Kadınlara genel olarak bir
mal-mülk olarak bakmak bir erkeğin kurtulması zor alışagelmiş güdüsüdür, evet.
Yalın olarak, erkeklere
güçlü olarak bakılır. Yazılan metinlerin (edebi ve felsefik) neredeyse hepsi
erkekler tarafından yazılmışlardır. Bu nedenle, erkeklerin düşünce yapısı,
düşünüş yapısı farkında olunmadan kadınların bilinçaltlarına aşılanmıştır, tabii
ki sadece kadınların değil erkekler de atasporu mantığıyla onları kabullenip
yollarına devam etmişlerdir.
Tür devam etmese de olur.
Doğanın söylediği o. Biz de (insanlar olarak) içgüdülerimize ve arzularımıza
eğilim halindeyiz. Cinsel haz için (güzel ve ayrı bir haz olsa da) karşı ya da
eş cinsiyete bu gözle bakmamamız gerektiğini düşünüyorum. Biraz 'seven deadly
sins' biraz 'survival of the fittiest' biraz 'repressed feelings' ve biraz da
'degeneration' kafası. Gerçi 'repressed feelings' olayı insanı deadly sins'e
iter az çok. En iyisi übermensch ile birlikte Marx. O da zor tabii biraz.
Ben kalıplara sokulamayan
ardımdan akıllarda soru işaretleri bırakan birisiyimdir. Bunun nedeni de her
görüşten beslenmem gösterilebilir. İnsanların tek bir doğruyla yaşamaması
gerektiğini, tecrübe edebildiği kadar farklı bilgiye maruz kalıp kendi öz
orijinal düşüncelerini oluşturması görüşünü benimserim. Overempathy gibi bir
şey duygusallık babında, düşünüş babında da constant hunger for
information.
Bilinebilecek, düşünülebilecek şeyler bitmez çünkü dünyadaki herkes, bir çoğu sürü olarak dolaşsa da, eşsizdir.
Benim konuşmalarımda başvurduğum yöntem insanların önceden bir şeyler bildiklerini ortaya çıkaran soru sorma yöntemidir, daha çok Sokrates kafası genel bir kalıplaştırma çalışması içindekiler için.
Bilinebilecek, düşünülebilecek şeyler bitmez çünkü dünyadaki herkes, bir çoğu sürü olarak dolaşsa da, eşsizdir.
Benim konuşmalarımda başvurduğum yöntem insanların önceden bir şeyler bildiklerini ortaya çıkaran soru sorma yöntemidir, daha çok Sokrates kafası genel bir kalıplaştırma çalışması içindekiler için.
Ciddiyim, böyle
yetiştim, realizm ve materyalizm ile kafama çok vurdu hayat, hayal kurmanın
bile gerçeğe yansıması ihtimalleri arasında gidip geldim ve son olarak
geyik(kötülemek için bu kelimeyi seçmedim) değil de mizah anlayışım
gelişmiştir.
Benim farkım ne mi, neden mi insanların arasından sıyrılıyorum, insanlar arasında sırıtıyorum?
Çünkü duygusal bir algılama çabasına sahibim. Ben duygusalım evet, beni farklı kılan bu. Duygusal insanlar az olduğu gibi, duygusal erkekler de oldukça azdır. Beni rahatsız eden durumlar hakkında bir şeyler söylemezsem içim rahat etmiyor.
Çünkü duygusal bir algılama çabasına sahibim. Ben duygusalım evet, beni farklı kılan bu. Duygusal insanlar az olduğu gibi, duygusal erkekler de oldukça azdır. Beni rahatsız eden durumlar hakkında bir şeyler söylemezsem içim rahat etmiyor.
Bir bilinç akışı içinde
düşüncelerimi böyle yansıtmam gerekliymiş sanırım. Tartışmayı özledim
insanlarla. Felsefik tartışmaları, çatışan insanları gözlemlemek istiyorum.
Öğrenmek istiyorum, açım, çok aç.
Kadınların kadınsallıklarından
soğudum. Bir dişiyle karşılaşmak istemiyorum ben, ben olgun bir kadınla ilişki
kurmak istiyorum. İlişki illa ki cinsel çağrışımları akla getirmemeli. İletişim
halinde olmak da bir ilişki biçimidir. Bundan sonra sevgili olarak
niteleyebileceğim olacaksa, bu kişinin olgun olmasını istiyorum.
Cinsellikten öteyi
görebilecek olgunlukta ve felsefede olmasını istiyorum. İnsanların ortak
yanlarının olması konuşmalarını artırmaz. Sonuçta ortak olunan konular hakkında
konuşulur konuşulur, kişisel düşünceler ve yorumlamalar yapılır. Sonrasında
sohbet sona erer.
Eğer ortak zevklere sahip olmadığınız birisiyle beraber olursanız konuşacak daha çok şeyiniz olur, emin olun. Çünkü bilmedikleriniz ve merak edeceğiniz şeyler daha çok olacaktır. Sohbet de kesilmeyecektir, taraflar sığ değilse elbet.
Eğer ortak zevklere sahip olmadığınız birisiyle beraber olursanız konuşacak daha çok şeyiniz olur, emin olun. Çünkü bilmedikleriniz ve merak edeceğiniz şeyler daha çok olacaktır. Sohbet de kesilmeyecektir, taraflar sığ değilse elbet.


0 yorum:
Yorum Gönder