Filozof denilen bu adam Doktor Parcival'dir. Kilolu ve sarı sakalı olan doktor; dış görünüşüne önem vermeyen kirli pasaklı bir adamdır:
Üstüme giydiği kıyafetler yırtık pırtık aşınmıştır: Bir gözü yarı kapalıdır; pencereye benzetilir öyküde: ''The lid of the left eye twitched; it fell down and snapped up; it was exactly as though the lid of the eye were a window shade and someone stood inside the doctor's head playing with the cord.''
Doktor Parcival genelde içki meydanında olur. İçkiyi, kendiyle
ilgili hikayeler anlatmayı sever. Parayla pek işi yoktur. Doktor olmasına
rağmen her hastayı kabul etmez. Giydiği kıyafetlerinin yanı sıra midesi de
kirli gibidir. Biff Carter’ın Yemek Salonu’na gittiğinde artık sayılabilecek,
satılamayacak olan ayrılmış yemeklere para öder. Üç beş kuruşla karnını
doyurur. Sanki tek amacı karnını doyurmaktır.
Kendi dış görünüşe dikkat etmemek dışında sanki çevrede de
bunu aramaz.
Belki bu iç dünyasında çok zaman geçirdiği içindir. Gözü de
yarı açık bir pencereye benzer ya, bu gözü onu biraz gizemli kılar. İçinde
nasıl fırtınalar döndüğü kestirilemez.
Biff Carter meyhanede George ile konuşmayı sever. Her
fırsatta ona bir şeyler anlatmak ister. Bir sefer geçmişiyle ilgili bilgiler
verir.
Bu konuşmasında dini eğitim alıp bir papaz olacakken buna
ara verip doktor olur. Kendisi de din adamlığından ‘’Sıradan bir budala olarak
vaaz verirdim arada’’gibisinden konuşur. Bu ifadeleri din konusundaki
bozulmaları gösteriyor olabilir genel anlamda; ya da dine yeterince bağlı
olmayan, tam inançlı olmayan kişilerin bu meslekte olduğunu ima ediyor
olabilir.
Parcival içinde yaşayan bir adam, anlattığı öykülerde.
Dışındaki bu biçimsizlik, kirlilik de S. Anderson’ın yaşamda ölüm temasına
uyuyor.
Parcival da konuşmak için George’u arar. Çünkü George
muhabirdir ve Winesburg Kartalı gazetesinde görev alır. İletişimi kuvvetli,
kasaba halkıyla yakınlık kurabilen birisi olarak görülür. Parcival de o yarı
kapalı gözüyle ruhunun konuşmasını, kendisinin dinlenmesini, belki de
kendisinin George aracılığıyla anlaşılmasını ister.
Zaten Winesburg, Ohio’nun geneline bakacak olursak, acayip,
ucube (grotesque) diye nitelendirilen karakterlerin ihtiyacı olan sevgi ve
biraz anlayıştır. Geçirmiş oldukları değişik tecrübelerin bilinmesini ve
bunların diğerlerince yapılmaması için onları uyarmaya çabalayan bir hevesleri
var gibidir.
Kendi dünyalarından, gerçeklerinden kurtulmaya çalışırken de
çekinip de vazgeçmelerine sebebiyet veren bekledikleri anlayışın diğerlerince
verilemeyeceğini düşünmelerinden olabilir. Hayıflanmaktan korkmaları onları
ucubeleştiriyor aslında. Sessiz kalmaları, halktan kopuk olmaları onların
sadece kendi dünyalarıyla baş başa kalmalarına neden oluyor.
Doktor Parcival’i evrenselleştiren durum, modern insanın
normal sosyal ve kişisel duygularını yansıtamamasından gelir. Basitçe
hissettiklerinden söz edemeyen, istediği gibi hareket edemeyen insanlar
oluvermiştir insanlar. Bu durum da insanların 1. Dünya Savaşı sonrasında duygusal
hassaslıklarını kaybetmeleriyle bağdaştırılır.
Parcival herhangi birisiyle konuşmaz da gider muhabir
George’u arar; sadece onun kendisini anlayışla karşılayacağını düşünür.
Bir gün kasabada bir kaza olur. Kazada küçük bir kız
sahibinden kaçan gergin atların altında kalır. Kaza sonrası hemen bir adam
gelir de yardım ister Parcival’den; ama Parcival yardım etmemeyi seçer ve
reddeder. Gerçi reddettiğini yardım çağıran adam duymadan yanından ayrılmıştır.
Bu durumda hemen paranoyakça halkın ne düşüneceği hakkında
söylenir. Kız’a yardıma gitmemiş olması onun din açısından kötü görüleceğini,
kendisini asacaklarını söyler. Çünkü İncil’de der ki ‘Komşuna yardım et’.
Bunu bilmesine rağmen içinde belki güçlü bir din inancı
olmasına rağmen yardıma koşacak cesareti bulamaz kendinde.
George’a der ki ‘’Tüm insanlar İsa’dır ve çarmıha
gerilecektir.’’ Kimseyi umursamaz görünen bu doktorun böyle bir ifade
kullanması aslında içten içe insanları sevdiğini ve onları düşündüğünü
gösteriyor; fakat yardım çağrıldığında bunu eyleme dökemeyip yerinde kalması da
bir o kadar ironiktir.
Bu durum, halk ve insan arasındaki bağların kopukluğunu
vurguluyor.
Orada kaza geçiren kişiye yardım etmeyeceksen, içinde bunu
taşısan da pek önemli değildir halk gözünde.
Doktor Parcival’i ucubeleştiren iletişim kurmaktaki
beceriksizliği ve düşüncelerini insanlara açamayıp kendi yarı kapalı gözüyle
yaşamasıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder