26 Temmuz 2012 Perşembe

Kimsenin Haberi

Yağmurun yağma ihtimali beni her zaman mutlu ederdi. Giriş kattaki dairemin demir parmaklıklı pencerelerinden günün ağarmasını izleyip sigara içtiğim günlerdendi. Kalktıktan sonra yarım saat içinde sigara içenlere bağımlı denirmiş. Güler geçerdim bu tür bilgilere. Bu gün, yine o geri kalan hayatımın ilk günü dediğim sabahlardandı. Kendimi iyi hissediyordum. Vücudum uykusundan kendi uyanmıştı ve ben de ona boyun eğmiştim. Erken bir saatti belki. Kuşların cıvıltısını dinleyip kafamı dinlendiriyordum.

Kalkar kalkmaz sigara içmemin dışında her zaman yaptığım bir şey vardı ki o da iki bardak soğuk suyu boğazımdan aşağı indirmekti. Bu vücudu canlandırırmış. Ayrıca, uyuyan bedeni kendine getirmekle kalmayıp mideyi rahatlatırmış. Midem rahatladı mı bilmiyorum. Sigara sonrasında tuvaleti iki kez kullanmış olmam daha rahatlatıcıydı orası kesin.

''Kadınlardan nefret ediyorum,'' diye geçirdim içimden birkaç kez.

Sonra aklıma Atinalı trajedi yazarı Evripides geldi birden. Kendisi kadın düşmanlığıyla suçlanırmış. O zamanlarda suçlanmıyordu herhalde. Kendisinin milattan önce yaşadığı bilindiğine göre o zamanlarda kadın-erkek arasında bir eşitlikten söz edemezdik.

Neden? Kadınlardan iğreniyorum. Kadın düşmanı olarak bilinmemin dışında onları arada sevdiğimi de zannederdim.

Bu anlattığım sabaha gelecek olursak, bu ölmeden önceki son günlerimden biriydi.

Böyle bölük pörçük anlattığıma bakmayın -ya da bilhassa bakın derim- ben yazar mazar değilim. Ve öldüm gittim sessiz sedasız kimsenin haberi olmadan.


Hiç yorum yok:

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.