Acelemiz var artık bizlerin bu yalan ve kısa dünyada. Yemeğimizi hızlı yemeliyiz, işlerimizi bir an önce çok çabuk bir biçimde bitirmeliyiz, öyle uzun uzun konuşmamalıyız ve anlatacaklarımızı kısa ve öz anlatmalıyız. Dinleyemeyiz bize anlatılan uzun ve sıkıcı hikâyeleri ya da nasihatleri, ne isteniyorsa açık seçik söylenip istenmeli bizden. Merhaba nasılsın diye yazmaya ne gerek var mesajlarda “mrb nbr” neyimize yetmiyor, bunu okuyan da anlamayacak mı zaten? Yazık değimli kaybolup giden baytlara? Ecelimize koşuyoruz hiç nefes almadan, biraz olsun durup düşünmeden. Koşturmaca içinde yanımızda neleri götürüyoruz hiçbirimiz farkında değiliz.
Öyle her şeyle uzun boylu uğraşamayız biz, o kadar vaktimiz yok “hayat kısa” ne de olsa. Hayatımızdaki tüm emelleri hiç çaba sarf etmeden elde edebilmeliyiz. Her şeyi bilmeliyiz ( ki biliyoruz zaten cahilim diyene rastladınız mı hiç) ama eğitimmiş kitapmış falan uğraşamayız-“yaaaa offfff” ne kadar sıkıcı. Zengin olmalıyız, ama öyle eşek gibi çalışıp olmaz, piyango falan ne içindir? Çalışıp emek vermek, yatırım yapmak, tarlaya tohumu ekmek, gübre atmak, çapa yapmak, sulamak, toplamak falan bize göre değildir. Bir çeşit yoldan şan şöhret sahibi olmalıyız ve zenginlik de gelmeli beraberinde.
Mutlu olmalıyız yanımızdaki herkesin mutsuzluğuna sebep olsa dahi. Zevk almalıyız biz her yaptığımız işten. Canımızı sıkan, fazla emek ve düşünce isteyen işleri sevmeyiz. Tüm hayat bizim merkezimizde dönmeli. Hayat felsefemiz “ben olmazsam hiçbir şey olmaz” olmalı.
Kayıtsız şartsız her şeyin en iyisini istemeliyiz kendimiz için, en güzel ev benimki olmalı, en güzel eş benim olmalı, ana babanın en anlayışlısı tabii ki benimkiler olmalı ( niye değiller diye isyan edip, tepinmeliyiz). Evladım en başarılı çocuk olmalı, bütün sınavlarda birinci gelmeli, en iyi okullarda okumalı ve sonunda en iyi maaşlarla en iyi işlerde çalışmalı. Çevremdeki herkes anlayışlı olmalı bana karşı, birkaç kötü huyum olabilir, ne yapalım katlanıversinler ama onlarda hata olmamalı tabii ki.
Hayat kısa ve su gibi akıp gitmekte, dolu dolu yaşamalıyız biz hayatı ne pahasına olursa olsun. Bütün bunları hak ediyor muyum? Ne saçma bir soru, tabii ki hak ediyorum. Doğururken bana mı sordular? Bak ben bu yüzden çocuk falan da yapmıyorum zaten. Yapsam da bir tane olmalı, en güzel kreşlere yollamalıyım, en özel okullarda eğitim aldırmalıyım. Yurt dışına yollamalıyım yüksek tahsili için. En zengin, tahsilli, asil ailenin çocuğuyla evlendirmeliyim çocuğumu. Farklı olmalıyım ben herkesten. Daha güzel olmalıyım, daha zeki, daha zengin.
Yaşamım boyunca hiçbir bela, musibet benim başıma gelemez. Fırtınalar başka denizlerde kopsun, depremler başka şehirleri yıksın, savaşlar başka ülkelerde çıksın bana ne. Öyle kaza, hastalık gibi şeyler benim dışımda insanların başına geliyor sadece. Bütün bunları hak edecek ne mi yapıyorum? Ne saçma bir soru. Ben mi istedim bu dünyaya gelmeyi, hiç sordular mı bana?
Sahi ya, gerçekten sormadılar mı size de? Gelmek istemiş miydiniz siz bu dünyaya? Gelmek istemediğiniz bu dünyada sonsuza kadar kalacakmışsınız gibi niye yaşıyorsunuz o zaman? Niye bağlıyorsunuz gönlünüzü asla sizin olamayacak ve size kalamayacak onca şeye?
f.g.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder