana;
Ben o ağlayan gitaristim,
Ya da seyircilerden biriyim,
Hatta o ağlayan elektro gitarım...
Ne diyorsun bana;
"Satanist" mi? "Ağlama"


Orçin Ay

11 Temmuz 2010 Pazar

Demirhindi (Fabaceae)



Demirhindi, (Tamarindus indica), baklagiller (Fabaceae) familyasından Afrika kökenli olmakla birlikte öteden beri bütün tropikal ülkelerde, özelliklede Hindistan ve Mısır'da yetiştirilen ağaç türü.

Demirhindi, 20-25 m boyunda büyük bir ağaçtır. Çiçekleri dalların ucunda sarı ya da kırmızımsı salkımlar halinde bulunur. Yaprakları yem olarak kullanıldığı gibi kaynatılarak içilen suyu solucan düşürücü olarak da kullanılır. Meyveleri yenebilir ve iç yumuşatıcıdır; ayrıca reçel ve içit yapımında da yararlanabilir.


Kullanımı

Demirhindi ağacının olgunlaşmış meyveleri baharat olarak kullanılır. Tadı ekşi olan bu baharat çok besleyicidir. Birçok yemeğe, salatalara, çorbalara, turşulara katılır. Üzerine toz şeker serpiştirilerek çiğ olarak da tüketilebilir. Ayrıca içki üretiminde, reçel ve şerbet yapımında da kullanılır.

Demirhindi meyvesinin müshil ve iç yumuşatıcı bir etkisi vardır. Tahriş edici olmadığından tehlikesizce ve kolaylıkla kullanılabilir. 20 - 60 gramı müshil etkisi gösterir. Çoğu zaman macun halinde alınır ve demirhindi macunu yapmak için 3 gr papatya tozu, 30 gr sinameki, 50 gr demirhindi yeterince şeker şurubuyla karıştırılır. Afrika mutfağında yaygın olarak kullanılmakla birlikte bugün Hint Asya ve Latin Amerika mutfağında da yemeklere verdiği ekşi tadı ve koyu rengi ile yer almaktadır.

Fabaceae

Fabaceae or Leguminosae is a large and economically important family of flowering plants, which is commonly known as the legume family, pea family, bean family or pulse family. The name 'Fabaceae' comes from the defunct genus Faba, now included into Vicia. Leguminosae is an older name still considered valid, and refers to the typical fruit of these plants, which are called legumes.

Fabaceae is the third largest family of flowering plants, behind Orchidaceae and Asteraceae, with 730 genera and over 19,400 species, according to the Royal Botanical Gardens. The largest genera are Astragalus with more than 2,000 species, Acacia with more than 900 species, and Indigofera with around 700 species. Other large genera include Crotalaria with 600 species and Mimosa with 500 species.

The species of this family are found throughout the world, growing in many different environments and climates. A number are important agricultural plants, including: Glycine max (soybean), Phaseolus (beans), Pisum sativum (pea), Cicer arietinum (chickpeas), Medicago sativa (alfalfa), Arachis hypogaea (peanut), Ceratonia siliqua (carob), and Glycyrrhiza glabra (licorice), which are among the best known members of Fabaceae. A number of species are also weedy pests in different parts of the world, including: Cytisus scoparius (broom) and Pueraria lobata (kudzu), and a number of Lupinus species.

wikipedia.org

Yeniden Hayata



Bakma öyle herşey elinde
Bir şey söyle kendi dilinde
Kendimiz olsak bir dakika
İçimiz bomboş döndük hayata

Kendimiz olsak bir dakika
Herşey bitti
Bir sonumuz var neye kadar
Seçmek çok güç
Yanan düşlerin mor dumanında

Yeniden hayata[x2]
Dönmek incinmek istemem

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.