5 Aralık 2012 Çarşamba

İntaar (İntihar Etmek Yasaktır.)




İntaar

İntihar konusunda konuşmalıyım biraz, düşüncelerimi yazıya dökmeliyim yoksa kendimi o yöne doğru sürüklüyorum, bunun farkındayım. Bilinçli olarak kendimi intihara sürüklemek...
İntihar etmek, her şeye son vermek, sahip olduklarına sahip olamadıklarına elinin tersini sunmak, toprakla dolmak.

İntihar etmeyi küçüklüğümden beridir çok düşündüm. Belki birçokları düşündü. Düşünmek ah düşünmek, tek yaptığımız düşünmek he? Eylem nerede?

Dünyaya şekil verenler demeyeyim de, dünyalarına şekil verenler eylemlerde bulunanlardır, doğru? Evet, yüksek muhtemelle. Herkes düşünmüştür hayatında herhalde, yılmayı, bırakmayı, katlanmak istememeyi.

Burada güç kelimesi devreye giriyor. Güçlü olanlar eylemlerde bulunanlar mıdır? Duygusuzlar, hissizler? Ya da duygularını kontrolleri altına alıp bir şeyleri yapabilenler?

İntihar etmek mükemmel bir bencilliktir derler, he? İnsanın sadece kendini düşünüp buralardan göçmesi. Beni her seferinde eylemden uzaklaştıran bu oldu işte. Haha derler geçmiş geçmişte kaldı güzel günler, anılar onları geride bırak; geçmişteki başarısızlıklarımızı geride bırakmamız gerektiği gibi?

Komiktir, beni intiharlardan vazgeçiren şeyler genelde geçmişte insanların benim için söylemiş, yazmış oldukları şeyler. Benim hakkımdaki güzel sözleri. Eğer geçmiş geçmişse bunları da mı geride bırakmak gerekiyor öyleyse?

Şu an intihar düşüncelerinden kurtulamasam da veya kurtulmak istemesem de beni durduran şeyler şunlar: Aileme karşı olan sorumluluğum, ödemem gereken kredi kartlarım, hesaplarım, masraflarım, krediler.

Ailem en azından beni iyi çocuk olarak bilsin. Para kazanıp borçlarından arındırayım istiyorum onları. Ölü bir işe yaramayacağım, her şey aynı devam edecek; belki evden bir boğaz eksilmiş olacak ama...

Ailemi seviyorum, çok, ablamı, annemi, babamı. Evet, ailesini seven birisiyim. Gariptir şu an tek başıma yaşamak istiyorum. Yalnız kalıp sırtım yere yaklaşsın ki gerçekler her zaman kafama çarpsın istiyorum. İnsan zorda olmadı mı bir şey yapamaz.

Hep derim, bir insan kendisiyle uzun süre yalnız kalmamalı, cidden kafayı sıyırır. Ankara’dayken tek başımaydım, elimde bir şey yoktu, üniversite kitaplarım dışında. Para da gelmiyordu hiçbir yerden, hep tek başıma ayağa kalkmam gerektiğini bildim. Her şeyimi ben karşıladım tek başıma.

Sonra ne yaptım? Hayatımın dönüm noktalarından birini yaşadım. Kastığım ortalamayla, sınıf birinciliğiyle İstanbul Üniversitesi’ne geldim. Neden? Çünkü rahat olacaktım. Oh ev var, yemek var, çamaşır makinesi var. Rahat battı, evet, çok battı.
Para kazandım deli gibi, gittim barmenlik yaptım. Özellikle barmenliği seçmemiştim, ama öyle oldu. Hayatımda girmediğim ortamlara girdim. Her türlü içkiyi içtim, yaptım. Yine her zamanki gibi kötü insanlarla da karşılaştım elbet; ama okuldan uzaklaştım, para tatlı geldi? Kazandığımın sadece yüzde onunu kendime alıp gerisini aileme vermeme rağmen.

Ama okul gitti, okul bitti gibi oldu. Uykum harikaydı, çünkü o kadar az uyuyordum ki uyku kıymetlenmişti.

Maymun iştahlı olduğum söylenirdi. Neden? Çünkü derdim ki keşke 4 tane Can olsa. Birisi okula gelip okul birinciliğini kasacak, biri Edebiyat Basketbol Takımı’nın kaptanı olacak, birisi para kazanacak deli gibi Barmen olacak, bir diğeri de eğlenecek rahat rahat yatacak.

Ben barmenliği seçtim. İyi para kazandım 1,5 senede, gerçekten, belki de mezun olunca kazanamayacağımdan çok para kazandım. Ailemi geçindirdim. Okulun elimden kaydığının farkındaydım. Haftada 6-7 gün çalışırdım.

Bak o aralar hiç intiharı falan düşünmezdim. Çünkü düşünmeye fırsatım olmazdı. İntiharı geçtim, düşünmeye fırsatım olmazdı, sadece barmenliği düşünürdüm, nasıl daha hızlı bardak yıkayıp kokteyl yapacağımı düşünürdüm.

Yıprandım o kadar zaman boyunca. Sonra barmenlik yüzünden, okulumu, arkadaşlarımı, ailemle aramda olan sıcaklığı kaybettim, en kötüsü kuzenim vefat etti. Ben işi ona tercih ettim yanına gitmedim.

Bazı hocalarım iş yüzünden okulun etkilenmemesi gerektiğini düşünüyor. Öğretmen olarak ben de istemezdim öğrencisiz olmak, evet “öğrenci” ise onun adı, okulda olmalı di mi? Çalışmak zorunda olmamalı?

Ama öyle olmuyor maalesef. Belki onların zamanında daha kolaydı ikisini birlikte götürmek; ama ben yapamadım. Çünkü iki işi bir arada yaparsan, ikisini de iyi yapamazsın. Ben lanet mükemmel bir barmen oldum, yaptığım içkiler birkez daha isteniyordu; okula yoğunlaşmak isterdim ben de belki; ama istemedim bilmiyorum, okul ortamı çok mu sıktı beni o kadar sene, yoksa paraya mı kaptırdım kendimi anlamıyorum.

Kahretsin ki çok para beni biraz değiştirdi sanırım. Para kazanmak kolaydır, ama zamanı kazanamayız değil mi? Şu an mezun olmam gerekirken ben neden hala okuyorum?

Bölümümü seviyorum. Okumak başlı başına mükemmel bir şey, yeni dünyalara akıyorsun, çok farklı kafalara girip farklı düşünebilmeyi öğreniyorsun; ama sınıfta kitabı okuyan olmayıp sınavda benden yüksek not alanlara ne desem, cidden bilemiyorum?
Lanet olsun ki sınavlar, lanet olsun onlara. Ben eğer hoca olursam, ki büyük ihtimalle olmayacağım gibi görünüyor çünkü intihar söz konusu, her hafta ödev vereceğim öğrencilere, sınavlar da sadece formaliteden olacak, onlara yaptıkları ödevlerden puan vereceğim.

Lanet olsun, göremiyorlar ya, hayatım boyunca hocalarımı, öğretmenlerimi eleştirip durdum, ben böyle olmayacağım diyerek. Göremiyorlar, sınavlar bir şey katmıyor öğrencilere; sınavlarda hak edenlerin hakkını yiyenler var, en başta da sadece sınav notuyla verip, sözlü notu eklemiyorsan, çok bilgili olmak iyi hoca olduğun anlamına gelmiyor.

Önemli olan karşındaki kişinin vermek istediğini algılayabilmesidir. Öyle advanced seviyesinde kelimeleri yoğun olarak kullanarak bir şeyler veremezsin, kibirini pohpohlamak dışında. Güniz hoca sağolsun, bir şeyler aktarabilmeyi başaran nadir hocalarımdan. İngilizceyi güzel kullanıyor, güzel konuşuyor, bunun dışında da vermek istediği her bilgiyi çok da güzel iletiyor.

İntihardan buraya geldim, çünkü bir ders için birçok şeyden fedakarlık edip zamanımı verdiğim dersten hak etmediğim bir not alınca, koyuyor adama. Çok bilmek gerçekten, bir şeye yaramıyor, kafa karıştırmak dışında. Basit düşünemiyorum, üzgünüm. Derin ve detaylı düşünmek, hamurumda.

Neyse eleştirmenliği bırakıp da kendi hayatıma, intihara döneyim ben. İntihar denilen şey insanın bencil olabilip olamamasından başka bir şey değildir. Tüm borçlarımı ödeyebilmiş olsam, arkamda hiçbir şey bırakmasaydım, çekip giderdim o anda buradan.

Haha, bazılarına sorarlar milli piyango çıksa ne yaparsın? Ben, intihar ederim.
Bu arada milli piyango oynamam. 70 milyonda birdir çıkma olasılığı, olasılıksızlığı istemektir.

Evet, mükemmel hayatlarımız bizi “garantici” olmaya itmiştir. Garanti olmayan şeyler yapmak deliliktir, öyle mi?

Duygusal ve kendi hayatımdan çok diğer insanları düşünen bir insan olduğumdan sürekli karamsar ruhlu bir hayat yaşadım, hayat dense de buna?

Hmmm, susayım?, di mi?, Pollyanna olayım?, hmm, tövbe edeyim?, sabredeyim?, her işte bir hayır vardır diyeyim?, küçük şeyleri abartmayayım?, şükredeyim?

Peki.

Yeni nesle küfreden babamla, her şeyin din ve inançla çözüleceğine inanan çalışkan annemle, hak ve hukukun ne olduğunu bilmeyen, değer bilmeyen, tüketimci, çıkarcı, riyakar, sapkın bir dünya karşısında, normal ve iyi, saf insan olmaya devam edeyim, ayak direyeyim, yaşama, hayata karşı, pozitif olayım, nefret ettiğim ortama karşı?

Güvenebildiğim insanlar uzaklaştılar hayatımdan, her geçen gün de güvenemediğim bir sürü insanla yüzyüze gelip, yalancı kişilik takınmak zorunda olmak?

Gerçekten, ben olumsuz bakmıyorum, gerçekçi bakmak neden hep pesimist olmakla bağdaştırılır ki?

Psikolojik, purofosyonel tedavi mi alayım? İlaç mı versinler bana beni mallaştıran, düşünmemi engelleyen uyutan?

Üzgünüm, gerçekten, üzgünüm Amerikan edebiyatı okuduğum için, Fransız, Rus, İngiliz Edebiyatı okuduğum, Roma-Yunan edebiyatıyla kafamı bozduğum için, Freud’cu olduğum için, Sokratesci, Aristocu, Goethe’ci, Russell’cı, Dostoyevskicii Horace’çı olduğum için.

Akli dengesi, ruhsal durumu bozuk birçok yazar okuduğum için üzgünüm. Bildiğim için üzgünüm.

Ignorance is bliss derler, cahillik şahanedir. Beklentin olmaz, derdin akşamki ekmeğindir? Hayatın, kafan küçüktür, dert etmezsin, dünyayı, adaletsizliği, insan 
kusurlarını, hayatlarını. Kime ne, sana ne?

Bana ne? demek, isterdim.

Diyemiyorum, tüm dünyayı da kurtaramayacağım. Biliyorum.
Barışta olmak iyidir derler, evet, iyidir, barış mı var dünyada? Sürekli savaş içindeyiz, sürekli bir mücadele. Vazgeçmek midir çözüm?

Sivrisinek küçüktür ama o koca bedenlerimizi rahatsız etmeyi bilir değil mi? Doğru küçük ve etkisiz olacağımızı düşünmektense, belki, bir şeyler yapmaya çalışmak en doğru olanıdır.

Ama intihar etmek istesem kimse beni bencillikle suçlayamaz. Kimsenin hakkı yok buna, kimse benim hakkımda konuşamaz. Sen benim ayakkabılarımı giymedin, sen ben olmadan beni anlayamazsın, anlayamayacaksın da?

Beni anlayamadığın için anlayamadığın konularda konuşman doğru olmaz, olur mu?
2 kere 2 = 5 dersen gülerler. Çünkü sen deli’sindir, doğru olan, kime göre doğruysa artık, 4’tür, senin susman veya susturulman gerekiyor. Hala konuşuyor musun?
Konuş konuşabildiğin kadar. Sivrisineği patlatmak saniyelik bir uğraştır. İnanmıyor musun? Dün odamda 7 tanesini öldürdüm saniyelik bile değildi.

Hayat kötü gidiyor, hobbaa, hepimiz intihar edelim, demiyorum, zaten böyle bir şey de yok. Herkesin kendisine göre derdi varsa var, basit ve boş insanın derdi benimkiyle kıyaslanamaz. Çok önemli ve aşılamaz dertlerim yok belki de; ama şu basit soru, ki cevabı çok zordur, herkesi susturur. Ne mi?
Neden yaşıyoruz?

Öleceksek neden yaşıyoruz? Nefes almamız nedendir? Herkesin kendine göre cevabı vardır. Benimkini de cevaplandırıp daha üniversitenin ilk sınıfında dövme olarak koluma yaptırmıştım.

Yaşıyoruz çünkü öleceğiz. Öleceğimiz için yaşamı anlamlandırmaya çalışıyoruz doldurarak ya da doldurmayarak. Anı değerlendirmeliyiz, çünkü öleceğiz, gelecek kestirilmez.

Heves bırakmıyorlar insanda. Hevesim bitiyor. Uğraşıyorum uğraşıyorum ama çoğu zaman boşuna. Hayatta kalmamı sağlayan şey de işte bazen uğraşımın karşılığını görebilmek, vefa görebilmek. Vefasız ve ikiyüzlü hayattan sıkıldım ve yoruldum. Daha yaşım kaç? Kaçsa kaç, 22 sene de öyle hemen bitmez.

Askere gitmek istiyorum. Uzun dönem askerlik yapmak istiyorum gönüllü olarak. 

Bununla birlikte doğuda veya doğu sınırında askerlik istiyorum. Yaşamım için adrenalin pompalamak, emir altında düşünmeden itaat etmek belki beni adam edecektir, artık o ne demekse? Belki aptallaşırım, beynim yıkanır da düşünememeye başlarım derin derin.
Beni uğurlasınlar istemiyorum, askere falan. Ben kendim için yapacağım bunu. Ülkem için belki yapıyormuş gibi görüneceğim; ama sadece kendim için. Gerekirse askerliği meslek edineceğim. İnsanlara bir şeyler öğretmeyi seviyorum ya da sevdiğimi sanıyorum. Öğretmenlik yaptım bir süre, özel ders hala veriyorum; insanların bir şeyleri başarmasını görmek ve bunda katkım olduğunu hissetmek hoşuma gidiyor.

Üniversite böyle değil ama. Ankara’da isteyen alırdı, ve ben ister alırdım. İstanbul’da istiyorum, istediğimle kalıyorum.

İnsan ilişkilerinin gittiği yere bak... Müzik dinlemek için eskiden uğraşırdık, para biriktirir bir kaset alabilmeye çalışırdık ve o zaman dinlediğim şeye ben müzik diyordum. Şimdi korsanlık her yerde. Tadı yok be. Eski kafalı değilim; azlığın, fakirliğin, acı çekmenin değerini biliyorum ve bunu bulamıyorum. Beni yargılamayın, yo, hayır, ben, mutsuzum. Mutsuzluğuna son vermek belki hayatına son vermekle doğru orantılı olmak zorunda değil; ama katlanmak istemiyorum. Kafamın yanlarından başlayan o gergin baş ağrısını stresini çekmek istemiyorum, ve insanlar beni iyi hatırlıyorlarsa, öyle veda etmek en iyisi.

Ama etmeyeceğim. Okulu bırakmayı düşünüyorum askerliği uzun süre yapabilmek için. Planım şu: Askerliğe git, uzun dönem yap, paralı askerlik yap, o parayı aileye yolla, ödesinler tüm borçlarımı, aile refaha ulaşınca da zaten meslek askerlik, silah kucağımda, ayak ucumda, sık beynine ve uç git öbür tarafa arkandakilerin ahına, insanların yüzsüzlüğüne daha fazla maruz kalmadan.

Huzur.

Öteki dünyayı düşünmeden hareket ettiğimi de söyleyecek olabilirsiniz. Evet. Öteki dünyayı düşündüm çok kez ve vazgeçtim düşünmekten. Bilemeyeceğin şeyler hakkında kafa yormaya ne gerek var?

Kuran’da demiyor mu? Herkes günahlarını çektikten sonra cennete alınacak? İncil’de Tevrat’ta demiyor mu insanlar günahkar olarak doğmuştur? Günahkarım, bunları çekmekse borcum, çekerim yanarım, başa gelen çekilir derler, çekilmeyecek derecede olacak olsa da öldük zaten bir daha ölecek değiliz ya?

Tanrı, Allah, Yaratan da zaten bu kadar sadist bir varlık olmasa gerek.

Hades dünyadaki ruhlar dinlemiyor beni, bari sen duy, al beni buradan, hala içimde biraz saflık var iken, ya da bekle ben bir borçlarımı sileyim geleceğim sana, öptüm, lav manzaralı ev istiyorum, hep merak etmişimdir lavın insanları nasıl bir anda eritebildiğini. Görüşmek üzere.

4 Aralık 2012 Salı

İntihar Esintisi

Bu aralar intihar etmeyi çok düşünüyorum.
Demoralize oldum hayattan, çok sıkıntılıyım.
Anlatamıyorum
Anlatmak istemiyorum
Çekip gitmek istiyorum
2012 lütfen dünyanın sonu ol
Kurtulayım.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Sigara beyne ne yapar?




Sigara tüketiminin, beyni çürüterek bellek, öğrenme ve muhakeme yetilerine büyük zarar verdiği ortaya çıkarıldı.
Londra'daki King's College'da 2004 yılında başlayan araştırmada yüzde 55'i kadınlardan oluşan katılımcıların sağlık durumları ve yaşam tarzları ile ilgili veriler kaydedildi. Daha sonra katılımcılardan bir dakika içinde yeni sözcükler öğrenmeleri ya da mümkün olduğunca çok hayvan ismi söylemeleri istenerek beyin işlevleri kontrol edildi. Aynı testler, dörder yıl ara ile iki kez yinelendi.
Araştırma süresinde sigara kullanan kişilerin bilişsel yetilerin sigara kullanmayanlarınkine oranla çok daha fazla gerileme olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi yaşam tarzına bağlı nedenlerle kalp krizi ve inme riski yüksek olan kişilerde beyin işlevleri kaybı riskinin de yüksek olduğunu keşfetti.Sağlıksız alışkanlıklar arasında beyne en çok sigara tüketiminin zarar verdiğini ifade eden araştırmacılar, yüksek tansiyon ve obezitenin de beyni etkilediği, ancak sigara tüketimi kadar zararlı olmadığını belirtti.65 yaş üstü her üç kişiden birinde bunama görüldüğüne işaret eden araştırmacılar, insanların sağlıklı beslenerek, düzenli egzersiz yaparak, sigarayı bırakarak tansiyon ve kolesterol seviyelerini kontrol altında tutarak risk oranlarını azaltabileceklerini söyledi.



(Dr Uhud.)

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.