24 Şubat 2012 Cuma

''The Philosopher'' Üzerine



Filozof denilen bu adam Doktor Parcival'dir. Kilolu ve sarı sakalı olan doktor; dış görünüşüne önem vermeyen kirli pasaklı bir adamdır:

Üstüme giydiği kıyafetler yırtık pırtık aşınmıştır: Bir gözü yarı kapalıdır; pencereye benzetilir öyküde: ''The lid of the left eye twitched; it fell down and snapped up; it was exactly as though the lid of the eye were a window shade and someone stood inside the doctor's head playing with the cord.''


Doktor Parcival genelde içki meydanında olur. İçkiyi, kendiyle ilgili hikayeler anlatmayı sever. Parayla pek işi yoktur. Doktor olmasına rağmen her hastayı kabul etmez. Giydiği kıyafetlerinin yanı sıra midesi de kirli gibidir. Biff Carter’ın Yemek Salonu’na gittiğinde artık sayılabilecek, satılamayacak olan ayrılmış yemeklere para öder. Üç beş kuruşla karnını doyurur. Sanki tek amacı karnını doyurmaktır.
Kendi dış görünüşe dikkat etmemek dışında sanki çevrede de bunu aramaz.

Belki bu iç dünyasında çok zaman geçirdiği içindir. Gözü de yarı açık bir pencereye benzer ya, bu gözü onu biraz gizemli kılar. İçinde nasıl fırtınalar döndüğü kestirilemez.

Biff Carter meyhanede George ile konuşmayı sever. Her fırsatta ona bir şeyler anlatmak ister. Bir sefer geçmişiyle ilgili bilgiler verir.
Bu konuşmasında dini eğitim alıp bir papaz olacakken buna ara verip doktor olur. Kendisi de din adamlığından ‘’Sıradan bir budala olarak vaaz verirdim arada’’gibisinden konuşur. Bu ifadeleri din konusundaki bozulmaları gösteriyor olabilir genel anlamda; ya da dine yeterince bağlı olmayan, tam inançlı olmayan kişilerin bu meslekte olduğunu ima ediyor olabilir.

Parcival içinde yaşayan bir adam, anlattığı öykülerde. Dışındaki bu biçimsizlik, kirlilik de S. Anderson’ın yaşamda ölüm temasına uyuyor.

Parcival da konuşmak için George’u arar. Çünkü George muhabirdir ve Winesburg Kartalı gazetesinde görev alır. İletişimi kuvvetli, kasaba halkıyla yakınlık kurabilen birisi olarak görülür. Parcival de o yarı kapalı gözüyle ruhunun konuşmasını, kendisinin dinlenmesini, belki de kendisinin George aracılığıyla anlaşılmasını ister.

Zaten Winesburg, Ohio’nun geneline bakacak olursak, acayip, ucube (grotesque) diye nitelendirilen karakterlerin ihtiyacı olan sevgi ve biraz anlayıştır. Geçirmiş oldukları değişik tecrübelerin bilinmesini ve bunların diğerlerince yapılmaması için onları uyarmaya çabalayan bir hevesleri var gibidir.

Kendi dünyalarından, gerçeklerinden kurtulmaya çalışırken de çekinip de vazgeçmelerine sebebiyet veren bekledikleri anlayışın diğerlerince verilemeyeceğini düşünmelerinden olabilir. Hayıflanmaktan korkmaları onları ucubeleştiriyor aslında. Sessiz kalmaları, halktan kopuk olmaları onların sadece kendi dünyalarıyla baş başa kalmalarına neden oluyor.

Doktor Parcival’i evrenselleştiren durum, modern insanın normal sosyal ve kişisel duygularını yansıtamamasından gelir. Basitçe hissettiklerinden söz edemeyen, istediği gibi hareket edemeyen insanlar oluvermiştir insanlar. Bu durum da insanların 1. Dünya Savaşı sonrasında duygusal hassaslıklarını kaybetmeleriyle bağdaştırılır.

Parcival herhangi birisiyle konuşmaz da gider muhabir George’u arar; sadece onun kendisini anlayışla karşılayacağını düşünür.
Bir gün kasabada bir kaza olur. Kazada küçük bir kız sahibinden kaçan gergin atların altında kalır. Kaza sonrası hemen bir adam gelir de yardım ister Parcival’den; ama Parcival yardım etmemeyi seçer ve reddeder. Gerçi reddettiğini yardım çağıran adam duymadan yanından ayrılmıştır.

Bu durumda hemen paranoyakça halkın ne düşüneceği hakkında söylenir. Kız’a yardıma gitmemiş olması onun din açısından kötü görüleceğini, kendisini asacaklarını söyler. Çünkü İncil’de der ki ‘Komşuna yardım et’.

Bunu bilmesine rağmen içinde belki güçlü bir din inancı olmasına rağmen yardıma koşacak cesareti bulamaz kendinde.
George’a der ki ‘’Tüm insanlar İsa’dır ve çarmıha gerilecektir.’’ Kimseyi umursamaz görünen bu doktorun böyle bir ifade kullanması aslında içten içe insanları sevdiğini ve onları düşündüğünü gösteriyor; fakat yardım çağrıldığında bunu eyleme dökemeyip yerinde kalması da bir o kadar ironiktir.

Bu durum, halk ve insan arasındaki bağların kopukluğunu vurguluyor.

Orada kaza geçiren kişiye yardım etmeyeceksen, içinde bunu taşısan da pek önemli değildir halk gözünde.

Doktor Parcival’i ucubeleştiren iletişim kurmaktaki beceriksizliği ve düşüncelerini insanlara açamayıp kendi yarı kapalı gözüyle yaşamasıdır.

Hiç yorum yok:

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.