Kalkmalı doğrulmalı geç olmadan.
22 Şubat 2012 Çarşamba
'Mother' Üzerine
Elizabeth Willard kitaptaki protagonist olarak görülebilecek George Willard'ın annesidir.
Elizabeth genç bir kızken, tiyatrocu belki de bir aktris olmayı ister ve kasabalarına gelen gezginci tiyatrocularla yakınlık kurar. Kurduğu yakınlıklarda aslında göremediği, erkeklerin onu kullanmak istemeleri. O daha güçlü, daha hayalperest yaklaşır. Bu tutumu arar onlarda. Dünyayı dolaşıp kendisini sergilemek ister.
Belki de bu kasabada tıkılı kalmak istemez; ama gel zaman git zaman adı az çok kötü şöhrete düşer. Hayallerindeki kıza ulaşamayacağını umutsuzlukla anlar.
George'un babası Tom Willard ile evlenir. Tom ile Elizabeth müstakil bir otel işletirler. Oteli çeviren, etrafı temizleyip tertip getiren Elizabethtir. Gel zaman git zaman hayallerini yitiren bu kadıncağız, evliliğinden soğur ve kendine özen göstermeyen, yaşı olduğundan bir hayli büyük gösteren birisine dönüşür.
Kocasını sevmemektedir. Kendisine bakmayan, kocasıyla yakınlık kurmayan Elizabeth'i kocası da sevmemeye başlar. Neden ve ne şekilde evlendikleri bir muammadır zaten. Kocası kasabanın demokratlarındandır ve halk arasında şana da sahiptir; lakin karısını kendine yakıştıramamaktadır.
Oğlu George'un babası gibi sığ olmasını istemez. Tom'un dediklerine kulak asmaması gerektiğine inanır güçlü bir şekilde.
Oğlunu çok sevse de zamanla sevgisini gösteremeyen duygusuz bir hal almıştır ve ne zaman duygularını oğluna açacak olsa geri durur. Oğlunun yokluğunda ise duygularını dolu dolu yaşar.
Elizabeth'in odasında camın önünde sandalyesi vardır ve genellikle orada bulunur. Sürekli camdan dışarı bakar. Belki de hayallerini yitirmiş olduğunun verdiği üzüntüyle kederlenmektedir. İstediğine ulaşamamıştır, bu hayatı yaşamak zorunda kalmıştır adeta. Bu kasabadan çekip gidememiştir.
Camdan ne kadar dışarıya baksa da cam yansıtan bir maddedir. Aslında bence kendisi camdan dışarı bakmasının yanısıra yansıyan sönmüş yüzüne de bakmaktadır. Belki de içini acıtan en çok da budur ve oğlunun da bu kasabada tıkılı kalıp babası gibi bir hayat sürmesini hayal etmemektedir.
Penceresi kasapa bakan odasından dışarıyı gözlüyorken bir kedinin kasaba girip et kapmaya çalıştığını izler. Kedi birkaç sefer denese de hep kasabın küfürlerine ve attıklarına maruz kalır. Bunu gören Elizabeth odasında ağlar. Bu ağlaması belki de kendini kedi ile bağdaştırdığını gösteren bir metafordur. Kendisi de kedi gibi değerli olan için uğraşmıştır; ama birisi, birileri yüzünden alıkonmuştur ve başarısızlığa uğramıştır.
George annesini ziyaret edip odasında durur kimi zamanlar. Bir süre sonra Tom'un odasına uğramamasından olsa gerek kendisini merak eder.
George'un odasına gidip kendini göstermeyi onunla konuşmayı ister. Odanın kapısına vardığında içeriden gelen seslere kulak kabartır. Konuşan George'tur ve kendisiyle konuşmaktadır. Bu durum Elizabeth'in çok hoşuna gider. Çünkü bir zamanlar kendi de oğlu gibi yaşama karşı bir heves bir aşk beslemekteydi. Oğlunda da bunu görmek kendisini mutlu eder.
Tam odasına çıkacakken bir de ne görsün kapıdan kocası Tom çıkar ve der ki: ''Baban gibi başarılı bir işadamı olmak istiyorsan uykudan uyanıp yapman gerekenleri yapmalısın.''
Bunu duyan Elizabeth çıldırır ve az önceki hisleri bir anda kaybolur. İçini hınç ve öfke duyguları basar. Oğlunun geleceği için Tom'u öldürmeyi, onu bıçaklamayı düşünür ki George'un önündeki engel kalksın.
Kocasının karşısına çıkmadan makyaı yapmaya kalkışır. Bu makyaj olayı Elizabeth'in yaparmış gibiliğini sembolize ediyormuş. Bir şeyler yapmak isteyip bir aktris gibi rolde kalması tamamen o karakter olamaması olabilir belki de buradaki mantık.
Makyaj yaparken odaya oğlu George girer ve der ki ''Keşke beni anlayabilsen kendimi sana anlatabilsem. Babama sözünü bile edemiyorum. Yararı olmayacağını da biliyorum. Ne yapsam bilmiyorum. Sadece uzağa bir yere gidip insanları izleyip düşünmek istiyorum.''
Bunu duyan Elizabeth'in içinden sevinç gözyaşları akar ve oğlundaki tutkuyu görünce çok sevinir; ama o makyajlı haliyle bir şey diyemez, sevincini aktaramaz oğluna.
Anne başlıklı bu öyküde, Elizabeth'i acayip(grotesque) kılan yitirdiği tutkusunu içine atması ve sessizliğe çekilip iletişim halinde olmamasıdır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder