İntaar
İntihar konusunda konuşmalıyım biraz, düşüncelerimi yazıya dökmeliyim yoksa kendimi o yöne doğru sürüklüyorum, bunun farkındayım. Bilinçli olarak kendimi intihara sürüklemek...
İntihar konusunda konuşmalıyım biraz, düşüncelerimi yazıya dökmeliyim yoksa kendimi o yöne doğru sürüklüyorum, bunun farkındayım. Bilinçli olarak kendimi intihara sürüklemek...
İntihar
etmek, her şeye son vermek, sahip olduklarına sahip olamadıklarına elinin
tersini sunmak, toprakla dolmak.
İntihar etmeyi küçüklüğümden beridir çok düşündüm. Belki birçokları düşündü. Düşünmek ah düşünmek, tek yaptığımız düşünmek he? Eylem nerede?
Dünyaya şekil verenler demeyeyim de, dünyalarına şekil verenler eylemlerde bulunanlardır, doğru? Evet, yüksek muhtemelle. Herkes düşünmüştür hayatında herhalde, yılmayı, bırakmayı, katlanmak istememeyi.
Burada güç kelimesi devreye giriyor. Güçlü olanlar eylemlerde bulunanlar mıdır? Duygusuzlar, hissizler? Ya da duygularını kontrolleri altına alıp bir şeyleri yapabilenler?
İntihar etmek mükemmel bir bencilliktir derler, he? İnsanın sadece kendini düşünüp buralardan göçmesi. Beni her seferinde eylemden uzaklaştıran bu oldu işte. Haha derler geçmiş geçmişte kaldı güzel günler, anılar onları geride bırak; geçmişteki başarısızlıklarımızı geride bırakmamız gerektiği gibi?
Komiktir, beni intiharlardan vazgeçiren şeyler genelde geçmişte insanların benim için söylemiş, yazmış oldukları şeyler. Benim hakkımdaki güzel sözleri. Eğer geçmiş geçmişse bunları da mı geride bırakmak gerekiyor öyleyse?
Şu an intihar düşüncelerinden kurtulamasam da veya kurtulmak istemesem de beni durduran şeyler şunlar: Aileme karşı olan sorumluluğum, ödemem gereken kredi kartlarım, hesaplarım, masraflarım, krediler.
Ailem en azından beni iyi çocuk olarak bilsin. Para kazanıp borçlarından arındırayım istiyorum onları. Ölü bir işe yaramayacağım, her şey aynı devam edecek; belki evden bir boğaz eksilmiş olacak ama...
İntihar etmeyi küçüklüğümden beridir çok düşündüm. Belki birçokları düşündü. Düşünmek ah düşünmek, tek yaptığımız düşünmek he? Eylem nerede?
Dünyaya şekil verenler demeyeyim de, dünyalarına şekil verenler eylemlerde bulunanlardır, doğru? Evet, yüksek muhtemelle. Herkes düşünmüştür hayatında herhalde, yılmayı, bırakmayı, katlanmak istememeyi.
Burada güç kelimesi devreye giriyor. Güçlü olanlar eylemlerde bulunanlar mıdır? Duygusuzlar, hissizler? Ya da duygularını kontrolleri altına alıp bir şeyleri yapabilenler?
İntihar etmek mükemmel bir bencilliktir derler, he? İnsanın sadece kendini düşünüp buralardan göçmesi. Beni her seferinde eylemden uzaklaştıran bu oldu işte. Haha derler geçmiş geçmişte kaldı güzel günler, anılar onları geride bırak; geçmişteki başarısızlıklarımızı geride bırakmamız gerektiği gibi?
Komiktir, beni intiharlardan vazgeçiren şeyler genelde geçmişte insanların benim için söylemiş, yazmış oldukları şeyler. Benim hakkımdaki güzel sözleri. Eğer geçmiş geçmişse bunları da mı geride bırakmak gerekiyor öyleyse?
Şu an intihar düşüncelerinden kurtulamasam da veya kurtulmak istemesem de beni durduran şeyler şunlar: Aileme karşı olan sorumluluğum, ödemem gereken kredi kartlarım, hesaplarım, masraflarım, krediler.
Ailem en azından beni iyi çocuk olarak bilsin. Para kazanıp borçlarından arındırayım istiyorum onları. Ölü bir işe yaramayacağım, her şey aynı devam edecek; belki evden bir boğaz eksilmiş olacak ama...
Ailemi seviyorum, çok, ablamı, annemi, babamı. Evet, ailesini seven birisiyim. Gariptir şu an tek başıma yaşamak istiyorum. Yalnız kalıp sırtım yere yaklaşsın ki gerçekler her zaman kafama çarpsın istiyorum. İnsan zorda olmadı mı bir şey yapamaz.
Hep derim, bir insan kendisiyle uzun süre yalnız kalmamalı, cidden kafayı sıyırır. Ankara’dayken tek başımaydım, elimde bir şey yoktu, üniversite kitaplarım dışında. Para da gelmiyordu hiçbir yerden, hep tek başıma ayağa kalkmam gerektiğini bildim. Her şeyimi ben karşıladım tek başıma.
Sonra ne
yaptım? Hayatımın dönüm noktalarından birini yaşadım. Kastığım ortalamayla,
sınıf birinciliğiyle İstanbul Üniversitesi’ne geldim. Neden? Çünkü rahat
olacaktım. Oh ev var, yemek var, çamaşır makinesi var. Rahat battı, evet, çok
battı.
Para
kazandım deli gibi, gittim barmenlik yaptım. Özellikle barmenliği seçmemiştim,
ama öyle oldu. Hayatımda girmediğim ortamlara girdim. Her türlü içkiyi içtim,
yaptım. Yine her zamanki gibi kötü insanlarla da karşılaştım elbet; ama okuldan
uzaklaştım, para tatlı geldi? Kazandığımın sadece yüzde onunu kendime alıp
gerisini aileme vermeme rağmen.
Ama okul gitti, okul bitti gibi oldu. Uykum harikaydı, çünkü o kadar az uyuyordum ki uyku kıymetlenmişti.
Maymun iştahlı olduğum söylenirdi. Neden? Çünkü derdim ki keşke 4 tane Can olsa. Birisi okula gelip okul birinciliğini kasacak, biri Edebiyat Basketbol Takımı’nın kaptanı olacak, birisi para kazanacak deli gibi Barmen olacak, bir diğeri de eğlenecek rahat rahat yatacak.
Ama okul gitti, okul bitti gibi oldu. Uykum harikaydı, çünkü o kadar az uyuyordum ki uyku kıymetlenmişti.
Maymun iştahlı olduğum söylenirdi. Neden? Çünkü derdim ki keşke 4 tane Can olsa. Birisi okula gelip okul birinciliğini kasacak, biri Edebiyat Basketbol Takımı’nın kaptanı olacak, birisi para kazanacak deli gibi Barmen olacak, bir diğeri de eğlenecek rahat rahat yatacak.
Ben
barmenliği seçtim. İyi para kazandım 1,5 senede, gerçekten, belki de mezun
olunca kazanamayacağımdan çok para kazandım. Ailemi geçindirdim. Okulun elimden
kaydığının farkındaydım. Haftada 6-7 gün çalışırdım.
Bak o aralar
hiç intiharı falan düşünmezdim. Çünkü düşünmeye fırsatım olmazdı. İntiharı
geçtim, düşünmeye fırsatım olmazdı, sadece barmenliği düşünürdüm, nasıl daha
hızlı bardak yıkayıp kokteyl yapacağımı düşünürdüm.
Yıprandım o
kadar zaman boyunca. Sonra barmenlik yüzünden, okulumu, arkadaşlarımı, ailemle
aramda olan sıcaklığı kaybettim, en kötüsü kuzenim vefat etti. Ben işi ona
tercih ettim yanına gitmedim.
Bazı
hocalarım iş yüzünden okulun etkilenmemesi gerektiğini düşünüyor. Öğretmen
olarak ben de istemezdim öğrencisiz olmak, evet “öğrenci” ise onun adı, okulda
olmalı di mi? Çalışmak zorunda olmamalı?
Ama öyle
olmuyor maalesef. Belki onların zamanında daha kolaydı ikisini birlikte
götürmek; ama ben yapamadım. Çünkü iki işi bir arada yaparsan, ikisini de iyi
yapamazsın. Ben lanet mükemmel bir barmen oldum, yaptığım içkiler birkez daha
isteniyordu; okula yoğunlaşmak isterdim ben de belki; ama istemedim bilmiyorum,
okul ortamı çok mu sıktı beni o kadar sene, yoksa paraya mı kaptırdım kendimi
anlamıyorum.
Kahretsin ki
çok para beni biraz değiştirdi sanırım. Para kazanmak kolaydır, ama zamanı
kazanamayız değil mi? Şu an mezun olmam gerekirken ben neden hala okuyorum?
Bölümümü
seviyorum. Okumak başlı başına mükemmel bir şey, yeni dünyalara akıyorsun, çok
farklı kafalara girip farklı düşünebilmeyi öğreniyorsun; ama sınıfta kitabı
okuyan olmayıp sınavda benden yüksek not alanlara ne desem, cidden bilemiyorum?
Lanet olsun
ki sınavlar, lanet olsun onlara. Ben eğer hoca olursam, ki büyük ihtimalle
olmayacağım gibi görünüyor çünkü intihar söz konusu, her hafta ödev vereceğim
öğrencilere, sınavlar da sadece formaliteden olacak, onlara yaptıkları
ödevlerden puan vereceğim.
Lanet olsun,
göremiyorlar ya, hayatım boyunca hocalarımı, öğretmenlerimi eleştirip durdum,
ben böyle olmayacağım diyerek. Göremiyorlar, sınavlar bir şey katmıyor
öğrencilere; sınavlarda hak edenlerin hakkını yiyenler var, en başta da sadece
sınav notuyla verip, sözlü notu eklemiyorsan, çok bilgili olmak iyi hoca
olduğun anlamına gelmiyor.
Önemli olan
karşındaki kişinin vermek istediğini algılayabilmesidir. Öyle advanced
seviyesinde kelimeleri yoğun olarak kullanarak bir şeyler veremezsin, kibirini
pohpohlamak dışında. Güniz hoca sağolsun, bir şeyler aktarabilmeyi başaran
nadir hocalarımdan. İngilizceyi güzel kullanıyor, güzel konuşuyor, bunun
dışında da vermek istediği her bilgiyi çok da güzel iletiyor.
İntihardan
buraya geldim, çünkü bir ders için birçok şeyden fedakarlık edip zamanımı
verdiğim dersten hak etmediğim bir not alınca, koyuyor adama. Çok bilmek
gerçekten, bir şeye yaramıyor, kafa karıştırmak dışında. Basit düşünemiyorum,
üzgünüm. Derin ve detaylı düşünmek, hamurumda.
Neyse
eleştirmenliği bırakıp da kendi hayatıma, intihara döneyim ben. İntihar denilen
şey insanın bencil olabilip olamamasından başka bir şey değildir. Tüm
borçlarımı ödeyebilmiş olsam, arkamda hiçbir şey bırakmasaydım, çekip giderdim
o anda buradan.
Haha,
bazılarına sorarlar milli piyango çıksa ne yaparsın? Ben, intihar ederim.
Bu arada
milli piyango oynamam. 70 milyonda birdir çıkma olasılığı, olasılıksızlığı
istemektir.
Evet,
mükemmel hayatlarımız bizi “garantici” olmaya itmiştir. Garanti olmayan şeyler
yapmak deliliktir, öyle mi?
Duygusal ve
kendi hayatımdan çok diğer insanları düşünen bir insan olduğumdan sürekli
karamsar ruhlu bir hayat yaşadım, hayat dense de buna?
Hmmm,
susayım?, di mi?, Pollyanna olayım?, hmm, tövbe edeyim?, sabredeyim?, her işte
bir hayır vardır diyeyim?, küçük şeyleri abartmayayım?, şükredeyim?
Peki.
Peki.
Yeni nesle
küfreden babamla, her şeyin din ve inançla çözüleceğine inanan çalışkan
annemle, hak ve hukukun ne olduğunu bilmeyen, değer bilmeyen, tüketimci,
çıkarcı, riyakar, sapkın bir dünya karşısında, normal ve iyi, saf insan olmaya
devam edeyim, ayak direyeyim, yaşama, hayata karşı, pozitif olayım, nefret
ettiğim ortama karşı?
Güvenebildiğim
insanlar uzaklaştılar hayatımdan, her geçen gün de güvenemediğim bir sürü
insanla yüzyüze gelip, yalancı kişilik takınmak zorunda olmak?
Gerçekten,
ben olumsuz bakmıyorum, gerçekçi bakmak neden hep pesimist olmakla
bağdaştırılır ki?
Psikolojik,
purofosyonel tedavi mi alayım? İlaç mı versinler bana beni mallaştıran,
düşünmemi engelleyen uyutan?
Üzgünüm,
gerçekten, üzgünüm Amerikan edebiyatı okuduğum için, Fransız, Rus, İngiliz
Edebiyatı okuduğum, Roma-Yunan edebiyatıyla kafamı bozduğum için, Freud’cu
olduğum için, Sokratesci, Aristocu, Goethe’ci, Russell’cı, Dostoyevskicii
Horace’çı olduğum için.
Akli
dengesi, ruhsal durumu bozuk birçok yazar okuduğum için üzgünüm. Bildiğim için
üzgünüm.
Ignorance is
bliss derler, cahillik şahanedir. Beklentin olmaz, derdin akşamki ekmeğindir?
Hayatın, kafan küçüktür, dert etmezsin, dünyayı, adaletsizliği, insan
kusurlarını, hayatlarını. Kime ne, sana ne?
Bana ne?
demek, isterdim.
Diyemiyorum,
tüm dünyayı da kurtaramayacağım. Biliyorum.
Barışta
olmak iyidir derler, evet, iyidir, barış mı var dünyada? Sürekli savaş
içindeyiz, sürekli bir mücadele. Vazgeçmek midir çözüm?
Sivrisinek
küçüktür ama o koca bedenlerimizi rahatsız etmeyi bilir değil mi? Doğru küçük
ve etkisiz olacağımızı düşünmektense, belki, bir şeyler yapmaya çalışmak en
doğru olanıdır.
Ama intihar
etmek istesem kimse beni bencillikle suçlayamaz. Kimsenin hakkı yok buna, kimse
benim hakkımda konuşamaz. Sen benim ayakkabılarımı giymedin, sen ben olmadan
beni anlayamazsın, anlayamayacaksın da?
Beni
anlayamadığın için anlayamadığın konularda konuşman doğru olmaz, olur mu?
2 kere 2 = 5
dersen gülerler. Çünkü sen deli’sindir, doğru olan, kime göre doğruysa artık,
4’tür, senin susman veya susturulman gerekiyor. Hala konuşuyor musun?
Konuş
konuşabildiğin kadar. Sivrisineği patlatmak saniyelik bir uğraştır. İnanmıyor
musun? Dün odamda 7 tanesini öldürdüm saniyelik bile değildi.
Hayat kötü
gidiyor, hobbaa, hepimiz intihar edelim, demiyorum, zaten böyle bir şey de yok.
Herkesin kendisine göre derdi varsa var, basit ve boş insanın derdi benimkiyle
kıyaslanamaz. Çok önemli ve aşılamaz dertlerim yok belki de; ama şu basit soru,
ki cevabı çok zordur, herkesi susturur. Ne mi?
Neden
yaşıyoruz?
Öleceksek
neden yaşıyoruz? Nefes almamız nedendir? Herkesin kendine göre cevabı vardır.
Benimkini de cevaplandırıp daha üniversitenin ilk sınıfında dövme olarak koluma
yaptırmıştım.
Yaşıyoruz
çünkü öleceğiz. Öleceğimiz için yaşamı anlamlandırmaya çalışıyoruz doldurarak
ya da doldurmayarak. Anı değerlendirmeliyiz, çünkü öleceğiz, gelecek
kestirilmez.
Heves
bırakmıyorlar insanda. Hevesim bitiyor. Uğraşıyorum uğraşıyorum ama çoğu zaman
boşuna. Hayatta kalmamı sağlayan şey de işte bazen uğraşımın karşılığını
görebilmek, vefa görebilmek. Vefasız ve ikiyüzlü hayattan sıkıldım ve yoruldum.
Daha yaşım kaç? Kaçsa kaç, 22 sene de öyle hemen bitmez.
Askere
gitmek istiyorum. Uzun dönem askerlik yapmak istiyorum gönüllü olarak.
Bununla
birlikte doğuda veya doğu sınırında askerlik istiyorum. Yaşamım için adrenalin
pompalamak, emir altında düşünmeden itaat etmek belki beni adam edecektir,
artık o ne demekse? Belki aptallaşırım, beynim yıkanır da düşünememeye başlarım
derin derin.
Beni
uğurlasınlar istemiyorum, askere falan. Ben kendim için yapacağım bunu. Ülkem
için belki yapıyormuş gibi görüneceğim; ama sadece kendim için. Gerekirse
askerliği meslek edineceğim. İnsanlara bir şeyler öğretmeyi seviyorum ya da
sevdiğimi sanıyorum. Öğretmenlik yaptım bir süre, özel ders hala veriyorum;
insanların bir şeyleri başarmasını görmek ve bunda katkım olduğunu hissetmek
hoşuma gidiyor.
Üniversite
böyle değil ama. Ankara’da isteyen alırdı, ve ben ister alırdım. İstanbul’da
istiyorum, istediğimle kalıyorum.
İnsan
ilişkilerinin gittiği yere bak... Müzik dinlemek için eskiden uğraşırdık, para
biriktirir bir kaset alabilmeye çalışırdık ve o zaman dinlediğim şeye ben müzik
diyordum. Şimdi korsanlık her yerde. Tadı yok be. Eski kafalı değilim; azlığın,
fakirliğin, acı çekmenin değerini biliyorum ve bunu bulamıyorum. Beni
yargılamayın, yo, hayır, ben, mutsuzum. Mutsuzluğuna son vermek belki hayatına
son vermekle doğru orantılı olmak zorunda değil; ama katlanmak istemiyorum.
Kafamın yanlarından başlayan o gergin baş ağrısını stresini çekmek istemiyorum,
ve insanlar beni iyi hatırlıyorlarsa, öyle veda etmek en iyisi.
Ama
etmeyeceğim. Okulu bırakmayı düşünüyorum askerliği uzun süre yapabilmek için.
Planım şu: Askerliğe git, uzun dönem yap, paralı askerlik yap, o parayı aileye
yolla, ödesinler tüm borçlarımı, aile refaha ulaşınca da zaten meslek askerlik,
silah kucağımda, ayak ucumda, sık beynine ve uç git öbür tarafa arkandakilerin
ahına, insanların yüzsüzlüğüne daha fazla maruz kalmadan.
Huzur.
Öteki
dünyayı düşünmeden hareket ettiğimi de söyleyecek olabilirsiniz. Evet. Öteki
dünyayı düşündüm çok kez ve vazgeçtim düşünmekten. Bilemeyeceğin şeyler
hakkında kafa yormaya ne gerek var?
Kuran’da
demiyor mu? Herkes günahlarını çektikten sonra cennete alınacak? İncil’de
Tevrat’ta demiyor mu insanlar günahkar olarak doğmuştur? Günahkarım, bunları
çekmekse borcum, çekerim yanarım, başa gelen çekilir derler, çekilmeyecek
derecede olacak olsa da öldük zaten bir daha ölecek değiliz ya?
Tanrı,
Allah, Yaratan da zaten bu kadar sadist bir varlık olmasa gerek.

