Bu iki kavrama çok aşinayızdır: ‘’Arkadaş’’, ‘’Dost’’. Dostumuz bizim bir arkadaşımızdır; ama her arkadaşımız birer dost mudur?
Hayır, tabiî ki.
‘’Arkadaşlık’’ aile dışında kurduğumuz ilişkilerin başında gelir. İnsan sosyal bir varlıktır. Bu nedenle de yalnız kalamaz. Yapısında yoktur. Ve çeşitli nedenlerle başka insanlarla iletişim kurup arkadaşlık eder. Ama arkadaşlık için, öyle çok özelliğinizin de benzer ya da aynı olmasına gerek yoktur. Aynı ortamda bir süre bulunalım, zaten o bizim arkadaşımız olur yavaş, yavaş. Mesela okul çağındaki çocuklar belirli şubelere ayrılır. Aynı şubeden olanlar sizin arkadaşınızdır zaten, ‘’sınıf arkadaşı’’.
Arkadaşlık kurmak kolaydır; yeter ki paylaşacağınız ortak değerleriniz, zevkleriniz olsun.
Peki ya dostluk? Dostluk bir arkadaşlık çeşidiyse, arkadaşlıktan farkı nedir?
Söyleyeyim. Bence, dostluk karşılıklı sevgi, saygı ve dürüstlüktür. Bir arkadaşınızı seviyor olabilirsiniz; ama her zaman ona saygı gösterir misiniz? Ya da her zaman dürüst davranır mısınız ona karşı?
Sanmıyorum. Bazıları, dostluğun birisini uzun süre tanımak olduğunu söyler. Ben buna katılmıyorum. Birisini uzun süre tanıyor olmak sizi dost yapmaz. Eğer uzun süre tanımaktan kastınız o kişinin her özelliğini bilmek, görmek ise; orada dururum işte. Çünkü haklı olduğunuz bir şeyler olduğunu düşünüyorum bu konuda.
Neler mi? Birisine güvenmek için ne gerekir?
Sadece, sözlü olarak ‘’Bana güvenebilirsin.’’ cümlesini mi duymak?
Hayır. Birisine güvenmemiz için daha fazlası gereklidir. Eylemlerinde de bunu görmek isteriz. Birisini uzun süre tanımak da budur bence. Farklı durumlardaki eylemleri, o durumlara karşı tutumudur bizi cezbeden. Güven duygusu da -bu yüzden- yavaş gelişir.
Dostluk bir kişinin karakterini beğenmektir. Sağlam karaktere sahip olanlardır asıl dostlar.
Bir insanın arkadaşının parmaklarıyla sayabileceğinden fazla olmasının nedeni de budur aslında. Sağlam karakterde -yani duygularında saf, eylemlerinde çıkar gözetmeyen- kişiler azdır, ne yazık ki. Bu durum belki de -büyük ihtimalle- toplumdaki eşitsizliklerin bir kazığıdır bize. Bir düşünün. Herkesin eşit olduğu bir yerde neler vardır?
Huzur, saygı, paylaşım, dürüstlük, sevgi, çıkar gözetmemek, samimiyet…
Bunların olduğu yerde bir insan nasıl kötü huylu olabilir ki? Söyleyin bana lütfen.
Eşitsizlikler arttıkça -ki artıyor, arttığını düşünüyorum- insanlar arasındaki uçurum artacaktır. Bu da insan ilişkilerinde kendini hissettirecektir. Ben sağlam karakterde insanların hala olduğuna gönülden inanıyorum.
Dostunuz mu yok?
Karakterinizi sağlamlaştırmaya ne dersiniz?
Çok şanslısınız ki bu da sizin elinizde olan bir şey.
Ne bizim elimizde?
Aman anlamadınız mı canım? Karakterinizi geliştirmek…
1 yorum:
Güzel bir yazı daha.
Nefret ettiğim eski bir sınıf arkadaşım (!) bana ikide birde şöyle diyordu: "Sen benim en iyi dostumsun P.S."
Ben de hep :) gönderiyordum, ama içten içe kıl kapıyordum. Kendisi çok havacı, karşıdakinin bir konuda bir şey bilmene izin vermeyen biriydi, bir konuda bir şey bildiğini söylediğinde, ben onun kitabını yazdım, şunun kralıyım diyordu. Babası asker, askeriyede herkes karşısına geçip selâm verirmiş B. Âbi diye. :)
Ben de en sonunda Şubat ayında patladım, o günden beri konuşmuyorum.
Bugüne kadar kimseye sen benim arkadaşım/dostumsun ya da sen benim en iyi arkadaşım/dostumsun demedim. :) Diyene de bir şey demedim.
Yorum Gönder