2 Mart 2012 Cuma

O


Skora oynadığımız zamanlardı. Çocuktum. Hevesli ve çok meraklıydım. Kendimi geliştirmem gerektiğine inanıyordum. Babama söz ettim. İçimdeki gücü, isteği, azmi hissettirdim ona anlatırken. Kabul etti.

Zorlandı benim için. Benim için çabaladı. Hevesler genellikle çok güçlü değildirler. Yeterince önemini kavrayamadım içinde bulunduğum, bulunacağım durumun.

Onunla ilk orada karşılaştım. Sırıtan birisi olduğumdan, sırıtıkların arasına aldılar beni sonradan. Öncesinde az çok çekiştirirdik birbirimizi o sırıtıkla. Sonra baktım ki kucaklarını açmışlardı bana. Mutluydum, kendimdim. Pekala derdim genellikle. Sesimi duyurmaya çekinmezdim. Kimsenin dediği cesaretimi kıramazdı. Çünkü bir şeyi öğrenmem için saf cesarete ihtiyacım vardı. Bende de mevcuttu çok şükür.

Kısa sürede onlarlaştım, onlarla yarıştım. Önemli olan geçmişinden utanmamaktır. Şu anında ve gelecekte geçmişini gömebildiğin vakit sen yeni birisi olur çıkarsın. Başarılı olmak da geçmişi silen önemli şeylerden biridir. Geçmiş hakkında hala ileri geri konuşmalar yapacaklarsa da onlar bilirler. Bu durum, onların eksikliğini gösterir.

Yeterince başarılı olamadım; yeterince ilgi ve alakamı yansıtmıyordum çünkü. Toyluğum ve bulunduğum ortam az çok engeldi bana.
Ona ilk farklı gözle bakan ben olmuştum. Kadınsallığı yeni yeni düşünmeye başladığım zamanlardı; ama yine de sevgi beslediğim insanlara asla ilk etapta bu gözle bakmadım. Ona da bakmamıştım öyle.

Çok olgun bir şekilde karşılamıştı bakışımı. Ben de derhal eski gözlüklerimi takmıştım. O da hiçbir şey olmamış gibi sürdürmüştü ilişkimizi. Onun olgun karşılamasının yanında ben de cevabını çocukça karşılamamıştım ki süregeldi beraberliğimiz.

Aradan seneler geçince ilişkilerimin hala eski tazeliğini korumasıyla birlikte, bana bakılan görüşlerin hafiften geliştiğini hissetmiştim. Öyle de olmalıydı, eski ben değildim. Gelişmiştim, kendimi geliştirmiştim birçok yönden. Yeni tecrübelerim olmuştu, yepyeni. Yeni dünyalar, yeni görüşler, yeni bilgiler edinmiştim.

Zaman geldi gitti. Ben her zaman sınırlarda yüzdüm. Değişen ben olsam da bıraktığım samimiyet aynı kaldı. Güzel renkli zamanlar geçirdik. Hayatımdaki en güzel görüntüleri gördüm. Çok mutluydum konuşmaya hevesli iki dost olarak.

Unicef’in katkılarıyla yazılar yazdım. Çok değerli yazılardı bunlar benim için. İlerleyen teknoloji benim eski değerlerimi ezememişti ve her zaman korumayı bilmiştim; hala da biliyorum. Bazı değerler asla eskimemeli, eskitilemez.

Yüz defteri denilen ortama ilk o davet etmişti beni. 2007’nin Eylül’üydü. Asyalı birisiyle arkadaşlığı olmuş.

Aklıma gelir de içimdeki gücü göremeyen kişiler üzülüyorum sizler için. Çok ciddiyim. Ben kendime de üzülüyorum eğer sizdeki gücü göremediysem, göremiyorsam.

Dondum kaldım bir akşam söylediği bir işaretle. Yarım saat dondum. Sonradan durumu algılamaya çalıştım. Olgunlukla karşıladım. O yapmadı, yapamadı, neden yapamadı?, ah yapamadı.

Çok üzüldüm. Birden moraliniz bozulur ya, onun gibi. Hiç beklemediğiniz bir şey başınıza gelir ya, işte tam da öyle. Yağmurlara eşlik ettim, yağmur yağdım. Onun için geldim uzak diyarlardan. Beni görmezden geldi. Büyümüştüm biraz daha, saçım sakalım uzamıştı. Tanıdı beni; ama tanımadı ve her şey o an bitti, anladım.

0 yorum:

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.