8 Kasım 2011 Salı

Gerçeğe Dönüş




Kötü bir yaz geçirdim. Kötü şeyler yaşadım. Kötü şeyler yaptım. Yaptığım kötü şeyler sonunda hak ettiğim sonuca ulaştım. Kötü şeyler yapmak vicdan yapıyor. Vicdanım yüzümden sonrasındaki 5 ay o yazı yaşayıp durdum. Ne zaman yürüsem, yatsam, kalksam; benimle kabus oldu. Kabus uyurken görülür değil mi? Ben sanki uyuyorum. Uyuyan canlıyım çok zamandır.

Hayatımdaki tek dostumu kaybettim. Umarım huzuru bulmuştur öbür dünyada. Selam ne haber iyi misin?

‘’Kazandığım’’ paraları çok iyi kullanamadığımı düşünüyorum. Bir hayal dünyası yaratıp, o dünyada zenginliği, gücü tattım. Yapamadığım şeyleri hayal dünyamda yaptım; fakat atladığım bir şey vardı uzun zamandır. O da hayal dünyaları olan gerçek insanlardık biz. Gerçek dünyadaki Can’ı boş verdim. Yıprandım, bakımsızlaştım, çirkinleştim. Artık buna bir son verme zamanı. Gerçek hayatta hayal dünyam bana bir çevre sağlayacak olsa da hobi sayılabilecek bir şey. Hayal dünyasını kapsayan her şey bir hobi sayılabilir. Hobilerle gerçek hayatta yaşayamayacağım. Sigara içmekle ortak bağlantısı var hayal dünyamın. İkisi de anlık zevkler veriyor. Anlık zevk ‘carpe diem’ görüşüyle belki bağdaştırılabilir; ama yeterli bu kadar.

Gerçek hayata dönme zamanı…

Okulu boşladım yine. Vizeler geldi çattı. Hiçbir şey bilmiyorum hala. Okul moduna giremedim. Çalışma hayatı, para kazanmak da bunda etkili diye düşünüyorum. Orada başarısızlığa uğradım. Kötü huylu davrandım. Artık geçmişteki hataları bir kenara bırakmak gerekiyor. Geçmişte yaşamamalı.

Silkroad Online sana elveda.

19 Ağustos 2011 Cuma

Karanlık Dönem

Üniversitede Shakespeare oku, Spenser Sone'si ezberle, İngiliz Kültür İncelemelerinde bulun, Estetik ve Sanat Felsefesi yap; sonra gel Ortaçağ Edebiyatı'nın günümüz Karanlık Dönem insanlarında Rönesans Döneminin ışığını ara. Blanche'tan Stanley Kowalski'ye... Her gün yeniden yatıyorum sıcak rüyalarla ama bir türlü uyanamıyorum mavi gökyüzündeki Galata köprüsünün üstündeki martıları her gün dinlememe rağmen. İstanbul'u dinliyorum vicdanım kapalı...



June 9th

Rock'n Coke 2011

Limp Bizkit Limp Bizkit Limp Bizkit



John Otto

Wes Borland

DJ Lethal

Sam Rivers

ve

Fred Durst


Hot Dog
Why Try
My Way
Boiler
My Generation
Livin' It Up
Re-Arranged
Break Stuff
Eat You Alive
Faith (Hey Laadiiiees)
Behind Blue Eyes
Nookie
Take a Look Around
Rollin



July 17th

O

İlk andan beri göz göze, arkaya dönüp bakıldığında o gözler, o tatlılık...

Hala bir şeyler var, hissediyorum, kıpırdıyor, duramıyor, istiyor, arzuluyor...

Güzel olan her zamanki gibi karşılığını görmektir. Görüyorsun bakınca...

Yarın bakışların dile dökümü olacak mı bilmiyorum ama sessizlik çözüm değil bunu biliyorum, sanki bir şeyi yapmayı istemenin yapmanın ilk kısmı olması gibi. Eylem yoksa sonuç hiçbir zaman olmayacaktır.



July 15th

Kesit

Kanka F6-7 diyor Lütfü. Ben yukarı bakıyorum, C bölümündeyim. Otobüsteyiz insanlarla çok dolu olmayan. Bir durağa uğrayıp yolcu alıyoruz. Yolculardan biri Rahim, el sallıyor burdayız havasıyla. Yolu seyretmek için mi bilmiyorum en öne 2 no'ya geçiyorum. 1 no'da o var. Daha önceden tanıyorum onu sanki. Bana değişik bir dudak kremi veriyor. Düşürüyorum, yerden geri alıyorum. Şöför şehre yabancı, soruyor bana merkeze nerden gideceğimizi. Şurda aşağıda işte diyorum. Bana sahiplenircesine sarılıyor esmer mavi-yeşil gözlü düz uzun saçlı biraz kısa güzel. Koluma sarılıyor kafasını omzuma dayayıp. Sonra kremi dudağına uzatıyorum. Dudaklarını oynatıp sürüyor kendi kendine. Parmağımı dudağına değdiriyorum. Parmağımı emiyor. Parmağımı çekiyorum. Kremi kendi dudaklarıma sürüyorum. Huzurlu bir şekilde ona biraz daha sokulup gözlerimi kapatıyorum.

Şöför de diyor, bilerek mi yapıyorsun Can, yolu sadece benim bildiğim düşünüldüğünden. Gülüşmeler duyuluyor. Ben umursamıyorum. Hiç istifimi bozmuyorum. Otobüs bir yere götürüyor, insanlar bir şeyler söylüyorlar.

Ben huzurla kokusu eşliğinde uyku tatlılığındayım, o da güzel rüya mutluluğunda.

Sonrasında sinek vızıltısı, birkaç damla gözyaşı...


July 14th

Yağmur Yağarken


http://www.umbrellas-golf.com/COMPANY.html



A dedi ki:
Ah, ne kadar harika bir şeysin sen
Kirleri temizlersin
Temizliğin kaynağı

B dedi:
Ne gerek vardı şimdi
Saçımın şekli bozulacak
Çantanı uzat

C dedi:
Şemsiye istiyorum
Yanıma alacaktım ah

D ekledi:
Evet haberde de söylemişti hatta
Ben de senden yararlanırım diye
Düşünüyordum hihi

E dedi:
Yağmurda ıslanmak çok güzel

F dedi:
Yağmuru seviyorum diyorsun
Şemsiye arıyorsun
Ne iş?

1 dedi:
Yağmurda öpüştünüz mü hiç?
Islak ıslak
Çok romantik

2 dedi:
O değil de tüm kitaplarım ıslandı ya
Hadi bi an önce girelim bi şeyin altına
Hadi

3 dedi:
Bu anın da zevkini çıkarmak gerek aslında
Islan kurursun
Kurulan ıslanırsın

4 dedi:
Ne?

5 dedi:
Bu ne ki? Siz karadenizli değilsiniz tabii
Nerden bileceksiniz ki
Yağmurun ne olduğunu

6:
Hadi fotoğraf çekinelim
Şura çok güzel görünüyor
Gülümseyin

7: Ayakkabılarım çözülmüş
Sırılsıklam oldu bağcıklar
Bekleyin bir

a: Ben en çok bu anlarda müzik dinlemeyi seviyorum
Farklı duygular yaşıyorum
Belki de geçmişi hatırlattığından

b: Ne müziği be?
Yağmurun sesini dinlemek en güzeli
Ah o sesler kalbimi okşuyor sanki

c: Koku koku
Kokuyu unuttunuz
Şu kokuyu kokla mis gibi toprak

ç: Yağmurda evde olmak gibisi yok ya da bir kafede
Yakçaksın sigaranı bir de sıcak bir şeyler
Huzur bu be

d: Her tarafım çamur olcak ya
Yeni yıkadım bunları
Of adımlarıma dikkat ediyim bari

e: Su sıçratabilir
Arabaya dikkat et
Hanzo bilerek hızlı geliyor sanki

f: Yağmurda basketbol oynadınız mı hiç
Top elinizde kayar
Oynaması daha zorlaşır ama zevki artar

A: Bir an önce eve varıp üstümü değiştirmeli
Kuru kuru evde mis gibi yemek yicem
Sonra da TV'ye kurul oh kebap

B: Yağmur yağarken cam kenarında uyumak süper
Serin serin geliyor esinti
Cam kenarına çarpan damlalar şıplıyor suratına

C: Rainman diye bir film vardı
Sanki
O neyle ilgili acaba, yağmur adam?

D: Kedi yağıyor diye bişi vardı
Bir atasözü
Bir de kül yağmuru vardı sanki sessiz tepede

E: İyi iyi kirliydim
Yağmur koku kattı bana
Kirli koktuğum anlaşılmayacak

F: Saçlarım yağlanmıştı
İyi oldu rahatladı kafam
İnsanlara da kötü görünmez şimdi

1: Saklanmanın iyi yollarındandır bu zamanlar
Montumla daha seksi görüneceğim
Seksi evet

2: Karanlığı temsil etmese de
Gökyüzü kasvetli olur bu günlerde ya
Bayılıyorum buna

3: Yıkanmak için bir bahane çıktı
Benim de buna ihtiyacım vardı
Çok üşengecimdir

4: Elektrikler gitmez inşallah
İnterneti de etkilemesin de
Rahat rahat takılmaya devam

5: Dur yağmurdan duyamıyorum seni
Telefonum da ıslandı zaten
Dur be

6: İyi iyi arabam yıkandı
İyi ki yıkatmamışım dün
Cimri değilim tutumlu

7: Yağmur beni hep düşünmeye zorlar
İlla bir şeyler düşünmeliyim bu zamanlarda
Ya da kendimle konuşup gülüşmeliyim kendimle

a: Nerde kaldı bu otobüs ya
Sırılsıklam oldum
Hah işte bu benimki olacaktı

b: Romatizmanın gücü adına
Demiştim demeyi sevmem
Diyemeseydim keşke

c: Oha süper
Hadi denize
Korkma ya aynı deniz

ç: Yağmurla gelen çocuk
O yanımıza ne zaman gelecek haber ver
Nasıl bir tesadüftür bu ya

d: Kayganlaşmıştır
Düşüp bi yerimizi kırmasak iyi
Kaslı olmak önemli düşerken

e: ?
Yağmur trafiğin artmasını nasıl sağlıyor
Delircem yaya devam

f: Bu şemsiyeyi taşımak istemiyorum ya
Islanayım boşver
Ya da alayım bari hadi

Yağmur



3 yaşında
Anlam veremedi
İzledi
Güldü
5 yaşında
Çamurla oynadı
Zıpladı ayakkabılarının oluşturduğu sıçramaları
İzledi
6 yaşında
Saçlarıyla oynadı
Kafasını salladı bir o yana
Bir bu
7 yaşında
Koşturdu ellerini açıp da
Sevinç çığlıkları
Doldurdu bahçeyi
8 yaşında
Kaydıraktan kayamadı
Hızlanana kadar
Sonra üstü boyandı
10 yaşında
Topa vurdu çok sert
Kaydı ayakkabısı yeniydi
Ama düşmedi tökezledi
12 yaşında
Okul elbisesiyle
Koşuştu içeri
Annesi onu izlerken
13 yaşında
Paltosuyla koştu
Bakkala ekmek almak için
Ekmeği aldı
15 yaşında
Hayranlıkla izledi
Tozların yavaşça kuruluğunu kaybetmesini
Gördü
16 yaşında
Şemsiyesine sarıldı
Rüzgarın ağırlı altında
Ezildi
17 yaşında
Kısa kollu yakalandı
Rüzgarla öpüştü
Diğer gün de ilaçla
18 yaşında
El ele tutuştuğu sevgilisine gülümsedi
Bir kafeye oturup
İki çay söylemediler
19 yaşında
Her şeyi bırakıp da dışarı çıktı
Yürüdü terlikleriyle
Düşündü düşündü ağladı
20 yaşında
Kafasının içinde damlaların sesini dinledi
Kafasının olduğunu hiç bu kadar somut hissetmemişti
Güldü sinsice

Amamkat

Roman: 10
For: 60
For: 60
Şiir: 60
Özden: 0
Tiy: -
Nezir: -

- Bunları bilmiyorum bile ya. Duruma bak.

Nasıl bir bünye var bende arkadaş anlamıyorum ki. Nasıl bir takmama mekanizmasına sahibim böyle arkadaş!

Ne oldu bana?

Thou Shall Not


http://beeryblog.wordpress.com/2011/08/14/the-ten-commandments-bagger-style/



Öldürmeyeceğim
Çalmayacağım
Komşunun malına göz dikmeyeceğim
Put yapmayacağım
Tanrı'nın adını gereksiz yere anmayacağım
Tanrı'ya eş koşmayacağım
Sebat gününü kutsal tutacağım
Anne ve babama saygı duyacağım
Yalancı şahitlik yapmayacağım
Zina yapmayacağım

Parlaklığın Başlangıcı


http://www.masaustu-resimleri.com/d/6648-2/__orak+Arazi+Resimleri.jpg



Bir zamanlar çimler gürdü
Yemyeşil kokularıyla dalgalanırlardı
Rengarenk kelebekler böcekler uçuşurdu
O topraklar ıslak olurdu sulu sulu
Canlılık akardı patır patır

Çorak araziler mesken tutmazdı
Yabani otlar türemezdi
Düzensizlik hakimiyet kurmazdı akın akın
Söz söyleme hakkına sahip olmazdı dış kuvvetler
Sürerdi hükümranlık mütemadiyen

Ceaseless Smile




Whole my life has fucked up
I always tried to be happy, I tried
Have not I deserved?
The news make me cry,
Changed me so well in my deepest depths
Now that I changed,
I no longer have a smile on my face,
Just frown on the eyebrows
I have been laughing, recently
Smiling ceaselessly.

23 Haziran 2011 Perşembe

16.09.2011


http://annyas.com/screenshots/updates/maelstrom-2000-denis-villeneuve-marie-josee-croze-jean-nicolas-verreault-stephanie-morgenstern/


16 Eylül
16 Eylül olmayacaksa eğer
Bir daha buraya
Yazmayacağım
Bu da
Son sözüm
Taa ki
16.09.2011'e
Kadar.

23.06.2011

Gidiyorum uzağa evimden
Ki orası da evim
Hissediyorum
İstenileni yapacağım
İstenildiğinden fazlasını hatta
Yapacağım
İddaaları kazanıp da
Döneceğim eve
Gururumu bakıp da
Okşayarak
Yapmam gereken
Önce bu
Sonra hayat
Anı değerlendirmeden
Önce ama
Bu

22 Haziran 2011 Çarşamba

Kontrol Manyaklığı




Kontrol manyağı olduğumu fark edip kontrol manyaklığımı kontrol edememem?

Dalgalar
Ey dalgalar
Üflüyorsun
Üstüme üstüme
Sigaradaki tütün gibi
Ben
Sönüyorum
Yavaş yavaş
Konuşuyorum
Başka dilden
Dinliyor o
Beni
Sessiz sessiz
Sırıtarak
İstemiyorum
Yaptığımı
Yapıyorum
İstemediğimi
Dinliyor o
Beni
Sessiz sessiz
Alınarak
Elveda diyorum
Tutuyor
Bırakmak istemiyor
Öpüyor
Kutup soğuğu
Dudaklarım
Hareketsiz

Message




2 yıldan sonra hissedebildim,
Sen elimi tuttuğunda heyecanlandım..
Sarıldığında bırakma istedim,
Seni öpmeyi istedim.
Keşke yanımda olsaydın,
Sarılıp uyusaydık.
Seni özlicem..

21 Haziran 2011 Salı

On Can Oner

Volkan Ozcan on Can Öner

"He is kind of a guy, who encourages you for some sort of an entertainment but then suddenly forgets how to behave like a normal human being. I believe it is highly advisable for him to see a psychologist and ask him what is wrong with himself and not to pretend to be a drunkard."

15 Haziran 2011 Çarşamba

Hayatım Üzerine Bilinç Akışı




Vefalı mı vefasız mı bilmediğim bir ilişkiye başladım bir süre önce. Çok sevdim ama. Çok ilgili davrandım. Her büyük ilişkide olduğu gibi aramızın açıldığı, kavga ettiğimiz zamanlar oldu. Bir ara çok soğudum. Lanet ettim geri dönmeyeceğime; ama istesem de istemesem de geri döndüm. Bir şeyler çekti beni ona. Yeniden başladı ilişkimiz. Eski tadı yoktu belki de; ama eskisinden farklı olarak yeni tatlar almaya başladım. Lezzetlilerdi. Yine sorunlar yaşadım. Sinirlendim. Kızdım. Hakkımı aradım haksız durumlarda. Bilmiyorum benim hakkımda ne düşünüyor; ama ben seviyorum onu sanırım. Karşılığını aldığımı hissediyorum. Bu ilişkinin kötü etkileri oldu hayatımda.

Biliyorum. Bunları yazmamın bir sebebi de bu anları hatırlamak istemem. Beni okuldan soğuttu. Bu bölümde neden okuyorum? Okumalı mıyım? Mezun olunca ki tabii olabilirsem, bölümümle ilgili bir şeyler yapacak mıyım? Sanmıyorum açıkçası.

Onun dışında hayatımda hiç bu kadar kötü bir dönem yaşamamıştım. Tutunacak bir şeyler bulamıyorum hayata.Yaşadığım kötü olaylar sonrası her ne kadar ayakta durabilmeyi başarabilsem de duygusuz yaşamaya başladım. Eskiden güzel bir kız gördüğümde etkilenirdim; ona bakmak isterdim; belki de tanışmak. Lakin artık ilişki sadakatinden midir bilmiyorum ama, bakmıyorum; en azından baksam da bir şey hissetmiyorum.

İçimden bir şeyler gitti, evet; hem de önemli, derin, büyük bir şeyler. Hayalim yok. Ne güzel bir gelecek görebiliyorum, ne de zenginliğin içinde yüzen bir adam hayali. Sanırım artık göremiyorum. Bakıyorum; ama boş boş.

İşkenceye uğramış rahatsız bir ruhtan başka bir şey değilim artık. Yenilikler, değişiklikler, sarmıyor, açmıyor artık beni. Kapandım rızam olmadan açılmaz bir kutuya. Kendimi bilerek ya da isteyerek izole etmedim; ama oldum. İzole olmuş bir benim kimliği boşluktan aşağı düşen. Uzay boşluğundan düşüyorum; ama nefesim tükenmiyor. Öyle bir şey. Sadece yaşıyorum, nefes aldığımı bile hissetmeden. Günümü değerlendirmek mi, günler beni değerlendiriyor; harcıyorlar yavaş yavaş.

Sigara içmeye devam ediyorum; ama azalttım. Sağlığımı düşündüğümden değil; farkında olmadan ben kendi azaldı.

Eskiden insanlar beni merak ederdi. En azından meraklarını dile getirirlerdi. Ben mi? Merak etmezdim kimseyi. Şimdilerde bakıyorum da insanları merak eden benim; oysa beni eden yok.

Ablama bakıyorum, çalışıyor, gayret ediyor, staj yapıyor. Ben ise umursamıyorum.

Akın orda, uzaklarda yaşıyor bir hayat. Zor bir dönem geçiriyor önceki dönemlerinden farklı olarak. Yaşıyor, yapıyor bir şeyler haberim yok.

Hakan, Emin desem, düşmüşler bir koşuşturmaya, yaşamaya çalışıyorlar. Uğraşıyorlar hayatlarıyla, hayatlarının onlarla uğraştığı kadar. Emin yavaş konuşuyor kabuklu fıstıkların çevresinde. Hakan çekiyor orda burda vazgeçmeyerek var olan umutlarıyla.

Babam desen, huzun peşinde, kovalıyor atlar gibi şansını. Bir dava sarmış başını sorma.

Annem, canım annem, yaşamaya çalışıyor sıkıcı iş hayatıyla. Yoruluyor, umuyor, yılmıyor.

Mezuniyet zamanı gelmiş. Millet sürüden ayrılıyor yavaş yavaş. Bakıyorum. Eski okulumdan takmışlar kepleri, giyinmişler cübbeleri gülümsüyorlar umarsızca çok sohbetim olmasa da samimi bulduğum insanlar.

Bir zamanlar anlamsız gibi gelen neşeli olmamı sağlayan saygı gösterdiğim saygı gördüğüm Eda, Erasmus nedeniyle okulu uzamış gülümsüyor bilerek. Yaşadığı süre boyunca kovalayıp yurt dışıyla sıkı bağlantı kurmuş; onun sınıftan arkadaşları, tanıdığım insanlar, Gökçe ve diğerleri, mezun oluyorlar.

Üzüntü duyuyorum sanırım. Bunun sebebi de hayatımdaki insan sayısının azalması. Gidiyorlar. Ben benim altımdakileri tanımıyorum. Yeni insanlar katmadım hayatıma yeterince.

Önümde anneler gününde anneme aldığım çiçekler duruyor. Ölüyorlar, her şey gibi. Zamana yeniliyorlar. Zaman her zamanki gibi yeniyor. Ölümden üstün bir şey varsa o da Zaman.

Geçen gün düşündüm de çocukluk fotoğraflarıma bakayım diyorum. Eskiden fotoğraf makinesi vardı. Gözün kapalı çıksa da kötü çıksan da gururla, sevinçle izlerdin o dikdörtgeni. Belki ilkeldi; ama çok daha renkli, çok daha canlıydı, onlar.

Türkan desen okuyor mütercimlik pek sevmediği Ankara'da. Şimdilerde iyi dileklerde bulunuyor sınavlarım konusunda Bulgaristan yolunda.

Gözde desen okul hayatına devam ediyor. Sevgilisi var, güzel de duyguları. Geçiriyor zamanını mutlu mesut trakya şivesinde.

Pınar desen Kocaeli mühendisi sonrası ne oldu bilmiyorum, İngilizce öğretmeni olacaktı. Güzel Ereğli'dedir herhalde, saf arkadaşlıklarıyla.

Bilara desen Bursa'da fotoğrafçı olmuş yağlı boyalar sonrası. Soğumuş okuldan, gerçeklerden. Dans ediyor, eğleniyor. Dengesizleşmiş, benim gibi.

Esra desen hayal karakteri kişiliğiyle yaşamaya, tutunmaya çalışıyor, geziyor yabancı ülkeleri yabancı dudaklarda.

Merve'nin de bitti ODTÜ'sü pek sahiplenemese de. Gördüm geçen gün, o beni görmedi. Gülümsüyor, eğleniyor.

Melike, ah Melike... okumaya devam ediyor. Sorumluluklarını bırakmıyor. Düşüncesi var Rusya üzerine. Bana belki yakındı karşı komşumdan o kadar mesafede; ama uzak olan bir şeyler vardı, var.

Kıvırcığım.

Merve var bir de. Büyük dertlerin insanı. Odak noktasına odaklanmış odağını kaybetmemeye çalışıyor odaklar aşkına. Fedakarlıkta bulunmasını isterdim; ama herkes kendi yolunu çiziyor bütün olarak. Yapacak bir şey yoktu. Göz göze gelme hızımızla gözlerimizi kaçırma hızımızın aynı oranda olduğu şahıs.

Hatice ne yapıyor acaba? Konuşkan kız. Çaresiz cehaleti yaşamaya devam mı? Kim bilir?

Gizem ne yapıyordur? Şile'deki yazlıkları duruyor mu acaba? Dövmelerini sildirdi mi dersin?

Ya Eylül, kankası olan hani, dünya tatlısı gülüşe sahip? Aralarına kara kedi girmişti hani? Başka bir yerde başka bir şekilde başka bir zamanda tanışmış olmayı dilemişti hani?

Gizem vardı bir tane daha. Örnek insan, öğrenci. Çanakkale falan? Gizem Bakkal?

Mine falan? Zenginlikten şımarmış hormonlu boyu? Sert kimlikli takım elbise sakal abisi?

Insatiable Bilgesu? Esenler'de yaşıyordu. Sepiltura falan? Kokoş kız.

İnek saf Meliha? Hayatımdaki tek platon. Platon artık gezegen değil falan.

Ah the Wanderer Neslihan. Sen napıyorsun, mezun olamadın di mi, alttan derslerin vardı. Neden bu kadar yalnızsın, ve soyut? the Cake long jacket short skirt Neslihan.

Zennure, ışıklı anlamı mı ne vardı adının değil mi, kaybolmuş kişiliğin ve fantastik edebiyatının soluksuz okuyucusu?

Ya sen nerdesin bölümü zevk olsun diye okuyan mezun olduktan sonra aşçılık yeteneklerini kafe açarak göstermek isteyen zengin Adanalı kara kız?

Ebru ya sen ne alemdesin? 3. senende üniversiteyi bırakıp gittin, yeniden girdin üniversiteye şehrinde. Otelde çalışıp okuyordun filan. Çok rahat ve mutluydun. Haklısın sana karşı biraz acımasız davrandım; ama hiç düşündün mü ki olayları olumsuz yorumlayıp biraz kavga etmeyi seviyorsun? Coklatmayı seven şirin.

Ya diğer Ebru, hiç yatmamış çirkef kız. Uyuyor ama yatmamış hiç. Enteresan. Potansiyelinin üstüne çıkmayı çalışmanı çok takdir ettiğim kişilerdensin; ama çok çirkeftin. Dobra değil, çirkef. İkisi arasında ince bir çizgi var, kurnazlıkla zekilik arasındaki gibi. Küfrediyordun herkesin önünde bağırarak kızım ya. Evet iki sene tribe sokabilir insanı. Hak hep verdim sana. Avril Lavigne'yi ben de severim, evet. Ben de Frederick Durst, Chris Barnes'tan etkilendim. Ben de yaptım, evet. Anlıyorum seni. Mavi gözlerine o çatık kaşlar yakışmadı, yakışmıyor.

Banu n'apıyor acaba? Baskete ilgin var mı hala? Okuyor musun? Hala aynı yerde aynı kafada mısın? Kaç sene geçti?

Derya desen mavi gözlü başka bir güzel. Gözlerine baktığında deniz gelir aklına uçsuz bucaksız, dalar gidersin falan. Zeka seviyesi de keşke gözleri kadar derin olsaydı. Parayla satın aldığın materyeller ve eğitim. Ah.

Eskiden duygularımı bir kağıda aktarırdım millet geçerdi dalga
Ben hala aktarıyorum hepsi olmuş bir dalga
Geçiyorlar aklımdaki çöp dolu denizde dalga dalga

12 Haziran 2011 Pazar

O Anlar




O değil de
Ben önceden de
Görmüştüm onu
Bir yerlerde
Nerede
Ama
Bir yerlerde

Konuşmamıştım
Sanırım
Ya da
Konuşmuş muydum
Fotoğraflar da
Konuşabilir
Fotoğrafını mı
Görmüştüm

Hayırdır inşallah
Tanıdık
Geldi
Beklenmeyen bir
Zamanda
Ama
Ordaydı işte

Limonlu bira
Gitseydi ya
Akmaya
Belki o zaman
O zaman işte
Bir ses çıkardı
Eminim ki
Başka bir sesin daha
Çıkmasını sağlardı

Olmadı
Göz yüze baktı
Göz geri döndü
Ama gördüğü
Bakmayan iki gözdü
Farkındaydı
Farkındaydım

İstendi
İstemediğim
Ödendi
Ödeyemediğim
Ayak izleri sadece
Kaldı arkada
Rüzgarını bile
Aldı giderken

5 Haziran 2011 Pazar

Living




I am just living
Just living
Without hope
Without pain
Without!
Feeling

I'm just living
Just motherfucking living
Like a robot
Like no one
Like nothing

I'm without 'a'
Think
Complicated
Uninterested in world
In life I
Once inhale

I just living
Man!
You know
Without significant others
Without
Sadly
Me

8 Mayıs 2011 Pazar

Göz Yaşları




Yaralı kadınım benim
Bitanem
Her şeyim

Üzüntülerini yaşadığım
Üzüntüdaşım
Her şeyim

Seni düşününce
Her an ağlıyorum
Safım saflığım benim
Naifim
Her şeyim

İçim gidiyor
Pençe altında çırpınan
Hayalperest kuşum

Üretici
Umut sağlayıcı
Destekleyici
Her şeyim

Babasını oğlunu
Kaybeden dedirtmiyeceğim
Sana
Yaşatmayacağım bunu
Sana
Söz veriyorum

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Kırmızı Ceket




Ah onu gördüğüm ilk anda

Konuştum
Herkese konuştuğum gibi
Samimi

Gülüştük
Anlattım
Dinledi

Diretti
İsteğini
İzin verdim
Engelleyemezdim

Ah onu gördüğüm ilk anda

Gülümsedi
Baktı gözlerime
Baktım gözlerine
Gözlerimle gülümsedim

Unutturdu bir anda
Her şeyi
Yürüyüşüm bile
Değişti

İç çektim
Büyük bir patlama
Oldu
Tutamadım içimde
Paylaştım

Ah onu gördüğüm ilk anda

Gülümsedi
Bir istekte bulundu
Sordum
Gitmek istedi

Suratım asıldı
Gördü
Üzüldüm
İsteksizce yaklaştım
Yanına

Bir parçasını ama
Bıraktı ardında
Umut mu idi
Değil mi idi
Çözemedim
Bir parçasını ama
Bıraktı ardında

Ah onu gördüğüm ilk anda
Sarstı
Yeminimi.

30 Nisan 2011 Cumartesi

2011'in İlk Çeyreğine Ağıt (Hymn to First Quarter of 2011)




Ne güzel bir çeyreksin sen ey
Ölümler, yıkımlar, felaketler
Ne güzel bir senesin sen ey
Acılar, ayrılıklar, kederler

Başta çekindim geldiğinde
Hissettim sanırım
Duygularımla yanarım
Başta çekindim geldiğinde

Ne güzel bir çeyreksin sen ey
Sevdiğim kişilerden gelen kötü haberler
Ne güzel bir senesin sen ey
Sevdiğim kişilere veremediğim iyi haberler

Başta sevindim yeniliğine
Duygularımın tazeliğine
Hislerimin naifliğine
Başta sevindim geldiğine

Ne güzel bir çeyrek sen ey
Yaşattın bana bu duygu derinliğini
Ne güzel bir sene sen ey
Yaşattın bana hayatımda tatmadığım duyguları

Başta yaptım yeni başlangıçlar
Ama kovaladı beni kıskançlıklar
Ah buldu beni talihsizlikler
Başta yaptım yeni hatalar

Ne güzel bir çeyrek
Mutlu olacağımı sandım
Ne güzel bir sene
Mutlu olacağıma kandım

Başta ettim yine çocukluklar
Saflığımın sonu ah yine o sanrılar
İstedim yapmak içimden gelenleri
Başta sonda yine o ağrılar

28 Nisan 2011 Perşembe

I'm nobody! Who are you?




I'm nobody! Who are you?
Are you nobody, too?
Then there's a pair of us--don't tell!
They'd banish us, you know.


How dreary to be somebody!
How public, like a frog
To tell your name the livelong day
To an admiring bog!


Emily Dickinson

Tespitis II




- Artık bitsin filmlerdeki şu klişeler. Mesela: Karakterlerin karşısına birden çıkan iskelet kafalarının gülen surat şeklinde olması, veya arkadan gülme efektinin verilmesi.

- Ying & Yang simgesi olan küpelerimi takmaya başladığımda hep aksiliklerin ardı kesilmedi, çıkardığımda da sorunlar çözülmeye başladı. Geçen gün yine taktım. Yine sorunlar... İlginç.

- Mutluluk, son zamanlarda yoğun olarak hissetmediğim bir duygu. Bunu yazarken Malt grubunun Mutlu şarkısının çalması.

- Family Guy dizisiyle The Office dizisindeki benzerliği fark ettiniz mi? Karakterler aynı.

- Öyle Bir Geçer Zaman Ki'deki Cemile Deniz Çoker'e çok benziyor.

- Sayısal - Sözel Zeka'dan sonra, verimli ders çalışma olayının geceden gündüze kişiden kişiye değişmesi gibi ilhamın da kişiden kişiye gece veya gündüz'e göre değişeceğini düşünüyorum. Bana mı? Gece geliyor çay ya da kahve içerken.

- Arkadaşlar bilmem fark ettiniz mi de bu aralar ben iddaa oyunun formdan düştüğüne inanıyorum. Oynayanlar azaldı sanki, reklamları azaldı, gazeteler her gün ayrı ek verirdi, nerde onlar?

- Bir insanı unutmaya çalışıyorsan onunla olduğun zamanlardaki müzikleri de unutmaya çalışman gerektiğine inanıyorum. Müzik müthiş bir hafıza açıcı. Hatıralar film şeridi gibi geliyor önüne, çok seri.

- Kişiselleştiriverebileceklerimizdenmişçesine çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?

- Evet, saygı çok önemli bir şey. Saygısızlığa asla gelemem. Konuşabilmek güzeldir, o derece de önemli. Konuşmayı bilmekse saygılı olmaktır. Nerede nasıl konuşacağını bilmek paha biçilemez özellik.

Karmaşa




Bir
İki
Ve
Üç
Der ve başlarsın
Neden
Aşılanmıştır ki bu
Bize böyle

Veya
Tam tersi
Üç
İki
Ve
Bir
Der
Başlarsın
Neden
Aşılanmıştır ki bu
Bize böyle

A
B
C
Desek

Veya

C
B
A

;

Pazartesi
Salı
Çarşamba

Veya

Çarşamba
Salı
Pazartesi

Olsa hani

Yine de
-Farklı- olan bu
Sayaçlarda
-Aynı- olan bir
Şey
Var

O da
Düzen
Kural

1-den sonra
Gelmelidir 2
2 Gelmelidir
Sonrasında 1-in

Düzen demektir
Çünkü kolaylık

Kural demektir
Çünkü kolaylık

Kolay yönetilmenin
Şartıdır olmak
Düzenli

1-den sonra 0-ın
Geldiğini etmek
İddia
Deliliktir

Delilik de
Olmaktır öznel

Beynin yıkanmıştır
İçinde zamanın
1-den sonra 2
Gelir diye

Cebir mükemmel
Bir beyin yıkama
Mekanizmasıdır
İşte tam da
Bu yüzden

Kapan




Gizli olan duygularım
Gizli olmayan bakışlarımla
Yaşıyorum onu

Verdiğim sözler var
Yıkamadığım
Verdiğim bu sözler
Kapan misali
Elimi uzatmıyorum
Uzatamıyorum
Ona

Şeytan diyor ki
-Uzat o eli
Sonrasına katlan
Elin bileğinden kopsun
Kanaya kanaya
Çekiciliğe yenil
Uzat o eli!-

...Yapmayacağım
Hatayı başta
Yapmayacaktım
Doğru zamanda
Doğru yerde
Ah olacaktım

Gizli olan duygularım
Gizli olmayan bakışlarımla
Yaşıyorum onu

Yapılan hatayı
Düzeltememek çok fena
Oysa ne de güzeldi
Gözleri
Mimikleri
Tepkileri
Oysa ne de tatlı

...Yapmayacağım
Hatayı başta
Yapmayacaktım
Doğru zamanda
Yanlış yerde
Ah olmayacaktım

Olmayacaktım işte...
Oldum
Ki trajikomik olan
Bu hatayı ilk
Yapışım değil

Gizli olan duygularım
Gizli olmayan bakışlarımla
Yaşıyorum onu

Platonik aşk
Ah seni ne zamandır
Görmüyordum ortalarda
Tekrardan merhaba
Bu aralar takılmak istiyorum
Gel hayatıma yeniden

Gizli kalacak duygularım
Bakışlarımı da
Terbiye etmeye
Çalışacağım
Ama onu hep yaşayacağım

Cezası bu belki de
Maymun iştahlılığımın
Ey Cazibe

19 Nisan 2011 Salı

Söyle bana nedir bu, söylemez misin yoksa?





Kılı kadar küçük parçasının bile yere düştüğünde yaydığı titreşimleri bangır bangır dinlersin hafif telaş ve büyük bir hazla
Ayçiçeği'nin her sabah başını çevirip Güneş'i aramasına özenmişsin de etrafına bakınırsın sanki görmek için onun çehresini
Masal dinleyen büyülenmiş bir çocuksundur her şeyin güzel ve tatlı geldiği bu huzur karnavalında
-Laleler, güller, sümbüL gelir aklına durduk yere içinde açarmışçasına kokularını taze taze hissettirerek her bir hücrene
-Olamazsın durağan duygularının yoğunluğunda ve olmak da istemezsin aslında yanaklarındaki allık gözlerine gülümsüyorken


Kırmak istersin kabuklarını sevgin taşar damarlarında gezinen kan taneciklerinden-
Ilık bir şekilde eser onun rüzgarı yüzüne yüzüne ilkbaharda yeni yeni yeşermeye
başlamış küçük bir tohum gibi
Şevk gelir içinden yaşamaya karşı çünkü anlamlanmaya başlar etrafın-
Arzuların tepişir ya yerinde duramaz bir şeyler yapmak istersin-


-Vurdumduymazlık had safhadadır bencilliğin körlüğünde
-Ezgiler mırıldanırsın yerli yersiz dalgınlığa yoğunlaşmışçasına
Söyle bana nedir bu, söylemez misin yoksa?

16 Nisan 2011 Cumartesi

İkiye Ayrılır




Bence insanlar ikiye ayrılır:

Hayatlarında İstiklal Marşı dışında şiir okumamış olanlar -ki onların çoğu da sadece iki kıtasını ya okumuştur ya da okumamıştır-

,

İstiklal Marşı dışında bir tane de olsa başka şiir okumuş olanlar

15 Nisan 2011 Cuma

Bir Şiir




Ben olsam ya
Bir su damlası
Bedeninin çoğunu kaplayan
Bedeninin her gün
İhtiyaç duyduğu

11 Nisan 2011 Pazartesi

Satılık




Akrabalarımızı seçemeyiz; ama arkadaşlarımızı seçebiliriz, değil mi?

Ya ailemizi?

Ailemizi de seçemeyiz.

Her şeyleriyle onların yanında olup onları sevmeliyiz. Çünkü onlar bizi hayata getirdiler. Bu mu?

Ailemizden bağımsız da olamayız. İlla bir şekilde hayatlarımıza karışacaklardır, iyi ya da kötü.

Ailemi değiştiremem.
Saçlarımı düzeltemem.
Gözlerimi düzeltemem.
Geçmişimi zaten düzeltemem.

Hataların üstüne kurulmuş bu hayatı devam ettirmek...

İnsanlar yaşamaya neden bu kadar bağımlı ki anlamıyorum gerçekten.

Ben ortaokuldan beridir yaşamamayı düşündüğümden bu kadar çok okudum, düşündüm yaşam üzerine.

2 sene önce söylediğim cümleyi tekrarlamak istiyorum:

Keşke hayatıma yeniden başlayabilseydim.

Hayatım kaydı.

Yardım edebilecek kimse yok. Mucize gerek ancak bize.

Bir mucize gerçekleşse de hayatım düzelse. Çok isterdim sorunsuz olmayı.

Sorunlu bir insan gibi görünmek istemezdim.

Hayat şartları yonttu beni.

Kimsenin beni eleştirmeye hakkı yok, hem de hiç kimsenin.

Yaşantımı, ailemi ben seçmedim, şansım olmadı seçmeye.

Seçemediğim bir durumun sonuçlarına katlanan, bununla yaşamak zorunda olan birisiyim işte. Seçemediğim bir hayatı neden yaşayayım ki?

İntihar etmek istemiyorum. Bir mucize olsa da bir anda ölsem, başıma kötü bir şey gelse; ne bileyim kaza falan olsa; kaderimde yarın öleceğim yazsa falan.

Nerde?

Hiç şanslı olamadığım şu hayatta, böyle bir şansım olsun.

Ölmek istiyorum. Çok mu şey istiyorum?

Hızlı ve kesin bir ölüm...

Hiçbir şey anlamadan bir anda gelse başıma ya.

Hayatımı satıyorum, almak isteyen var mı?

7 Nisan 2011 Perşembe

Sigarayı Bırakma Üzerine




Birisine sigarayı bıraktırmak istiyorsan etkili yollar var.

Görmekle alakalı.

Nasıl konuşacağını bilmekle alakalı.

Beni etkileyen kısa bir sohbet:

Apla: Hiç yakışmıyor sana biliyorsun, değil mi?
Can: Ne?
Apla: Sigara içmek
Can: ...

6 Nisan 2011 Çarşamba

İntihar Şüphelisi




Yarın bilinçsiz olmamı sağlayacak olan haplardan almaya başlayacağım.

Kendimi iyi hissetmek, kendime tekrardan gelebilmek için.

İntihar etmeyecek kadar akıllıyım.

İntihar etmeyeceğimi de biliyorum zaten. Yarın da bilebilecek miyim acaba?

Hadi denemekten ne kaybederim? Hehe

Hayatı intihar etmeyecek kadar çok seviyorum ben.

Beni tanıyan herkes böyle bir şey yapmayacağımı zaten biliyor.

Ben de biliyorum sanırım. Beni benden iyi tanıyan insanların olması güzel.

Tazelik geldi ruhuma. Arındım sanırım bir şeylerden.

Hayırlısı.

İlacın adı: Laroxyl.

Hiçbir Şey İşe Yaramıyor



Hayattan yine çok soğudum
Çok fena



Üstüme üstüme geliyor her şey,
Her insan,
Her ses,
Her kavram,
Her düşünce



Ben gerçekten istemiyorum
Devam etmek hayatıma



Hiçbir şey yapmak
İstemiyorum,
Hiçbir şey duymak,
Hiçbir şey görmek,
Hiçbir şey hissetmek,
Hiçbir şey düşünmek,
Hiçbir şey



Sıkıldım uğraşmaktan,
Zorluklardan,
Zorunda olmaktan



Zorunda olduğumdan
Yaşıyorum,
Bunun başka yok
Hiçbir açıklaması



Arkamda bırakacağım
İnsanlar için
Dayanıyorum,
Sadece onlar için
Üzülürler diye,
Kötü etkilenirler diye



Neden ters davranıyorum
Aileme karşı?
İşte başka açıklama yapmaya
Ne gerek var?
Zordan yaşıyorum.



Tat almıyorum hayattan,
Hayattan almıyorum tat.



Yardım gerek.




31 Mart*

Betrayal / Forgiveness




All that I ever wanted
To understand my nightmares
Possessed by my fears
Betrayed by my pride
Alone I wandered in the deepest dark
Seeking comfort from the vanity
Each time I escaped the real
My soul died, died a bit more
Confronting the evil within
Praying for my angel to appear
Agonized whisper into the emptiness
Begging for salvation - salvation for this cursed mind
Words without meaning
Touch without feeling
I do not recognize my own face
Eyes that were once shining
Now extinguished
Left only a silent cold
Sound of a tear falling down
In the desperate hour of loneliness
This shattered heart reaching
For it's relief - the relief it cannot find
Glance without affection
Kiss without sensitivity
Promise without comprehension
Love without hope
I do not remember my own tale
Betrayed by my anger
Betrayed by my delusions
Betrayed by my lust


(I wish)


Strength - to be released from my demons


(I desire)


Wisdom - to forgive the past
To forgive me



by Perttu Kivilaakso

11 Mart 2011 Cuma

Mücadele



Evet, mücadele veriyoruz her gün hayatta kalabilmek için.


Biz yaşamıyoruz aslında. Sadece, doğuştan gelen ihtiyaçlarımızı güdüleme eylemini gerçekleştiriyoruz defalarca.

Hep daha rahat olabilmek için zorluyoruz kendimizi. Zorluyoruz bedenlerimizi.

Kapılıp gidiyoruz olanlara.

Ayak uydurmaya çalışıyoruz uğraşlarımıza.

Hayat öyle bir şey ki sokuyor bizi bir koşuşturma içine. Sürekli koşturuyoruz. Çünkü çok kısıtlı bir şey.

24 saat dediğin şey nedir ki?

Hayatı yaşamıyoruz, hayatımızı yaşıyoruz.

Yaşamak zorunda da değiliz aslında; lakin vazgeçemiyoruz bundan.

Sürekli olumsuz şeylerle yüz yüze gelseydik, istemezdik belki nefes almayı.

İyi ki hayatımızı yaşanır kılan olaylar oluyor.

Sevgi, bu olayların başında geliyor. Birilerini sevdiğimiz ve daha da önemlisi birileri tarafından sevildiğimizi hissettiğimiz için katlanıyoruz zorluklara.


Evet, mücadele veriyoruz her gün hayatta kalabilmek uğruna.


Çünkü hayat mücadeleyle beslenen bir fenomen.

Zor bir fenomen, yaşamak.
Kolay bir olgu, ölmek.

Rahatlamak karanlığa benzer. Dinlendirici ve sakindir karanlık. Rahatlamak ve karanlık da ölümün alt elemanlarındandır. Ölmek rahatlatır, huzur verir.

''Huzur içinde yatsın.'' ifadesi saçmadır aslında bu nedenle. Yürürken ''Şu an yürüyorum.'' demek gibi bir şeydir.

Zorluklara katlanmamızın nedeni daha rahat olabilmek değil midir?

Evet.

E o halde biz ölmek için çaba veriyoruz bir bakıma.

Zorluklara katlanmak, yaşamak eylemi ise, yaşama eylemimizin nedeni huzura ermek olan ölmek değil de nedir?

Ömür süremizi bir hayvanat bahçesine benzetecek olursak, biz yaşama eylemini sadece kısıtlı bir süre içinde gerçekleştiren, zorluklarla mücadele eden, sevgi ve ihtiyaçları doğrultusunda hayata bağlanmaya çalışıp karanlığa doğru yol alan güçsüz hayvanlarız.


Evet, mücadele veriyoruz her gün hayatta kalabilmek zor olduğu için.

9 Mart 2011 Çarşamba

Bu ne lan




18:30 Arka Sokaklar Tekrar
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Formasyon*
22:00 Yabancı Sinema

...*Bu ne lan?

Yaşamaktan Sıkılmak



Dreaming thou to break my door with a terrible excite
Endlessly perpetual praying so as to be possessed by thou
And feeling ready to suck soul of soil
Tactful living life in rectangular
Hailing the soulless bodies with a sincere smile

23 Şubat 2011 Çarşamba

Sevgi




Ona ulaşma duygusu sigara isteğimi bastırıyordu
Zaman önemliydi, vakit kaybetmemeliydim
Yolda eskiden sevdiğim 9 senedir görmediğim kızı gördüm
Göz göze geldik, ama ben suskun ayrıldım yanından
Uzaktan gördüğüm kız beklemekteydi
Elinde tutuyordu çok sevdiği şeyi
Eldivenimi çıkardım sırf elimden sevgi akımı gönderebilmek için
Orda olmayan kız işte en sonunda belirivermişti
Yanına sokuldum hafiften kaybolmasın diye yine
Varlığımı hafifçe hissettirdim
Güzel kadın o gün çok çirkindi
İrkildi
Alevler püskürüyordu gözlerinden
Şeytanı gördüm içinde
Anlamadığım dilde bir şeyler söyledi
Açıklama yapmadım
Beni anlayacağını biliyordum çünkü
Elimi tuttu
Ölü derisi gibi soğuktu
Kurtarmak istedim elimi
Aniden yok oldu sonrasında
Ben orda kalakaldım
Ayaklarım sabit
Hareketsiz olarak bekledim belki tekrar belirir diye
Başımı kaldırdım
Yazana gülümsedim:
Sevgi Beyoğlu'nda Yaşanır
Üç deste dakika durdum
Çevremi gözlemledim
Huzur doldum insanları izlediğimde
Hayat akıp gidiyordu
Kimileri yalnızdı, kimileri çoğul
Lakin değişmeyen zamanın geçtiğiydi
İnsanlar çarpıyordu geçerken yanımdan
Benim dengemi bozamazdılar
Çünkü geleceğini biliyordum onun
İçi ölü kaybolan kadın belirmedi
Sarılan insanları gördüm çokça
Buluşmak otobüse binip gitmek gibiydi
Millet sarılıyordu, bekleyenler otobüstü
Sonradan gelenler ise yolcu
Sol yanım feryat etti
Ama o duyamazdı
Dinlemek istemedi
Birkaç arkadaşımı aradım kafamı dağıtmak için
Yalnızlık duygumu bastırmalıydım çünkü
Ve ben de bir otobüs gibi yola çıktım
Varış noktası belliydi
Merlin'in büyülerini izlemeye gittim
Cinler bana eşlik etti
Uzun süredir istediğim şey yine karşıma çıkmıştı
Bu olasılıksızlık değildi de neydi yine
Hindistan cevizli çikolataydı
Bir yudum mutluluk kattı bana
Beni mutlu eden yere veda ettim
Ama
Dönmek üzere

Hayatı Pi'ye Almak




Yaşamaktır

Deli gibi hakkını vererek gösteriş yapmadan çalışıp günlerce art arda, izin günü altı gün saygından dokunmadığın Browni kekini o gün ağır ağır ağzında ufalamaktır

Bu o kadar da basit bir şey değildir aslında dışarıdan görüldüğü kadar; içinde olman gerekir

Çıkarken yerde gördüğün küçük bir çöpü çöpe atmaktır

Arkandan birilerinin toplayıp toplamadığını düşünmeden tertibi elden bırakmamaktır

Dikkate almaktır yaptıklarını

Motive olmaktır

İnsanlarla iletişim kurmaktır

Yeni insanlar tanımaktır

Bıkmamaktır

İngilizce bazen de Fransızca konuşmaktır

Güzelliktir

Sorumluluk almaktır

Moral depolamaktır

Açık gördüğün elektrik düğmesini kapatmaktır

Pisuvarı kaldırıp işini halletmektir

Dakik olmaktır

Sıkılmamaktır

Kılığına kuşamına görünüşüne özen göstermektir

Zaman kavramını aldığın zevk ve tatla yenmektir

Duracak vaktinin olmamasıdır

Boş boş gezmemektir

Kültürlü olmaktır

Empati kurabilmektir

Kopmak için siparişlerini koşarak içeriden almaktır kimi zaman

Saygılı olmaktır

Satın almak satmaktır

Hatalarını düzeltmektir

Öğrenmektir, hatta öğrenmeye aç olmaktır

Zekanı geliştirmektir

Damak tadını geliştirmektir

Sabırlı olmaktır

Üşürken ısınmadığını fark etmemektir

Ders almaktır

Ayaklarının ağrıyıp kemiklerinin şişmesine rağmen dik durabilmektir

Çatalı sola, sevgilisi olan bıçağı ona dönük sağa koymaktır

Aldığın borcu ödemektir

Gece kapatmadan önce birkaç dakika oturup da sandviç yiyip bir yudum Raja içmektir bazen

Süper arkadaşlıklar kurmaktır

Yas tutmaktır bazen

Sevmektir

Sevilmektir

Kendini göstermektir insanlara karşı her anlamda

Dürüst olmaktır

Özlediğin sigarayı her zaman içememektir

Alçakgönüllü olmaktır

Fıçı değiştirmek bazen de onu taşımaktır

Servis etmeden kokteyl veya yemekleri koklamaktır

Cömertliktir

Bıkmamaktır

Pi için bir şeyler yapmaktır

Bahşiş bırakmaktır o kadar saat birkaç saniye bile oturmayan insanlar için

Temiz olmaktır her açıdan

Her gün duş alıp tıraş olmaktır

Kazanmaktır

İyi ruhlu, iyi huylu olmaktır

Koşuşturmadır

Düzenli olmaktır

Görgü kurallarını pekiştirmektir

Mutlu olmaktır

Bakmak değil de görmektir.

Ve ben eğer hayatı Pi'ye almıyorsam başka kim alıyor?

İşte, hayatı tiye almak da böyle bir şeydir aslında: Hayatı umursamadığın kadar umursarsın her zaman, o da seni.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Belle (Güzel)




Belle, is the only word I know that suits her well
When she dances oh, the stories she can tell
A free bird trying out her wings to fly away
And when I see her move I see the hell to pay

She dances naked in my soul and sleep won't come
And it's no use to pray this prayers to Notre Dame
Tell, who'd be the first to raise his hand and throw a stone
I'd hang him high and laugh to see him die alone
Oh Lucifer, please let me go beyond god's law
And run my fingers through her hair Esmeralda

Belle, there is a demon inside her who came from hell
And he turned my eyes from god, and oh, I fell
He put this heat inside me I'm ashamed to tell
Without my god inside I'm just a burning shell

The sin of Eve she has in her I know so well
For want of her I know I'd give my soul to sell
Belle, this gypsy girl is there a soul beneath her skin
And dies she bear the cross of all our human sin
Oh Notre-Dame please let me go beyond god's law
Open the door of love inside Esmeralda

Belle, even though her eyes seem to lead us to hell
She may be more pure more pure than the words can tell
But when she dances feelings come no man can quell
Beneath her rainbow coloured dress there burns the well

My promised one please let me one time be untrue
Before in front of god and man I marry you
Who'd be the man who'd turn from her to save his soul
To be with her I'd let the devil take me whole
Oh, Fleur-De-Lys I am a man who knows no love
I go to open up the rose Esmeralda

She dances naked in my soul and sleep won't come
And it's no use to pray this prayers to Notre Dame
Tell, who'd be the first to raise his hand and throw a stone
I'd hang him high and laugh to see him die alone
Oh Lucifer,please let me go beyond god's law
And run my fingers through her hair Esmeralda

6 Şubat 2011 Pazar

Umarım hayal kırıklığı yaşamam




To the loyal fans of Six Feet Under-


Our long time friends and band mates, Terry Butler (bass) and Greg Gall (drums), have decided to move on and depart from SFU. Steve Swanson (guitar) and I are grateful for all the fun times we've shared together through the years, and wish them the best of luck in their musical endeavors.

Just to fill you all in, Steve and I are very excited about the future of the SFU. I have been working hard on writing the new SFU material for the past 4 months with a new writing partner. More updates on that later…

I will make this guarantee and promise to all the fans of Six Feet Under; the new lineup will be a DEATH METAL force to be dealt with, with the long awaited addition of a brutal as fuck drummer and riffs that will rip your face off, vocals ala 1993-1995…


Thank you all for your continued support and devotion, see you soon!

-Barnes

Sokak




Penceremi açtım bakıyorum sokağa
Görmek için değil
Sadece bakmak için
Dirseklerimi dayadım acıyor dayadığım basınçta
Umursamıyorum

Sokağı aydınlatan lambaya bakıyorum gizlenerek
Sarı ışığı gözümü yakmasın diye
Kar taneleri düşüyor hızlı hızlı
Görüyorum gizlendiğim yerden

Gökyüzü dikkatimi çekiyor
Ağarmaya hazırlanıyormuşçasına kaplamış etrafı
Soğuk hava vuruyor suratıma ve uzuvlarıma
İçimden titremek geliyor akın akın

Pek bir şey düşünmüyorum anı yaşadığımdan
Gözlemlemiyorum da çevreyi
Sanki çevre kendini bana gözlemletiyor

Alt katta ağlamayı bilmeyen minik çocuğun çığlıkları
Yakıyor içimi en derinden
Ardından küfredermiş gibi yükseliyor sesleri
Kendilerinin anne ve baba olduğunu sanan iki budalanın

Soğuk hava vuruyor çehreme ve uzuvlarıma
İçimden titremek geliyor yavaş yavaş

Az ilerde caddeden geçen arabaların lastikleri
Sürünüyorlar betona ıslak ıslak
Evvelden başlayan kar yağışının yerde bıraktığı izler üstüne
Deniz kokusunun yanında hastane kokuyor püfür püfür
Ambulans sirenleri eşliğinde

Sigaranın dumanı dans ediyor çılgınca parmaklarımın üstünde
Ben yola bakıyorum
Sokağa
Geçmesini beklemediğim biri geçmesin diye

Yanımda duran bitkilerime dönüyorum
Sıkılmışlar sanki aynı şeyleri her gün gözlemlemekten
Gözlemlemiyorum da çevreyi
Sanki çevre bana kendini gözlemletiyor

Yorgunluk




Koşturmada susadığımı fark ediyorum
Davranıyorum su dolu bidona
Kol kaslarım yanıyor basınç uygularken pompaya
Pompa direniyormuşçasına tükürüyor damlaları
Ve bardak doluyor lezzetli suyla

Bardağı kaldıracak gücü bulamıyorum kendimde
Titriyor elim dengeyi kuramamaktan
Başımı doğrultamıyorum
Pipet alıyorum

Daldırıyorum soğuk pınara
Bu kez de görüyorum ki
Pipete abanacak halim yok

Nefes alıyorum canım yana yana
Solunumum yarım kalıyor

Duruyorum öyle hareketsiz bir ölü gibi

Değer Farklılığı




Aile ile sorunlar
Anlaşamamaktan çıkan
Algılayamamaktan
Çift taraflı
Tartışmalar, konuşmalar
Sonuçsuz ama süreçli

Bitmeyen sevgi
Etkileniyor olumsuzca
Düşünceler farklı
Aynı olması istenmiyor
Tartışma neden
Farklı olduğuna yönelik
Sonuçsuz ama süreçli

Rahatsızlık diz boyu
Tutturulmuş önyargılar
Kurtulamıyorlar
Kurtulamıyorum
Yıkamıyorlar

Kalıplaştırma çalışmaları
Kalıplara sığamama
Sığmaya çalışmama
Kalıpsız olmak
Kuşak çatışmaları
Sonuçsuz ama süreçli


Sonuçsuz ama süreçli
Sonuçsuz ama sürekli

Tespitis




- Düşündüm de ben adımı hiçbir yere yazmadım. Hani olur ya çocukken yazarsın duvarlara; veya sevgilin vardır, kazırsın ağaca ya da tarihi eserlere ortasına kalp yapıp. Yapmadım. Hayır. Hiç olmadı. Neden yapılır ki bu? Ego'yla alakası var mıdır acaba?


- Ben saygılı bir insanım. Yaşlı gördüğümde yol veririm; kalkıp otobüste yerimi veririm; ama bugün bir yaşlının beni itip de, yol ver, demesi onun karakter bozukluğundan başka neyi gösterir? Yaşlı olması onun tüm hakları elinde tuttuğunu mu gösterir? Görmedim ki kenara çekilmedim. Ne yani?


- Kafe Pi'de bir şeyler içmek isterseniz, Mr Q'yu öneririm. Çok güzeldir. Bence öyle, evet.


- Mutluluk, kendi paranı kendinin kazanabilmesidir.


- İnsanlar küçük şeylerle mutlu olabilir. Umrumda değil. Ben büyük mutlulukları elde edemeyeceksem mutlu olamam. Polyana değilim ben. Bir elim kesilse hayattan zevk alamam. Diğer elim yok, derim. Az ile yetinmeyen çoğu bulamaz. Az ile yetinen çoğu bulmasa da olur; ama ben çoğu bulmalıyım.


- Bir dil bir insan etmiyor bazen. 5 dil bilip insan olmayan insanlar gördüm. Önce kendi olmalı insan, sonra dil öğrenebilir; veya her ne istiyorsa. Çünkü ben bir dille bin insan olan insanlar tanıyorum.


- Hayatımda olmadığım kadar çok mutluyum diye bi ifade kullanacağımı sanmıyorum sanırım. Şimdi düşündüm de arada Nazım Ran'ın konuşmacısı olmak gerek. Daha hayatında olamayacağın kadar çok mutlu olmadın. Daha en güzel zamanlar daha yaşamadıklarımız.


- Şimdi Acun'u da anlamak gerek. Her ne kadar gündemi değiştiriyor insanları aptallaştırıyor dense de, uğraşacak bişi gerek ona da, değil mi? İnsanlar da izleyecek, vakit öldürecek bir şey arıyor. Çünkü hayatı sorgulamaya başlasalar, en azından kendi hayatlarını sorgulamaya başlasalar eminim ki karamsar bir toplum olup çıkarız.


- Büte giren insan sayısı derse gelen insan sayısından çoktu. Hehe. Büt için özel çan yapılsa bile daha düşük alırım sanırım. Bütünleme güzel bir şey gerçekten. Final zamanı başıma kötü şeyler geldi, giremedim. Şimdi girebildim. Bu bir ikinci şans gibi. Bunun olması çok hoşuma gitti. Şunu da eklemeliyim büt'ler de finallerle aynı derecede stres verici.


- Çok güzel bir kadınla tanıştım; güzel kadın. Hani puding hemen bitmesin diye küçük kaşık alırsın ya. Ben de öyle yapıyorum. Küçük kaşık var elimde, bitmesin istiyorum; PES oyununda bir saat ön hazırlık yapmak gibi; ama şu an daha farklı hissediyorum, biliyor musun? O bir deniz gibi, uçsuz bucaksız geliyor bana. Ben de yavaş kulaç atıyorum. Çok güzel bi kadınla tanıştım; güzel kadın.

Can, the Writer of Nonesuch

I would rather not

Ağaç - 2




ben bir ağacım
karbondioksit yiyorum
ama kimseye yararlı olmak için değil
oksijen salıyorum
kendime yararım dokunsun diye
ben böyle nefes alıyorum
çiçek yaprak açıyorum
mevsimlerden kendimi korumak için
güzel görünmek için
kendime saygım var çünkü
kendime zararım yok
dışarıya hiç yok
sakin sakin duruyorum ben
hayatı gözlemliyorum ağzım kapalı

Çalışıyorum




İnsan saygı gördüğü yerde bulunmak ister ve durur.

İnsan saygı görmek için yaşar.

Saygı gördüğü yerde huzurlu hisseder kendini.

Ego saygı olduğu takdirde olmaz.

Saygı görmek ister insan egolarından kaçmak için.

Saygı bütün kibri ortadan kaldırır.

Saygı biterse bir virüs gibi ego yeniden canlanır.

Saygı olmalı saygı.

İnsan saygıyı göremediğinde uzaklaşmak ister.

İnsan saygı bulamadığında bırakmak ister her şeyi.

Saygı olmalı ki dursun.

Bir insanı bir yerde saygı tutar.

Başka yerlerde yeni bir hayat kurmak isteği saygı biterse başlar.

Başka yerlerde yeni bir başlangıç kurma isteği arttıysa, saygı görememe oranı artmış demektir.

Saygı görüyorum ki çalışıyorum.

Çalışıyorum ki saygı gördüğümden.

Saygı görmeye çalışmıyorum.

Saygı görmeye çalışmak demek ego seviyen artıyor demektir.

İnsanlar ego seviyesiyle uğraştığı vakit huzursuzdurlar.

Huzur bulmak için kaçar insan.

Huzurlu olmak mutlu olmaktan daha önemlidir.

Mutluluk geçicidir; ama huzur geçici değildir yerleşirse tabii.

Özür Dilerim




Annecim özür dilerim
Anne özür dilerim
Annecim özür diliyorum
Anne özür diliyorum
Annecim özür diliyorum
Anne özür diliyorum
Annecim özür diliyorum
Anne özür diliyorum

Nasıl bir aptallıktır benimki?

Senin sevgini başka sevgilere kıyaslamak

Nasıl bir aptalım ben?

Sen mükemmel bir annesin. Hiç kimse yerini tutmayacak; hiç mi hiç kimse. Annelik mesleğini en iyi şekilde yerine getiren kutsal çalışan.

Özür dilerim anne.

Hayatımdaki tek kadınsın doğduğumdan beri yanımda olan; ve sen ya da ben ölene kadar hep yanımda olacak.

Gerginliğimi senden çıkardığım için özür dilerim. Biliyorsun ki istemeden oldu. Kendime engel olamadım. Seni kırmamalıyım. Seni çok seviyorum çünkü.

Beni lütfen affet anne.

Beni lütfen affet.

Ben senin bana verdiğin canı, almak istiyorum anne.

Özür dilerim.

Beni affet.

Ben almak istiyorum senin bana bahşettiğin bu canı.

Canımı sıkıyorlar anne.

Canım sıkılıyor.

Dayanamıyorum daha fazla.

Ayakta duramıyorum.

Özür dilerim.

Beni affet.

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.