Skora oynadığımız zamanlardı. Çocuktum. Hevesli ve çok
meraklıydım. Kendimi geliştirmem gerektiğine inanıyordum. Babama söz ettim.
İçimdeki gücü, isteği, azmi hissettirdim ona anlatırken. Kabul etti.
Zorlandı benim için. Benim için çabaladı. Hevesler genellikle
çok güçlü değildirler. Yeterince önemini kavrayamadım içinde bulunduğum,
bulunacağım durumun.
Onunla ilk orada karşılaştım. Sırıtan birisi olduğumdan,
sırıtıkların arasına aldılar beni sonradan. Öncesinde az çok çekiştirirdik
birbirimizi o sırıtıkla. Sonra baktım ki kucaklarını açmışlardı bana.
Mutluydum, kendimdim. Pekala derdim genellikle. Sesimi duyurmaya çekinmezdim.
Kimsenin dediği cesaretimi kıramazdı. Çünkü bir şeyi öğrenmem için saf cesarete
ihtiyacım vardı. Bende de mevcuttu çok şükür.
Kısa sürede onlarlaştım, onlarla yarıştım. Önemli olan
geçmişinden utanmamaktır. Şu anında ve gelecekte geçmişini gömebildiğin vakit
sen yeni birisi olur çıkarsın. Başarılı olmak da geçmişi silen önemli şeylerden
biridir. Geçmiş hakkında hala ileri geri konuşmalar yapacaklarsa da onlar
bilirler. Bu durum, onların eksikliğini gösterir.
Yeterince başarılı olamadım; yeterince ilgi ve alakamı
yansıtmıyordum çünkü. Toyluğum ve bulunduğum ortam az çok engeldi bana.
Ona ilk farklı gözle bakan ben olmuştum. Kadınsallığı yeni
yeni düşünmeye başladığım zamanlardı; ama yine de sevgi beslediğim insanlara
asla ilk etapta bu gözle bakmadım. Ona da bakmamıştım öyle.
Çok olgun bir şekilde karşılamıştı bakışımı. Ben de derhal
eski gözlüklerimi takmıştım. O da hiçbir şey olmamış gibi sürdürmüştü
ilişkimizi. Onun olgun karşılamasının yanında ben de cevabını çocukça
karşılamamıştım ki süregeldi beraberliğimiz.
Aradan seneler geçince ilişkilerimin hala eski tazeliğini
korumasıyla birlikte, bana bakılan görüşlerin hafiften geliştiğini
hissetmiştim. Öyle de olmalıydı, eski ben değildim. Gelişmiştim, kendimi
geliştirmiştim birçok yönden. Yeni tecrübelerim olmuştu, yepyeni. Yeni
dünyalar, yeni görüşler, yeni bilgiler edinmiştim.
Zaman geldi gitti. Ben her zaman sınırlarda yüzdüm. Değişen
ben olsam da bıraktığım samimiyet aynı kaldı. Güzel renkli zamanlar geçirdik.
Hayatımdaki en güzel görüntüleri gördüm. Çok mutluydum konuşmaya hevesli iki
dost olarak.
Unicef’in katkılarıyla yazılar yazdım. Çok değerli yazılardı
bunlar benim için. İlerleyen teknoloji benim eski değerlerimi ezememişti ve her
zaman korumayı bilmiştim; hala da biliyorum. Bazı değerler asla eskimemeli,
eskitilemez.
Yüz defteri denilen ortama ilk o davet etmişti beni.
2007’nin Eylül’üydü. Asyalı birisiyle arkadaşlığı olmuş.
Aklıma gelir de içimdeki gücü göremeyen kişiler üzülüyorum
sizler için. Çok ciddiyim. Ben kendime de üzülüyorum eğer sizdeki gücü
göremediysem, göremiyorsam.
Dondum kaldım bir akşam söylediği bir işaretle. Yarım saat
dondum. Sonradan durumu algılamaya çalıştım. Olgunlukla karşıladım. O yapmadı,
yapamadı, neden yapamadı?, ah yapamadı.
Çok üzüldüm. Birden moraliniz bozulur ya, onun gibi. Hiç
beklemediğiniz bir şey başınıza gelir ya, işte tam da öyle. Yağmurlara eşlik
ettim, yağmur yağdım. Onun için geldim uzak diyarlardan. Beni görmezden geldi.
Büyümüştüm biraz daha, saçım sakalım uzamıştı. Tanıdı beni; ama tanımadı ve her
şey o an bitti, anladım.

0 yorum:
Yorum Gönder