5 Şubat 2012 Pazar

Top



Sokakta top oynayan çocuklar…
Belki gerçek bir oyun sahaları bile yok; ama ne fark eder, onlar birkaç taş parçasıyla, betonlarla döşenmiş gri sokak aralarında hayalleriyle canlandırdıkları yapay bir o kadar da gerçek, oluşturdukları sıcak heyecanlarıyla koşuşturuyorlar bir plastik topun peşinde.  

Çağ dönmüş İnternet Çağı’na, onlar bilgisayarda ya da oyun konsollarında değil de kendilerini, kendi vücutlarını ortaya koyup soluk soluğa kalıyorlar bağrışıp orada ve burada. Kitap okuyorum ben kulaklarımı, algılarımı dış dünyaya kapatmış halde. 

Odamda sessizce yoğunlaşmışım cümle aralarını okumaya. 
Bu çocukların topu vuruyor camın önündeki beyaz demir parmaklıklarımıza. 
Ses etmiyorum, gülümseyip geçiyorum. Diyorum ki gerçek çocukluk budur işte. 
Gerçek çocukluk sokakta oynanan herhangi bir oyundur. 
Kardeşlik, beraberlik, samimiyet, toyluk ve bir avuç heves… 

Ben yine de ses etmiyorum okumaya, hazine ararmışçasına bir maceraya atılmışım yalnız başıma. 
Çoraplarımı giymemişim, yatağımın üstünde oturuyorum soğuk soğuk. 
Düşünüyorum ki arada, soğuk olması güzel, uykum gelmez. 
Ben, aldırmıyorum. 
Ses etmiyorum camdan gelen çığlıklara, etmeyeceğim de. 

Bağırın, koşun, eğlenin çocuklar, yaşayın gerçek çocukluğu. 
Ara veriyorum bir bardak suyu indirmek için sıcak boğazımdan. 
Camdan bakıyorum top kaçmasın diye arabaların altına telaşlı şekilde hızlanarak ilerliyorlar yola fırlayıp. 
Eski anılarım canlanıyor. 

Savunmada durduğum zamanlarım aklıma geliyor. 

Topun park halinde duran arabalara, evlerin camlarına, sağda duran binanın birinci katındaki kirli ve tozlu sahipsiz balkonuna, oturduğumuz binanın işlemeyen marangoz atölyesinin kepenklerine, yolun düz değil de eğri olmasından kaynaklı topun eylemsiz halde hızlanarak aşağıdaki caddeye ulaşmamasına ve bir dakika içinde birçok farklı araba geçerken kenara çekilmeye özen gösteriyorum; savunmada durarak topun rakip olan arkadaşımın hareketleri sonunda benden geriye geçmemesine çaba harcayarak. 

Ey çocuklar, oynayın, koşun eğlenin sokaklarınızda. 

Hiç yorum yok:

Nature

Nature
Do not go where the path may lead, go instead where there is no path and leave a trail.