1 Mart 2012 Perşembe

Erkek Beyni




Hepimiz aynı yolun yolcusuyuz. Hepimiz öleceğiz burası mutlak.

Kadınlara genel olarak bir mal-mülk olarak bakmak bir erkeğin kurtulması zor alışagelmiş güdüsüdür, evet.

Yalın olarak, erkeklere güçlü olarak bakılır. Yazılan metinlerin (edebi ve felsefik) neredeyse hepsi erkekler tarafından yazılmışlardır. Bu nedenle, erkeklerin düşünce yapısı, düşünüş yapısı farkında olunmadan kadınların bilinçaltlarına aşılanmıştır, tabii ki sadece kadınların değil erkekler de atasporu mantığıyla onları kabullenip yollarına devam etmişlerdir.

Tür devam etmese de olur. Doğanın söylediği o. Biz de (insanlar olarak) içgüdülerimize ve arzularımıza eğilim halindeyiz. Cinsel haz için (güzel ve ayrı bir haz olsa da) karşı ya da eş cinsiyete bu gözle bakmamamız gerektiğini düşünüyorum. Biraz 'seven deadly sins' biraz 'survival of the fittiest' biraz 'repressed feelings' ve biraz da 'degeneration' kafası. Gerçi 'repressed feelings' olayı insanı deadly sins'e iter az çok. En iyisi übermensch ile birlikte Marx. O da zor tabii biraz.

Ben kalıplara sokulamayan ardımdan akıllarda soru işaretleri bırakan birisiyimdir. Bunun nedeni de her görüşten beslenmem gösterilebilir. İnsanların tek bir doğruyla yaşamaması gerektiğini, tecrübe edebildiği kadar farklı bilgiye maruz kalıp kendi öz orijinal düşüncelerini oluşturması görüşünü benimserim. Overempathy gibi bir şey duygusallık babında, düşünüş babında da constant hunger for information. 

Bilinebilecek, düşünülebilecek şeyler bitmez çünkü dünyadaki herkes, bir çoğu sürü olarak dolaşsa da, eşsizdir. 

Benim konuşmalarımda başvurduğum yöntem insanların önceden bir şeyler bildiklerini ortaya çıkaran soru sorma yöntemidir, daha çok Sokrates kafası genel bir kalıplaştırma çalışması içindekiler için.

Ciddiyim, böyle yetiştim, realizm ve materyalizm ile kafama çok vurdu hayat, hayal kurmanın bile gerçeğe yansıması ihtimalleri arasında gidip geldim ve son olarak geyik(kötülemek için bu kelimeyi seçmedim) değil de mizah anlayışım gelişmiştir.

Benim farkım ne mi, neden mi insanların arasından sıyrılıyorum, insanlar arasında sırıtıyorum?

Çünkü duygusal bir algılama çabasına sahibim. Ben duygusalım evet, beni farklı kılan bu. Duygusal insanlar az olduğu gibi, duygusal erkekler de oldukça azdır. Beni rahatsız eden durumlar hakkında bir şeyler söylemezsem içim rahat etmiyor.

Bir bilinç akışı içinde düşüncelerimi böyle yansıtmam gerekliymiş sanırım. Tartışmayı özledim insanlarla. Felsefik tartışmaları, çatışan insanları gözlemlemek istiyorum. Öğrenmek istiyorum, açım, çok aç.

Kadınların kadınsallıklarından soğudum. Bir dişiyle karşılaşmak istemiyorum ben, ben olgun bir kadınla ilişki kurmak istiyorum. İlişki illa ki cinsel çağrışımları akla getirmemeli. İletişim halinde olmak da bir ilişki biçimidir. Bundan sonra sevgili olarak niteleyebileceğim olacaksa, bu kişinin olgun olmasını istiyorum.

Cinsellikten öteyi görebilecek olgunlukta ve felsefede olmasını istiyorum. İnsanların ortak yanlarının olması konuşmalarını artırmaz. Sonuçta ortak olunan konular hakkında konuşulur konuşulur, kişisel düşünceler ve yorumlamalar yapılır. Sonrasında sohbet sona erer.

Eğer ortak zevklere sahip olmadığınız birisiyle beraber olursanız konuşacak daha çok şeyiniz olur, emin olun. Çünkü bilmedikleriniz ve merak edeceğiniz şeyler daha çok olacaktır. Sohbet de kesilmeyecektir, taraflar sığ değilse elbet.

0 yorum:

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.