19 Mart 2012 Pazartesi

Kelimeler 2





Derme çatma: 1) Gelişigüzel toplanmış, aralarında uygunluk bulunmayan
Derme çatma eşya.
2) Değersiz gereçlerle özensiz olarak yapılmış 
Şimdi müze hâline çevrilmiş eski Millet Meclisinin derme çatma istirahat odasında... - Y. K. Karaosmanoğlu

3) Önemsiz, değersiz
 
Şimdi derme çatma köy düğünlerine, pehlivan güreşlerine gidiyor. - O. C. Kaygılı


Yüksünmek: 1) Bir şeyi kendine yük saymak, bir şeyi kendine yük olarak kabul etmek
...evin nice ağır işlerini de hiç yüksünmeden üstüne almış bulunuyordu. - Y. K. Karaosmanoğlu
2) (Halkdili--) Üşenmek, tembellik etmek
 

EksiklenmekEksiği bulunmak 

Burulmak: 1) Ekseni çevresinde döndürülmek
2) Sancımak, ağrımak
Bağırsaklarım buruluyor.
3) (Mecazi--e-) Alınarak küskünlük göstermek, gücenmek

Yavere burulduğumu sezdirmeden, başka bir lâf açtım. - R. H. Karay

Mukavele:  Sözleşme
Meşhur aktör davet edilmiş, hatta mukavelesi bile yapılmak üzere imiş! - H. F. Ozansoy

Bezenmek:  1) Bezemek işine konu olmak, süslenmek
Yüzlerce sene vakıflarla bezenecek olan İstanbul`da fetihten sonra, millî mimar; yeni bir merhaleye girmişti. - Y. K. Beyatlı
2) Kendini bezemek, süslenmek
 

Büzgü:  Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım 

Uzlaşma:  Uzlaşmak durumu, uyuşma
Uzun mücadelelerden sonra taraflar arasında uzlaşma ümidi kalmayınca çiftliğin bana bırakılmasında bir ittifak meydana geliverdi. - R. N. Güntekin
Yoksa mutlu bir şansla bir uzlaşma olacak, bu da yumuşak bir tasfiyeye imkân bırakacak mıydı? - T. Buğra


Muzahrafat: (--Hukuk terimi) Sahte boyalar, düzme bir kısım sözler, uydurma söz ve yazılar, hurafeler

Muhavemet: Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş, dayanırlık
Şuurlu, realist ve uyanık bir mukavemet cephesinin mevcudiyetine ne büyük ihtiyaç vardı. - S. Ayverdi
2) (--Fizik) Direnç
 

Müstekreh(Eskidil-Sıfat-) İğrenç 

Seki:  1) (Halkdili-İsim-) Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set
2) (Halkdili--) Oturulacak sedir biçiminde taş veya set
3) (Halkdili--) Toprak üstündeki yükseklik, doğal set
4) (--Coğrafya) Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yer yüzü şekli, set taça, teras
5)  At, eşek ve sığırların ayaklarında bileğe veya dize kadar çıkan beyazlık  

Teke:  1) Keçinin erkeği
2) Bir karides türü
3) Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir deve türü 

Beyhude:  1) Boşuna
Beyhude kendini öldürteceksin. - R. N. Güntekin
Eski gülümsemesini beyhude aradım. - A. İlhan

2) Yararsız, anlamsız

Beyhude münakaşalar olacağını anladı. - P. Safa

Vakur:  Ağırbaşlı, onurlu İhtiyar ve orta yaşlılar o günkü gibi soğuk, vakur ve ciddîydiler. - Sait Faik Abasıyanık


http://www.turkcechat.org/sozluk/kelime.asp?bul=54269&no=0&nedemek=vakur 

Hiç yorum yok:

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.