11 Mart 2011 Cuma

Mücadele



Evet, mücadele veriyoruz her gün hayatta kalabilmek için.


Biz yaşamıyoruz aslında. Sadece, doğuştan gelen ihtiyaçlarımızı güdüleme eylemini gerçekleştiriyoruz defalarca.

Hep daha rahat olabilmek için zorluyoruz kendimizi. Zorluyoruz bedenlerimizi.

Kapılıp gidiyoruz olanlara.

Ayak uydurmaya çalışıyoruz uğraşlarımıza.

Hayat öyle bir şey ki sokuyor bizi bir koşuşturma içine. Sürekli koşturuyoruz. Çünkü çok kısıtlı bir şey.

24 saat dediğin şey nedir ki?

Hayatı yaşamıyoruz, hayatımızı yaşıyoruz.

Yaşamak zorunda da değiliz aslında; lakin vazgeçemiyoruz bundan.

Sürekli olumsuz şeylerle yüz yüze gelseydik, istemezdik belki nefes almayı.

İyi ki hayatımızı yaşanır kılan olaylar oluyor.

Sevgi, bu olayların başında geliyor. Birilerini sevdiğimiz ve daha da önemlisi birileri tarafından sevildiğimizi hissettiğimiz için katlanıyoruz zorluklara.


Evet, mücadele veriyoruz her gün hayatta kalabilmek uğruna.


Çünkü hayat mücadeleyle beslenen bir fenomen.

Zor bir fenomen, yaşamak.
Kolay bir olgu, ölmek.

Rahatlamak karanlığa benzer. Dinlendirici ve sakindir karanlık. Rahatlamak ve karanlık da ölümün alt elemanlarındandır. Ölmek rahatlatır, huzur verir.

''Huzur içinde yatsın.'' ifadesi saçmadır aslında bu nedenle. Yürürken ''Şu an yürüyorum.'' demek gibi bir şeydir.

Zorluklara katlanmamızın nedeni daha rahat olabilmek değil midir?

Evet.

E o halde biz ölmek için çaba veriyoruz bir bakıma.

Zorluklara katlanmak, yaşamak eylemi ise, yaşama eylemimizin nedeni huzura ermek olan ölmek değil de nedir?

Ömür süremizi bir hayvanat bahçesine benzetecek olursak, biz yaşama eylemini sadece kısıtlı bir süre içinde gerçekleştiren, zorluklarla mücadele eden, sevgi ve ihtiyaçları doğrultusunda hayata bağlanmaya çalışıp karanlığa doğru yol alan güçsüz hayvanlarız.


Evet, mücadele veriyoruz her gün hayatta kalabilmek zor olduğu için.

Hiç yorum yok:

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.