1 Nisan 2010 Perşembe

Aşık Oldum Sanırım - 2

3. kez gördüm. Bir anlıktı o günkü. Yine gözlerimin içinde bitti ruhu.

Sonra ortadan kayboldu. Üzüldüm. Ben de kayboldum o andan sonra.

4. kez gördüğümde onu yine aynı anda hem öküz hem de tren olduk. Ve küçük bir gelişme oldu. Beni mutlu etti nedense çokça. Gülümsedim. Gülümsedim. Gülümsedim kimseyi takmazcasına. Onun ''misafir'' olmadığını, İngiliz Dili Ve Edebiyatı Bölümü üyelerinden birisi olduğunu öğrendim. Güzel bir andı.

Ona doğru yürüdüm gülümseyerek. Bu gülümsemeyi kontrol edemiyordum. Arkamı döndüm. Şen bir hocamla karşılaştım onların dersine girecek olan. Kendisine ''İyi dersler'' dedim sırıtarak. O da durumu anlamadığından masumca gülümsedi dişlerini göstererek.

O anda ''Son Emir'' yankılanıyordu kafamda; şu an olduğu gibi.

'Hak uykuya dalınca
meydan zulüme kaldı.
İnkar saygı görünce
doğru sınıfta kaldı.
Yağmurlar zifte döndü.
Ekin canıyla yandı.
Ve bir gece kral uyandı.
İtlerine bağırdı:

Korkutun ki tapsınlar!
Kaçan varsa vursunlar!
Günahsızsa yaksınlar!
Saklanan varsa bulsunlar!

Halk uykuya dalınca
gece sırtlana kaldı.
''Fırsat bu fırsat'' dedi.
Hemen evlere daldı.
Sırtlan eti kemirdi.
Halk onu fare sandı.
Bir gün yakalanınca
''sahib''ini çağırdı.'


5. kez gördüğümde çevremce ''günün değerini kavra'' felsefesiyle doldurulmuştum. 'Yawp!' diye haykırmak istedim. Dersi yoktu. Dersim yoktu. Millet dersteydi. Sadece ikimizdik katta. 5. gün, öncekilerden farklı olarak siyah deri ceketini çıkarmıştı. ''Yine'' müzik dinliyordu. Sürekli bakıyordu. Kendimi ona bakmaktan alıkoyamıyordum. O gün, bugündü, evet.

O cümle soğuk bir şekilde çıktı gibi geldi bana: ''Afedersiniz''

''Saygı''mdan siz diye hitap ettiğimi hatırlıyorum. O heyecan içinde sesimin tonunu bilmiyorum; fakat beni duyduğunu sanıyorum. Arkasındaydım. Cevap olarak önceden birçok kez görmüş olduğum sırtını gösterdi.

I stoned to death!

''Son Emir''i yankılandırdım son ses. Dönüp dolaşıp 'yine' bakıyordu. Bakmadım sırtını gördükten sonra bir daha gözlerine. Bakamadım. Uzaklaştım oradan fazlasıyla hızlı ve umursamazca.

Döndüm. 'Sevgili arkadaşıyla' yine benliğime bakıp konuşuyorlardı. Arkadaşıyla göz göze geldim. Kendisine artık bakamazdım. Bakmadım. Görmezden geldim.

İçimde hınç, hüzün ve hayalkırıklığı vardı artık.

Bunu tek başıma başarabilecek kadar 'cesaret'li ('(G)üven(Ö)zveri ve (T)ecrübe'lü) değil miyim yoksa?

Bu hayalkırıklığının bir olayı yanlışa yormamdan doğmuş olmasını diliyorum.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

sonraaa ?

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.